AK Parti kurulduğu ve iktidar olduğu günden bu yana geçen çeyrek asırdaki en ciddi “iç kriz” ile karşı karşıya. Atanan önemli ekonomi bürokratları ile bazı siyasetçilerin ve bu siyasi bağlantılarını kullanan bazı “genç iş insanları”nın organize ettiği bir dolandırıcılık ağı ortaya çıkarıldı. Adalet Bakanı Akın Gürlek’e göre de ortada bir örgütlü yapı ve şebeke var.
Fon skandalını sadece söz konusu fonlara para koyan ve mağdur olan 455 bin kişi ile okumak imkansız. Borsada yatırım yapan milyonlar, bununla bağlantılı her sektör, esnaf milyonları ilgilendiren bir durum. Şu ana kadar bürokraside önemli adımlar atıldı. SPK Başkanı değişti, Türkiye Sigorta gibi dev bir şirketin yönetimi değişti, Borsa İstanbul yöneticileri değişti. Öncekiler ya savcının yolunu tuttu ya da cezaevinin… Bu adımları görmemek, “hiçbir şey yapılmıyor” demek elbette doğru değil.
Eski bakan ve genel başkan yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya özelinde AK Parti büyük bir yara aldı. Tabanında da bu isme büyük bir tepki var. Ancak sadece bu değil AK Parti eski vekili Ertan Aydın şu an cezaevinde, partiye yakın durmuş bazı bürokratlar tutuklu. Parti yöneticilerinin çocukları suçlananlar arasında. AK Parti’nin önemli bir ismi olan Hayati Yazıcı’nın son sosyal medya paylaşımına ne yorumlar geldiğine bakmak bile tepkinin boyutunu ortaya koyabilir.
Özetle ortada bir siyaset, bürokrasi ve iş dünyası iş birliği ile büyük bir dolandırıcılık var. Hal böyle iken bir yandan fon skandalında daha çok siyasi olduğu, milletvekilleri olduğu, yargı mensupları olduğuna dair haberler yapılıyor. Bu iddialar da “muhalif” olarak adlandırılan mecralarda değil, direkt iktidar politikalarını savunan mecralarda yapılıyor. Bunlar şu ana kadar yalanlanmadı. Eğer doğru ise zaten bu isimlere dair adım atılması gerekmez mi? Bir yandan da iktidara yakın bazı gazeteci, eski siyasiler sürekli, “sabır”, “gereken yapılacak” açıklaması yapmayı sürdürüyor. Elbette gereken yapılmalı ancak neyin sabrını yaşıyoruz? AK Parti’nin üç grup başkanvekili de “liste açıklansın” çağrısı yaptı. AK Parti tabanında da liste açıklanmalı beklentisi hakim. Böyle bir tabloda o listede gerçekten kimler var, daha çok konuşacağımız isim var mı, bunun kamuoyunun bilmesi şart. Yoksa “sabır, gereken yapılacak” demek skandalın ortaya çıkmasının üzerinden 45 gün geçtikten sonra yeterli bir “öteleme” yöntemi değildir.
Fon dolandırıcılığının AK Parti yöneticileri ve Beştepe’deki yansımalarına da bakınca ortada bir bakış açısı farklılığı olduğu da görülüyor. Daha çok sahadan bilgi alan ve tepkilerleler birebir yüzleşen milletvekilleri “sert ve radikal” adımlar bekliyor. Çünkü seçmene ve parti tabanına verecekleri yanıtlar bitmiş durumda. Listelerin açıklanması, kim sorumluysa hesabını vermesini talep etmenin ötesine geçemiyorlar. Ancak Beştepe biraz daha “sakin” gidiyor denebilir. O taraftaki hava, “yargı gereken adımları atar” çerçevesinde… Yani krizin, sorunun ya da adına ne derseniz deyin durumun herkes farkında ancak bu krizin yarattığı tahribat farklı yorumlanıyor.