Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Sözcü TV ve Koza TV'ye ceza kesti. Aslında RTÜK bildiğimiz RTÜK… Ceza verilmesinde şaşırılacak bir durum yok ancak açıklanan gerekçeyi bir ele almak gerek…
RTÜK toplantısında, iki televizyon kanalının yayınlarında “tarafsızlık”, “gerçeklik” ve “doğruluk” ilkelerinin ihlal edildiği gerekçesiyle idari para cezası uygulanmasına karar veriliyor. İlk bakışta ne kadar güzel denebilir… “Tarafsızlık” ayrı bir gazetecilik tartışması ancak doğruluk ve gerçeklik olmayanı eleştirmek tabi ki herkesin görevi. Ancak soru şu sadece bu iki kanal için mi geçerli bu iki başlık…
Sözcü TV'de 25 Ekim'de yayımlanan programda Gazeteci Murat Ağırel'in tutuklanmasına ilişkin değerlendirmeler yapıyor. Sunucu Simge Fıstıkoğlu, “Ağırel'in gazetecilik faaliyetleri nedeniyle tutuklandığı” yönünde bir kanaat oluşturuyor. Bu nedenle ceza kesiliyor. Ağırel neden tutuklandı, RTÜK’ün cezayı uygun bulan üyeleri çıkıp açıklarsa iyi olur….
Koza TV'ye verilen cezada da 21 ve 23 Ekim tarihlerinde yayımlanan programda editör
Evren Özalkuş’un programında fon soruşturmasına dair değerlendirmelerde bulunan İYİ Parti ve Yeni Partili iki milletvekilinin sözleri inceleniyor. Sunucunun soruşturmaya dair söylemleri düzeltmediği ve açıklamaları onaylayıcı bulduğu için ceza vermeye karar veriyor. Yani konukların görüşüne katılmak bir tür ceza. Bu da sadece Koza TV için oluşan bir ceza olsa gerek…
Bu kararlara RTÜK üyeleri Tuncay Keser, İlhan Taşçı ve Necdet İpekyüz’ün sosyal medyadan tepki gösterdiğini okuduk. Makul gerekçeler ile tepki sundukları açık.
Cezalar elbette yasalara yönetmeliklere uydurulur. Ancak burada toplantıda asıl havanın ne olduğuna bakmak gerek. Elbette toplantıya katılmak mümkün değil ama AK Parti kontenjanından RTÜK üyesi olan ve başkan olmayı bekleyen isimlerden Hasan Davulcu’nun tweetinden bazı çerçeveyi anlayabiliyoruz…
Hasan Davulcu şöyle diyor:
“Fon soruşturması konuşulabilir, sorgulanabilir, eleştirilebilir. Zaten yargı süreci devam ediyor. Yaptırımın konusu soruşturmanın konuşulması değil, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ‘organize suç örgütü’ olarak, hiçbir bilgi ve belge ortaya konmadan kesin bir olgu gibi ekrana taşınmasıdır. Doğruluğundan emin olunmayan haber yayınlanamaz. Devam eden yargı süreçlerini tek taraflı anlatıp izleyiciye hazır hüküm sunmak basın özgürlüğü değildir.”
Şimdi Hasan Davulcu’ya soralım… Bu temel etik ilkeniz ise bu ilkeniz sadece Sözcü ve Koza TV gibi kanallar için mi geçerli? Örneğin muhalefetin birçok belediyesi ile ilgili “hiçbir bilgi belge ortaya konmadan” yapılan yayınlar ne olacak? İktidara yakın kanallarda sabahtan akşama kadar linç edilen muhalif gazeteciler ya da muhalif isimlerle ilgili bir belge gördünüz mü? Gördüyseniz paylaşır mısınız?
Yargı süreçlerinde sadece bakanlıklardan gelen “tek taraflı” bilgileri dakikalarca ekrana veren ve muhatabına sormayan kanallarla ilgili de bir ceza düşünüyor musunuz? Bu noktada “özen” gösterilmesi gerektiği konusunda bu kanallara uyarıcı bir açıklamanız neden yok? Evet tüm kanallarda “özen” olmalı ama bu sadece belli bir görüşü yayan kanallar için mi geçerli? Eşitlik nerede daha da önemlisi adaletiniz bu mu?
Sorular uzar. Hasan Davulcu ve onun gibi düşünen RTÜK üyeleri ile keşke yüz yüze gelip bu konuları tartışıp, konuşabilsek…
Demokrasi, ifade özgürlüğü ve bağımsızlığımızın teminatı Cumhuriyetimizin 103. Yılı kutlu olsun….