Şampiyonluk parolasıyla hazırlandığı yeni sezona üç maçta iki mağlubiyet ve bir beraberlikle başlayan Ankaragücü, dördüncü hafta müsabakasında şeytanın bacağını kırdı ama Bursa Karacabey’den taraftarlarına bir iyi ve bir de kötü haber verdi.

İyi haber, deplasmandaki maçın 4-1 gibi farklı bir skorla neticelenmesi ve puan tabelasına ilk kez 3 puanın bir arada yazılmasıydı elbette.

Kötü haber ise takımın beklentilerin çok gerisinde kalan futbolunun kronikleşmesi. 90 dakikanın sonundaki skor kimseyi aldatmamalı. Maçın ilk 25 dakikasında, tıpkı önceki haftalarda olduğu gibi, gol bulmayı rakibin hata yapması beklentisine bağlayan, sürekli al gülüm ver gülüm yana ve geriye pas yapan, bunu da mehter takımı gibi çok yavaş yapan bir Ankaragücü vardı sahada.

Bu hafta 3 puanı getiren ise rakipten beklenen o büyük hatanın 27 ve 30. dakikalarda gelmesi oldu. Hızlı gelişen atakta Mervan Yusuf Yiğit’in kaleciyle karşı karşıya kalmasını önlemek için hamle yapan isteyen Karacabey oyuncusu Oğuz Çolak kırmızı kartla oyun dışında kalınca, başkent ekibi maçın geriye kalan üçte ikisinden fazla süreyi 11’e 10 üstünlükle tamamlama kozunu ele geçirdi. Üç dakika sonraki atakta da ev sahibi takımdan İbrahim Has topu kendi filelerine gönderince, başkent ekibinin ekmeğine yağ sürülmüş oldu.

Bu noktada hak yememek gerekir, Ankaragücü rakip takımın psikolojik çöküş dakikalarını iyi değerlendirdi. 34’üncü dakikada ceza sahasına sağdan giren Mervan’ın pasını iyi değerlendiren Atakan Güner skoru 2-0’a getiren golü attı ve takımını rahatlattı.

İlk yarının son anlarında ciddiyet yitirilmese sarı lacivertliler devre arasına daha farklı üstünlükle girebilirdi ama ikinci yarının başlamasıyla birlikte psikolojik denge bir anda yön değiştirdi. Karacabey bir oyuncu eksik olmasına rağmen sahanın tek hâkimi oldu ve 57’inci dakikada 2-1’i buldu.

Ankaragücü’nün bu bölümde yaşadığı panik havasını Teknik Direktör Recep Karatepe elde edilecek ilk galibiyetin yarattığı strese bağlıyor. Elbette haklılık payı olabilir ama takımının 78 ve 80. dakikalarda ve yine rakibinin birkaç dakikalık konsantrasyon kaybı sürecinde gol üretebildiğini, onun dışında futbol anlamında üstünlük kuramadığını gözden kaçırmaması gerekir.

Önümüzdeki Pazar geçen yıldan kalma stres yükü taşıyan İnegöl maçı var sahada. Her şeyden önce, takım da taraftar da sakin olmalı ve bu maçı hesaplaşma havasına sokmamalı. Çünkü bu camianın gerilimin yükseltildiği maçları hüsranla kapadığına çok şahit olduk.