Bu bir bayram yazısıdır. Hoşgörü ile kaleme alınmıştır. Önce, inanan, inanmayan herkesin bayramını kutluyorum. Herkesin dedim; çünkü bayramların mesajı herkes için. Sevgi, dostluk ve kardeşliğin pekiştirilmesi için bayramlardan daha iyi bir fırsat olmaz. O nedenle önce yakınlarımızla, komşularımızla, tanıdıklarımızla bayram tadında bir bayramlaşma gerek. Varsa küskünlüklerimiz, barışmalıyız. Varsa hatalarımız, birbirimizden özür dilemeliyiz. Toplum olarak buna ihtiyacımız var. Yanlışlıklarımızdan başlayalım; Tutturmuşlar,  “diploman nerede?” Adam fiili durum diyor, siz diplomasını soruyorsunuz. Malatyalıların sözü gibi: “Kapı gitmiş, tokmağını arıyorsunuz.” Boşverin diplomayı. Adam istese diplomasız birini vali de yapar. Valilik, istisnai bir memuriyettir meselâ, sokaktan birini getirip vali de yapar. Şükür ki yapmadı. Diplomasız bakanlarımız olmadı mı? Bakın vaize kızımıza. Önceki kocası Rumdu, o sayede Hıristiyanlığı tedris etti. Boşandıktan sonra tekrar Müslüman oldu. Şimdi de İslâm dininin faziletleri hakkında vaizler veriyor. Vermesin mi? Divamız… Adam kendini kadın hissediyordu, erkeklik diplomasını yırtıp attı. Şimdi bu diplomasıza halâ “abi” diyenleriniz varsa yapmasın; o şimdi “abla”. Siz sanatına bakın, gerisini boş verin. Meselâ benim hemşerim. İyi bir sanatçıdır, güzel besteleri var. Şarkılarını, türkülerini zevkle dinlerim. “Bi çay getir kıtlama” sına bayılmıştım. Yakasına firkete takarak huzura çıktı. “Kendime göre tarz yarattım” diyor. Yöresinde firketenin ne işe yaradığını bilse, belki yapmazdı. Eskiden don lastiklerini takmaya yarardı firkete. Şimdi, bizim sanatçımıza “tarz” olmuş. Ülkemizde TÜİK diye bir kuruluş var. Onun verilerine göre: 18 yaş üstü 54 milyon insanımız orta 1’den terk. 25 yaş üzeri 2 milyon insan okuma yazma bilmiyor. 25 yaş üzeri 4.5 milyon insanımız da ilkokul mezunu değil. Yani diplomasız. Hayatlarında ne tarih, ne coğrafya, ne edebiyat okumuşlar. Matematik ise parmak hesabı. Siz gelin, böyle bir toplumun fiil ve faillerinden diploma “çekin”i yapın. Olmaz ki…