Ülkede yaşananlara bak; bir tarafta ponzi krizi, diğer tarafta özellikle futbol içindeki hakem tutuklamaları… Bir de bunun üstüne A Millilerin Uluslar Ligi A Grubu’nda 4 maçlık hezimeti ne ara ama!

MHK Başkanı ve hakemlerin tutuklanması, ekonomideki ponzi krizleri ve A Milli Takım'ın 4'te 0 çekmesi gibi bu üç şoku kırk yıl düşünse aklının ucundan bile geçirmez insan…

Özellikle A Milli Futbol Takımı’nın UEFA Uluslar Ligi’nde oynadığı 4 maçı da kaybetmiş olması, yeşil sahalardaki idari ve ekonomik kaosu sportif bir yıkımla baş başa bırakırken tutuklamalarda üstüne tuz biber ekti.

Bu gelişmelere bakıldığında Türk futbolu verilen arada ve sonrasında tarihinin en karanlık dönemini yaşanmakta… Ara verilen ligler bütün bu olumsuzlukların ardından sağlıklı bir şekilde devam edebilir mi; o da ayrı bir soru işareti…

Arayı bulma adına verilen ara, aranın iyice açılmasına neden oldu yaşanan tüm bu gelişmeler sonucunda… Takımlar biraz nefes alsın kendilerini toparlasın derken ortam öyle bir karıştı ki; aranın ardından başlayan üst liglerin geleceği kafalarda soru işareti oluşturdu…

TFF’nin kendi içinde yaşadığı huzursuzluk, uzun uzadıya öncelikle Millilerin oynadığı maçların sonucuna olumsuz yansıdı… Farklı mağlubiyetler, beklentinin altında bir oyun ve sonuç olarak 4 maçı da puansız tamamlamak gibi…
Milli hüsranın ardından oluşan kaotik ortamın düzelme emarelerini zora sokarken, Merkez Hakem Kurulu Başkanı ve şu anda adı geçen hakemlerin yargılama süreci umutların üzerine tuz biber ekti…

TFF’nin konumunu ve gelecekteki durumunu belirlemesi açısından futbolun paydaşları arasındaki mesafe bu gelişmelerle birlikte daha da açıldı.

Verilen ara ülke içinde yaşanan bu sıkıntılar nedeniyle futbol liglerine yarardan çok zarara biraz daha yakın… Soluk almak ve toparlanmak amacıyla fırsat bilinen Uluslar Ligi maçları sonuçları itibarıyla yaşanan kaotik ortamda fayda getirmedi anlaşılan…