Geçen sezon cezanın eşiğinden dönen Ankaragücü, yine radara takıldı ve bu kez 3 puanı silinmekten kurtulamadı. Kulübün katlanarak devam etmesi muhtemel cezalardan kurtulabilmesi için büyük bölümü İsmail Mert Fırat ve ikinci sırada Faruk Koca’nın başkan oldukları dönemlerden kalan yaklaşık 350 milyon TL vergi ve sigorta borcunun ve yeni gelen yaklaşık 100 milyon TL faizin ödenmesi gerekiyor.
Bunlara ilave olarak, eski yabancı futbolcuların FIFA’daki dosyalarında bekleyen bir meblağ da var. Böylece toplam borç 800 milyon TL’yi aşıyor. İşin ilginç tarafı, Fırat ve Koca’nın yanı sıra, her iki ismin yönetim kadrosunda yer alan birçok iş insanı Ankaragücü’nden alacaklı durumda.
Peki bu işte bir yanlışlık yok mu? O dönemlerde Süper Lig’de mücadele veren kulübün yayın başta olmak üzere bir dizi normal gelir kalemi vardı. Yöneticiler de kulüp gelirlerine ilave yüklü miktarda para verdilerse futbolcuların ücretleri ile vergi ve sigorta borçları niçin ödenmedi? Kasaya giren paralar nereye gitti?
Türkiye Futbol Federasyonu har vurup harman savuran yöneticilerin kulüpleri batırmaması için bir dizi önlem almıştı. Kulüplere transfer harcama limitleri getirilmiş, vergi ve sigorta borçlarından yöneticilerin müteselsilen sorumlu olacakları açıklanmıştı. Ama durum ortada. Ankaragücü tek örnek de değil. Alın size kısa süre öncesine kadar dünya yıldızı Mario Balotelli’nin forma giydiği, Vincenzo Montella’nın çalıştırdığı Adana Demirspor’un hali.
Zamanında mali dengenin korunması için birçoğumuz uyarmıştık ama dinlemediler. Kendilerini transfer çılgınlığına kaptıran yöneticiler her sezon kadroyu sil baştan değiştirdiler, hiç forma giymeyen oyunculara da menajerlere para dağıttılar. Gökten para yağmayınca, olan hem Ankaragücü’ne hem de kendilerine oldu.
Başkan İlhami Alparslan, Fırat ve Koca’nın üzerlerine düşeni yerine getirmesi halinde, kendisinin de FIFA’daki dosyaları çözeceğini söylüyor. Yönetim şu anda önceliğini mevcut futbolcuların maaşlarını aksatmadan ödemeye vermiş durumda. O halde futbolculara düşen, silinen puanların telafisi için, daha fazla hırslanmak olmalı. Tıpkı 10 kişi kalan bir takımda her oyuncunun o eksik bir oyuncunun da yerine oynaması ve böylece yüksek sinerji elde edilmesi gibi.