Türkiye’de son dönemdeki siyasi gelişmeler “olmaz denilenler oluyor” dedirtiyor… AK Parti iktidarında önemli görevlerde yer almış isimler Adliye’nin yolunu tutuyor ve ifadeye çağrılıyor. Bu sürecin nereye gideceği de Ankara’nın en fazla konuşulan konularından…
Eski Başbakan ve AK Parti Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, eski Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek son bir haftada ifade vermek için adliye yolunu tutan bazı isimler.
Bu süreci AK Parti içerisindeki isimler de yakından takip ediyor. İktidar içerisindeki isimler bu soruşturmaların daha derinleştirilmesinden şüphe duyuyor. “Bekleyip göreceğiz” diyorlar. Benzer görüş muhalefette de var açık kaynaklardan ifade de ediliyor. AK Parti kurmaylarına göre bunun sebebi bu isimlerin, özellikle Davutoğlu ve Şahin’in kritik ve önemli görevlerde bulunmuş olmaları. Her iki isim de Erdoğan’a çok yakın isimler. Davutoğlu bugüne kadar ne Suriye konusunda, ne görev süresi sırasında yaşadıkları konusunda Erdoğan’a karşı parti kurmuş bile olsa, Erdoğan’a karşı siyasi hareket başlatmış dahi olsa bu konulara dair hiç konuşmadı. Elbette elinde önemli bilgiler vardır ama hiç konuşmadığını da unutmamak gerek…
Söz konusu ifadelerin ardından ilginç bir tablo ortaya koyan AK Partililer de var. Söz konusu bu soruşturmalar ile Meclis açılınca dokunulmazlıkların kaldırılması arasında bağ kuranlar var. “Toplumda herkese dokunulur görüşü oluştu, bunun Meclis ayağı da olacağını düşünüyoruz” görüşü dillendiriliyor. Bu daha çok muhalefet kanadında vardı ama görünen o ki iktidar kanadı da bu görüşü satın almış durumda.
Meclis’te Yeni Parti lideri Özgür Özel ve yakın ekibinde yer alan isimlere dair fezlekeler bekliyor. AK Parti bu konuda bugüne kadar hamle yapmadı. Hatta çok iyi biliniyor ki AK Parti Meclis yönetimi bu dokunulmazlıkların kaldırılmasına karşı. AK Parti kurmaylarına “dokunulmazlıklar için adım atacak mısınız?” sorusunu yöneltince cevap daha ilginç bir tabloyu da ortaya çıkardı. “Bu soruyu bize değil asıl CHP’ye sormalısın. Belki onlar gündeme taşır” yanıtı aldım. Yeni Parti kurmayları ile ilgili dokunulmazlıkları Ak Parti hükümeti değil CHP’nin daha fazla gündemde tutacağını düşünüyorlar. CHP yönetimi uzun süredir bu konuda sessiz. Sorulara yanıtlar matbu: “Zamanı gelince görüşümüzü açıklarız.”
Kemal Kılıçdaroğlu’nun da sık sık “ben de ifade verdim, mahkemeye gidilebilir” sözlerini de bir kenarda tutmak lazım.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasına sayılı günler kaldı. Dokunulmazlıkların kaldırılması adımı önemli bir gündem olacak. Ancak dokunulmazlıkların kaldırılması kadar kimler destek verecek tartışması daha çok gündem olacak gibi…
Mansur Yavaş “çekiliyor” mu?
Ekrem İmamoğlu’nun diploma davası, yolsuzluk soruşturmaları, siyasi yasak davaları sonrası İmamoğlu’nun olası adaylığına ihtimal veren neredeyse kimse kalmadı. Elbette siyaseten “adayımız odur” denilse de herkes biliyor ki bu artık çok zor, hatta imkansız…
Bu nedenle gözlerin çevrildiği isim Mansur Yavaş. Yavaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ziyareti sonrası “AK Parti’ye katılıyor” iddiaları dolaşıma okulunca önce bunu yalanladı ardından da detaylı bir açıklama yaptı. Açıklamanın özü hem Özgür Özel’e hem de Kemal Kılıçdaroğlu’na bir mesaj olarak okunabilir. Her iki isme ve partiye de “gerilim” sürerse bunun kimseye yaramayacağı mesajı veriliyor. Açıklaması şöyle:
“Bugün ihtiyacımız olan şey yeni cepheler açmak değildir. Bugün ihtiyacımız olan; zamanı geldiğinde yeniden aynı masanın etrafında oturabilecek zemini korumaktır.
Ben de o zemini korumaya çalışıyorum. Eğer bu tutumum her iki partinin genel merkezleri tarafından bir rahatsızlık sebebi olarak görülürse, gereğini yapmaktan da çekinmem. (…) Sağduyunun olduğu yerdeyim. Gerilimi artırmak yerine azaltmanın, ayrışmayı büyütmek yerine konuşabilmenin doğru olduğuna inanıyorum.”
Bu sözler dikkat çekici. İlk etapta nasıl yorumlandığını sorduğum siyasi analistler ve parti kurmayları, kabaca “Mesaj net, eğer anlaşamazsanız ben yokum mesajı veriyor” görüşünde birleşti…
Cumhurbaşkanı adaylığını istediği bilinen Yavaş’ın muhalefeti birleştirebileceği ve iktidardan da oy alabileceğine dair bir senaryo ortaya konuluyordu. Ancak muhalefetin mevcut bölünmüş tablosu nedeniyle şimdi konuyu yakından takip edenler “Bu bölünmüşlük içerisinde bir işe kalkışmaz, acaba çekiliyor mu?” sorusunu sormaya başladı. Bu sorunun yanıtı yok. Çünkü CHP ve Yeni Parti arasındaki ilişkilere bağlı olarak zaman içerisinde yanıt bulacağımız bir konu.
Erdoğan, Yavaş’a verdiği randevu gün ve saatiyle yine siyasette iyi bir oyun kurucu olduğunu bir kez daha gösterdi… Yavaş’ı tam da 9 Eylül’de tartışmanın ortasına attı…