Derya GEZGİN Samsun O yıllarda Ankara'da Eczacılık fakültesinde okuyordum. Parapsikoloji ya da mistik konularla hiç ilgim daha doğrusu hiç bilgim yoktu. Her sabah olduğu gibi okula gitmek için kalktığımda etrafın diz boyu karla kaplı olduğunu gördüm. Mersin'li oluşum nedeniyle benim için bu manzara inanıl­maz güzellikteydi. Hemen kararımı verdim. Bir saat daha er­ken çıkıp okuluma yürüyerek gidecektim. Yola çıktığımda ha­yatın önüme çıkaracağı o inanılmaz mucizeden habersizdim. Kaldırımdan yürüyordum. Tam Ayrancıdaki TR binası­nın önüne gelmiştim ki yoldan kayan bir belediye otobüsü elektrik direklerinin ve TR binasının direklerine çarptı. He­men akabinde-kendimi yerde ve düşen tellerin üzerimdeki ışıklarını gördüm. Sonrasında ise acılar, soğuk yani hayata dair hiçbir şey kalmadı. Yalnızca inanılmaz bir hafiflik duygusu ve tıpkı uçan bir balonun salma salına yükselmesini andıran bir duy­guyla yerde yatan bedenimden ve aşağıdaki insanların çığ­lıklarından uzaklaşmış inanılmaz güzellikteki ışığa ve hâlâ bir eşini duyamadığım müziğe doğru garip bir hızla yaklaşı­yordum. Ne olmuştu bana? Ben nasıl farklı bir bedene sahip ol­muştum? Aslında kısa bir süre sonra da bunun çok önemli olmadığını fark ettim. Şimdiki konumumdan çok memnun­dum ve aşağıda bıraktığım bedenim sanki benim için eskimiş ve hiç değeri olmayan bir elbiseydi. İşte tam bu sırada bana doğru gelen varlıkları hissettim. Hissettim, diyorum çünkü bu bedenimde göz yok gibiydi. Ben bendim; ama, sanki bir görünmezdim ya da bir bulut parçası. Algılamam ise beynimleydi. Yaklaşan ve yaklaştıkça ışık topu halindeki varlıklar be­nimle ilgili konuşmalar yapıyorlardı. Algıladığım şey, geri dönmem için zamanın daraldığı şeklindeydi. İçlerinden biri bana doğru yaklaştı. Sanki bulutsal bir bedeni vardı. Aslında gerçek anlamda bedendi ama tüy kadar hafif ve ışıklı bir be­den. Bana dokunduğu an hızla bir düşüş başladı. Birlikte uçar gibi hızla iniyorduk. Garip bir odadaydım. Bir çok dok­torun beni soyarak ilaçladığını görüyordum ama yukarılar­dan bir yerden oluyordu bunları seyretmem. Bedenim aşağı­daydı. Doktorlar göğsümün üzerine garip bir alet koyarak beni yataktan birkaç santim yükseltecek şekilde sıçratıyorlar­dı. İşte tam o esnada ışıklı bedenin benden uzaklaştığını his­settim. Bir anda kendimi dayanılmaz acıların içinde buldum. Gerisi koyu bir karanlık.