Türkiye uzun yıllardır TMSF’nin yönetimine el koyduğu basın kuruluşları gündemine alışık. Ne yazık ki.. Elbette patronların siyasi ilişkileri ve sermayelerinin girdiği krizler sonrası yaşanan süreçler gerekçe gösterilerek bu tarz adımlar atılabiliyor. Ancak bütün “el koyma” süreçleri aynı ilerlemiyor.
Geçmişte TMSF yönetimine geçen kanal ya da medya kuruluşları “satılarak” yayın politikası değiştirildiğine elbette şahit olduk ancak hiçbirinde yayın durdurma, haberin yolunu kesme adımları atılmadığını da hafızalarımız hatırlar. Flash TV, TELE-1 süreçleri ise tamamen farklı işledi. Adeta kurumları tasfiye etme, gazetecileri işsiz bırakma süreci yaşandı. Bugün geldiğimiz noktada Türkiye’nin etkin kanallarından TELE-1 artık yok. “susturamazlar” sloganları atılsa, açıklamalar da yapılsa elbette orada çalışan gazeteciler susmadı, mücadelelerini sürdürüyor ama TELE-1’in etkisinin yok edildiği bir gerçek…
Aylardır Ankara’da HALK TV’ye ne olacak sorusu soruluyordu. RTÜK’ten “lisans yenilememe” ya da “iptal” gibi radikal kararlar bekleniyordu. Ancak bu sefer el koyma gerekçesi başka oldu, kanalın sahibi hakkında açılan bir soruşturma gerekçe gösterilerek HALK TV susturuldu. Elbette kanalın sahibi Cafer Mahiroğlu hakkındaki iddialara yanıt vermeli, yargılanma yapılabilir. Ancak kanalın yayınının kesme, haberi engelleme adımı ağır bir karar olmakla birlikte demokrasiye de büyük bir darbedir… Gazetecilerin çalışma özgürlüğü, halkın haber alma hakkına açık bir müdahaledir.
Sahiplik yapısı gerekçe gösterilecekse ve o sahiplerin ilişkileri gündeme getirilerek “kayyum” sistemi devreye konulacaksa sanıyorum ülkede tüm medyanın TMSF’ye devredilmesi gerekir. Hiçbir konu yayın durdurmaya gerekçe olamaz… Ancak kayyum gelir gelmez ilk adım olarak yayın durdurmayı seçiyorsa ve kanalı susturuyorsa orada başka bir amacın olduğu açık. Amaç patronu, sermayeyi yargılamak değil amaç kanalı susturmaktır ve bu başarılı oldu denebilir.
Üzülerek söyleyeyim ki HALK TV’nin sonu da TELE-1 gibi olacak… Onlarca meslektaşımız işsiz kalacak, kanal etkisiz hale getirilip içi boşaltılacak ve satılarak yok edilecek. Umarım yanılırım.
Bir söz de kanalın da adını aldığı halkımıza. Gazeteciler işsiz kalabilir evet, bununla ilgilenmeyebilirsiniz. Açlık koşullarında çalışabilirler, bu da “Ne yapayım” diyebileceğiniz bir konu olabilir… Olmamalı ama olabilir… Ancak susturulan her bir kanal sizin sesinizi kesme adımıdır. Siz haber alamayacaksınız, sizlerin haberi olmayacak. Buna bir şey demek, karşı çıkmak gerekmez mi? Yoksa bir tepki tweeti atmak yeterli mi?
T24 engellendi, Kısa Dalga sürekli engelleniyor… Bağımsız birçok platform var. Çok değerli gazetecilerin çalıştığı emek harcadığı ve Türkiye’nin gündemi olan onlarca haberleri yapıldığı siteler… Birçok konuyu onlardan öğrendik. Peki şimdi bir soru… T24’e ayda 2 paket sigara parası vermek çok mu zor? Hayal kuruyor olabilirim ama T24’ün 1 milyon abonesi olsa sadece orada çalışanlar mı kazanacak sanılıyor? Geniş kadrolarla habercilik yapılacak, haber alma hakkınızı sonuna kadar kullanabileceksiniz. Güçlü bir de yapısı olacak… Geçtim 1 milyonu, 100 bin abone ile bir bu hayal gerçekleşebilir. Çok mu zor? Artık bu susturma düzenine uyum sağlamak yerine elimizi taşın altına koyma vakti gelmedi mi?
Basın meslek örgütlerinin HALK TV’ye kayyum atanması sonrası yaptığı ortak açıklamadan bir bölümle yazıyı bitireyim:
“Halkın bilgilenme hakkı, demokrasinin sağlıklı işleyişi için yaşamsal önemdedir. Bu hak; medya kuruluşlarının bağımsızlığı, gazetecilerin güven içinde çalışabilmesi ve kamuoyunu ilgilendiren olayların serbestçe haberleştirilebilmesiyle korunur. Bir kanalın yönetimine müdahale edilmesi ve yayınlarının durdurulması, bu güvenceleri zayıflatır.”
Güçlendirmek yine “halkın” elinde…