Sporda bilgelik kibir değil, tevazu işidir. Spordaki vicdan yorgunluğu, kafa yormaktan öteye geçmiyor.

Olimpik spor dalları madalya getiriyor, ama gerekli toplumsal desteği alamıyorlar. Profesyonel spor şöhret ve para bolluğu içinde, ama Uluslararası başarıları Olimpik kadar değil.
Profesyonelin parçası olan voleybolu inceleyelim.
Kadın başarısını alkışlıyorum. Ama bu ülkede erkeklerde var. Onlar neden kadınlar kadar voleybolda başarılı değil?
İşte bu gibi sorular geçiştirilince veya görmezden gelinince, vicdan yorğunluğu oluşuyor ve kafalar karışıyor.
Sporda kapasite sorunu olduğu ortada.Bunun ne deneni strateji eksikliğidir. Günlük başarı peşinde koşunca, strateji kağıt üstünde kalmaktadır. Yani araç kullanırken uzunları yakmayıp, devamlı kısalarla gitmek gibi..
Olimpik kariyer planlaması karşılık bulursa yapılır. Herkes madalya beklentisi içinde olunca, kısa farlarla yol almak zorunda kalınıyor.
Sporda beklenen başarı gelmeyince ne hesap veriliyor, nede hesap soruluyor.
Kısaca hesap vermek, hesap sorma demogojiyle yürümez. Açıklıkla yürür.
Fiziki yetenekler neden oyun sporlarını tercih ediyorlar?
Atletizm ve Olimpik dallar neden fizikli yeteneklere ulaşmıyorla?.
Ulaşmaları için neden çare üretilmiyor?
Bu soruları duymazdan gelmekle devamlı pislikler halının altına süpürülür.
Zaten yapılanlarda budur.