İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan için İmralı’da konut yapılmasına ilişkin tartışmalara tepki gösterdi. Dervişoğlu, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası bulunan Öcalan’ın cezasının cezaevi koşullarında infaz edilmesi gerektiğini belirterek, farklı bir alan tahsis edilmesinin hukuka aykırı olacağını savundu.
Dervişoğlu: Öcalan için konut yapılması hukuka aykırı
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, NOW TV’de İlker Karagöz’ün sorularını yanıtlayarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Abdullah Öcalan için İmralı’da konut yapıldığı yönündeki tartışmalara değinen Dervişoğlu, Öcalan’ın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükümlü olduğunu hatırlattı.
Dervişoğlu, hükümlünün cezasının cezaevi koşullarında infaz edilmesinin yasal bir zorunluluk olduğunu savunarak, “Cezaevi değil de konut, villa, yerleşke adı altında hükmün infaz edilmesi için başka bir alan seçmişseniz yaptığınız yasaya aykırıdır, suçtur” ifadelerini kullandı.
Dervişoğlu, böyle bir uygulamanın hukuki sonuçlarının olması gerektiğini belirterek, “Bunun bir bedeli olması gerekir” dedi.
“Öcalan’a statü aranıyorsa açıklamayı Adalet Bakanı yapmalı”
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a yönelik açıklamalarını da eleştiren Dervişoğlu, Öcalan’a herhangi bir statü aranması halinde bunun kamuoyuna açıklanması gerektiğini söyledi.
Dervişoğlu, “Öcalan denen caniye bir villa ya da yerleşke tahsis edilmiş ve statü aranıyor ise bunun açıklamasını yapacak olan da Adalet Bakanı olmalıdır” diye konuştu.
Bahçeli’nin süreçte rol üstlenmesini de eleştiren Dervişoğlu, bunun kendisi açısından uygun görülebileceğini ancak kendisinin böyle bir yaklaşımı doğru bulmadığını ifade etti.
Dervişoğlu’ndan Bahçeli’ye 30 Ağustos tepkisi
Dervişoğlu, Bahçeli ile yaşadığı bir başka olayı da gündeme getirdi.
İYİ Parti Genel Başkanı olarak 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve siyasi parti genel başkanlarına kutlama mesajı gönderdiğini belirten Dervişoğlu, Bahçeli’nin mesajını kurye aracılığıyla geri gönderdiğini söyledi.
Dervişoğlu, Bahçeli’nin Öcalan konusunda gösterdiği hassasiyet ile kendisine yönelik tutumunu karşılaştırarak, “Sırf emellerine karşı çıkıyorum diye 30 Ağustos kutlama mesajımı geri gönderdi” ifadelerini kullandı.
Akaryakıt fiyatları ve vergiler eleştirisi
Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Dervişoğlu, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in göreve geldiği dönemde petrol fiyatlarının yaklaşık 70 dolar seviyesinde olduğunu söyledi.
Petrol fiyatlarındaki artışın Türkiye’de motorin fiyatlarına yansımasına dikkat çeken Dervişoğlu, akaryakıt üzerindeki vergilerin de vatandaş üzerindeki yükü artırdığını savundu.
Dervişoğlu, motorinin yalnızca bireysel ulaşım amacıyla kullanılmadığını, bu nedenle akaryakıt fiyatlarındaki artışın farklı alanlarda da maliyet oluşturduğunu belirtti.
“Türkiye’de asıl mesele plansızlık”
Mehmet Şimşek’in ekonomik gelişmelere ilişkin “savaş” değerlendirmelerine de değinen Dervişoğlu, Türkiye’deki yüksek enflasyonun yalnızca bölgedeki siyasi gelişmelerle açıklanamayacağını söyledi.
Dervişoğlu, hükümetin ekonomik hedeflerini tutturamadığını savunarak, Türkiye’deki temel sorunun plansızlık olduğunu ileri sürdü.
Borsa için denetim çağrısı
Finansal İstikrar Komitesi’nin toplanmasına ilişkin soruyu da yanıtlayan Dervişoğlu, borsadaki işlemler ve denetim mekanizmaları konusunda eleştirilerde bulundu.
Dervişoğlu, daha önce grup toplantılarında küçük yatırımcıların yaşadığı sorunlara dikkat çektiğini belirterek, borsadaki gelişmelerin yalnızca kriz ortaya çıktıktan sonra ele alınmaması gerektiğini söyledi.
Sermaye Piyasası Kurulu ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun sorumluluklarının da araştırılması gerektiğini savunan Dervişoğlu, denetimin yapılmadığı dönemlerde kimlerin bundan yarar sağladığının ortaya çıkarılması gerektiğini ifade etti.
Bahçeli’nin Mansur Yavaş açıklamasına tepki
Dervişoğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş hakkında yaptığı açıklamaları da değerlendirdi.
Bahçeli’nin siyasi şahsiyetlerin veya belediye başkanlarının medyada ne sıklıkla yer aldığını takip ettirmesine tepki gösteren Dervişoğlu, Bahçeli’nin başka konularla da ilgilenmesi gerektiğini söyledi.
Erdoğan ve Özel’in seçim açıklamaları
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in seçimlere ilişkin açıklamalarına da değinen Dervişoğlu, siyasi partilerin seçim stratejileri oluşturmasının doğal olduğunu belirtti.
Dervişoğlu, ancak seçim stratejisinin tek bir konuya indirgenmemesi gerektiğini savunarak, seçmenin kararını etkileyebilecek alanların daha geniş olduğunu söyledi.
Erken seçim ve Erdoğan’ın adaylığı tartışması
Erken seçim ihtimali ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden adaylığı konusunda da değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, Anayasa’daki düzenlemelere dikkat çekti.
Dervişoğlu, erken seçim kararı alınması halinde Erdoğan’ın yeniden aday olabileceğini belirtirken, seçimin normal tarihine çok kısa süre kala alınacak bir erken seçim kararının hukuki ve meşruiyet açısından tartışmalara yol açacağını savundu.
“Asıl provokatörler onlar” tartışması
Dervişoğlu, Abdullah Öcalan’ın TBMM’ye davet edilmesi ve süreç kapsamında yürütülen tartışmalara yönelik eleştirilerin “süreci enfekte etmek” şeklinde nitelendirilmesine de tepki gösterdi:
"Bizim söylediğimiz her şeye enfekte etmek oluyor. Abdullah Öcalan'ın Meclis’e davet etmek demokrasiyi ve cumhuriyeti enfekte etmiyor. Ondan statü aramak provokatörlük sayılmıyor. ‘Bu yapılan iş yanlıştır’ denildiğinde de süreci enfekte eden beyanlarda bulunduğundan hareketle bazı çevreler onu söyleyen siyasilere karşı kışkırtılmak isteniyor. Bizim söylediklerimizde süreci enfekte eden kelimeler aramak son derece yanlıştır. Dibini bulamayacakları denize dalmak anlamına gelir. Eğer provokatör aranıyorsa toplumun vicdanını yaralayan ve o yaralanmış vicdanın ortaya çıkaracağı sesi büyütmeye yönelik adımları atanlara baksınlar. Öcalan’ı Meclis’e davet edene, ona statü arayana, Türklüğümüzü tartışanlara, üniter devlet yapımızı tartışanlara, milli kimliğimizi tartışanlara, Cumhuriyet’i tartışmaya açanlara baksınlar. Asıl provokatörler onlardır. Provokatörlerin görevlerini icra etmesinin önünü açanlara da suç ortağıdır.
Sayın Bahçeli, Abdullah Öcalan'a devamlı statü arıyor. Öcalan denen caniyi Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne davet ediyor. ‘Sürecin koordinatörlüğü statüsü kendisi için uygundur’ diyor. İmralı'da görüşme yapanlara ‘Söyledikleri her cümlenin altına imzamı atarım’ diyerek paye veriyor. Aynı Devlet Bahçeli bunları bu milletin hakkını hukukunu savunanlardan esirgiyor. Bu zamana kadar söylemedim ama bir örnek vereyim. İYİ Parti Genel Başkanı olarak 30 Ağustos Zafer Bayramı’na dair hem Cumhurbaşkanı’na hem bütün siyasi partilerin genel başkanlarına bir kutlama mesajı gönderdim. Öcalan konusuna bu derece hassasiyet gösteren, ona statü arayan, ona özgürlük arayan, onun örgütüne siyaset yapma hakkı arayan, onun örgütünün militanlarını aramıza karışarak dolaşmasını temin etmeye çalışan Bahçeli, benim 30 Ağustos kutlama mesajımı kurye ile geri göndermiştir. Sorsanız bu memlekete Devlet Bey'in nezaketinden ve zarafetinden bahsederler. Sırf emellerine karşı çıkıyorum diye 30 Ağustos kutlama mesajımı geri gönderdi. 30 Ağustos bayramında selamlaşmadığımız, birbirimize bakmadığımız söylendi ya."
Sırrı Sakık’ın sözlerine yanıt
DEM Parti Ağrı Milletvekili Sırrı Sakık’ın dağlarda yer alan “Ne mutlu Türk’üm diyene” yazısına ilişkin açıklamalarına da değinen Dervişoğlu, söz konusu yazının Ermenistan’a bakan dağlarda bulunduğunu söyledi:
"O yazı Ermenistan'a bakan dağların yüzeyinde yazıyor. Ermenistan'ın rahatsız olacağı yazının Sırrı Sakık tarafından ele alınması hali aslında Sırrı Sakık’ın ne olduğunu da gösteriyor. Onu çok umursamıyorum ama bir şey umursuyorum. Bu sadece onun söylediği laf değildir. Daha önce de buna benzer kelamlar bu ülkeyi yöneten bazı siyasi şahsiyetler tarafından dile getirilmiştir. Sırrı Sakık’a bunu söyletmenin yolunu açan da aslına bakarsanız bu iktidardır"




