İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, PKK’nın Türkiye’den çekilme kararına dair konuştu.

Terör kamplarına ne olacağını soran Dervişoğlu, açıklamadaki “Medya savunma sınırlarına çekiliyoruz” ifadesine ise “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin müdahale alanlarını mı daraltmak istiyorlar?” diyerek tepki gösterdi. “Silahla neyi istiyorlarsa, yaşama geçirmek istedikleri yasal düzenlemelerle onu gerçekleştirmeye çalışıyorlar” diyen Dervişoğlu, PKK’nın hiçbir emelinden vazgeçmediğine işaret etti.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, SZC TV’de Serap Belovacıklı’nın sorularını yanıtladı.

“Manidar değil, özensiz bir adım”

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu'nun da yer aldığı isimlere yönelik başlatılan casusluk soruşturmasında “İngiliz ajanlığı” iddiasının yer almasına rağmen bu zaman diliminde İngiltere ile Eurofighter anlaşması yapıldığına işaret edilen Dervişoğlu, “İç siyasetin şehvetine kapılıp, dış ilişkileri de zedelenmesi muhtemel birtakım adımların atılmasını uygun ve yerinde görmüyorum. İngiltere Başbakanı buraya geliyor, bunun öncesinde böyle bir operasyon yapılıyor. Operasyonun ne amaçla yapıldığını bilmiyorum. Öyle bir dönem geçiriyoruz ki, operasyonlar hep muhalefete yönelik operasyonlar oluyor. Başka başka operasyonları da birbirine bağlayan bir nitelik arz ediyor. Bu adalet duygusunun zedelendiğine, hukukun araçsallaştığına, hukukun iç siyasetin malzemesi yapıldığına dair kanaatlerin oluşmasına da sebep teşkil ediyor. Bu yönüyle bakıldığında bence özensiz bir takvim seçildiği kanaatini taşıyorum. İngiltere Başbakanı’nın Cumhurbaşkanı’yla olan görüşmesinin öncesinde bunun bu takvimde yaşama geçirilmiş olmasını manidar bir iş olarak değil, özensiz bir adım olarak değerlendirilmesinin yerinde olacağı kanaatini taşıyorum’’ dedi.

‘’PKK kendisini kapatmamış mıydı? Kapatmışsa nereye çekiliyor?’’

Terör örgütü PKK’nın “Türkiye’den çekiliyoruz” şeklindeki açıklaması sorulan Dervişoğlu, “Kim çekiliyormuş efendim? Bunlar kendilerini feshetmemiş miydi? PKK kendisini kapatmamış mıydı? Bundan önceki süreçlerde bunu konuşmadık mı? 30 tane eşkıya silah yaktığında ‘bütün bu işler tamamlanmıştır’ türünden bir genel kanaat oluşturmaya çalışan insanları bu konuyla ilgili uyarmamış mıydık? Kendisini kapatmışsa şayet nereye çekiliyor? Kapatma göstermelikse bu çekilmenin ne şekilde tanımlanması gerekiyor diye üzerinde düşünmek lazım. Bunlar Türkiye Cumhuriyeti Devleti’yle kendilerini eşitlediler, kurmuş oldukları müzakere masalarında. Buna sebep olanlar da bu devleti yönettiğini zannedenler. En başından beri uyarıyorum. Bana bir kişi çıksın söylesin, desin ki; ‘Bu adamlar şu emellerinden vazgeçti, bu hedeflerinden vazgeçti. Bunlar Cumhuriyet'in yapısıyla, vatandaşlık tanımıyla, dil birliğiyle olan husumetlerini ortadan kaldırdı’. Bunların sergilemiş oldukları bir vazgeçiş yoktur. Ayrıca birisi bana yine açıklasın, bunların demokratik yol ve yöntemlerle hukuk zemini oluşturarak o bahsettikleri siyasi entegrasyonla temin etmeye çalıştıkları şeyin 50 yıldır silahla temin ettiği şeyden olan farkını açıklasın. Silahla neyi istiyorlarsa şimdi arzuladıkları bu düzenlemeyle de ya da yaşama geçirmek istedikleri yasal düzenlemelerle onu gerçekleştirmeye çalışıyorlar’’ diye konuştu.

“Irak’ın kuzeyine çekildiğini söyleyen PKK’lı teröristler, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gelip siyaset mi yapacaklar?’’ sorusuna Dervişoğlu; “Nereye kadar geçebileceklerini göreceğiz. Milletin bunun ne kadarına müsaade edeceğini göreceğiz. Bu tartışmaların toplumu nereye taşıdığını göreceğiz.” yanıtını verdi.

“Medya savunma sınırları demek suretiyle TSK'nın müdahale alanlarını mı daraltmak istiyorlar?”

Açıklamadaki “Medya savunma sınırlarına çekiliyoruz” ifadesine ilişkin Dervişoğlu, “Medya savunma sınırları ne demek? Bazı adamlar var laf söylediğinde tefsiri gerekiyor. Medya savunma sınırlarını dediğimiz, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin tezkere çıkararak teröre karşı kendi güvenliğini temin etmek üzere belirlediği alanlar ve Türk Silahlı Kuvvetleri emniyet birimleriyle birlikte orada yapmış oldukları operasyonlarla terör faaliyetlerini minimize ettiler. Şimdi medya savunma sınırları demek suretiyle Türk Silahlı Kuvvetleri’nin müdahale alanlarını mı daraltmak istiyorlar?” diye sordu.

“Terörün kuluçka merkezleri ne olacakmış?”

Dervişoğlu şöyle devam etti:

“Terör örgütü artık kendini feshettiğini söyleyemez, söylese de kimseyi inandıramaz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti şöyle bir soru sorsa; mademki bunlarla oturuyor mademki İmralı’ya gidip teşviki mesaide bulunuyor. Onlara sorun: Mahmur Kampı ne olacakmış mesela? Terörün kuluçka merkezleri ne olacakmış? Sadece Suriye'nin kuzeydoğusundaki o Suriye Demokratik Güçleri ya da işte PYD-YPG yapılanmasını söylemiyorum. Irak’ın kuzeyinde ne olacakmış? O kuluçka merkez niteliğini taşıyan kampların durumu ne olacakmış? Bütün bunların tamamına toptan bir bakışla yaklaşmayı becerememenin sonucudur bugün başımıza gelenler”

“Türkiye'yi zannedenler kurdukları komisyon masalarında komisyonculuk yapıyorlar’’

Yasal düzenlemelerle ihtiyaç duyulduğuna dair değerlendirmelere değinen Dervişoğlu; “Peki bunu nasıl yapıyorlar? Irak'ın bir terör bölgesinde ya da rahat hareket ettikleri bir bölgede basın toplantısı yaparak. Ellerinde en gelişmiş Amerikan silahları var. Bu süreç başladığında, ‘PKK silah bırakacak’ diye milleti kandırmaya çalıştıkları dönemde de söyledim. Amerika Birleşik Devletleri’nin verdiği silahları, Türkiye’ye kim ve hangi saikle teslim edebilir? Burada bir siyasi manevra alanı oluşturulmaya çalışılıyor. Sanki sözünü tutmaması muhtemel bir devlet var; Türkiye Cumhuriyeti Devleti. Ama sürecin devamı için verdiği bütün sözleri tutan ve herhangi bir sorumluluk söz konusu olmasın diye de ona göre söylem geliştiren bir terör örgütü var. Ayrıca o terör örgütünün siyasi uzantısı da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, Cumhuriyet’in değerlerinden Cumhuriyet’in kuruluş felsefesine, Cumhuriyet’in banisi Mustafa Kemal Atatürk’e örtülü cümlelerle hakaret yağdırıyor. Türkiye’nin üniter devlet yapısını tartışmaya açıyor, Türkiye’nin değerlerini tartışmaya açıyor, yasal düzenlemeler zemininde de PKK’ya Türkiye’de siyaset yapmasının önünü açabilecek birtakım girişimlere öncülük ve önderlik ediyor. Türkiye Cumhuriyeti’ni yönettiğini zannedenler de bütün bunlara kurdukları komisyon masalarında komisyonculuk yapıyorlar. Türkiye bütün bu olanları tecrübe etmemiş bir ülke midir ki pişirip pişirip aynı düzlem içerisinde karşımıza getiriyorlar?” dedi.

“Terör örgütü siyasi entegrasyon diyerek ne istiyor?”

Terör örgütünün siyasi entegrasyon söylemini değerlendiren Dervişoğlu, “Terör örgütü siyasi entegrasyon diyerek ne istiyor? Suriye'nin kuzey doğusunda Suriye Demokratik Güçleri ya da işte ya PYD-YPG denen ordulaşmış silahlı örgütlerin Suriye'ye entegrasyonuna benzer bir entegrasyon mu yapacaklar? Ya da şöyle mi düşünüyorlar entegrasyon derken; PKK denen cani terör örgütü Suriye'de kurguladıkları ve planladıkları gibi nasıl olsa ABD’nin eğittiği ve donattığı bir yapı, Türk Silahlı Kuvvetlerine mi entegre olacak? Onların suç işlememiş olanları da TBMM’de siyaset mi yapacak? Saçmalık şurada, örgüte üye olmak başlı başına bir suç zaten. Suça karışmamış örgüt üyesi olmak da başlı başına bir aymazlık. Bunları hangi çerçevede düşünüp kamuoyuyla paylaşıyorlar ya da koca koca saraylarda görev yapanlar bu görüş ve düşünceleri tahkim edecek söylemi nasıl geliştiriyorlar anlamış değilim.” ifadesini kullandı.

Bodrum'da CHP'de istifa dalgası: İlçe Başkanı da ayrıldı
Bodrum'da CHP'de istifa dalgası: İlçe Başkanı da ayrıldı
İçeriği Görüntüle

Muhabir: Nur Yıldız