Türkiye'de baroların Kürtçe basın açıklaması yapıp yapamayacağına ilişkin tartışmalar sürerken Diyarbakır Barosu konuyla ilgili açıklama yaptı. Türkçe ve Kürtçe yayımlanan açıklamada, baroların Kürtçe basın açıklaması yapmasının Anayasa'nın 3. maddesini ihlal etmediği ifade edildi. Baro, farklı dil topluluklarına kendi dillerinde ulaşmanın ve toplumu bilgilendirmenin insan haklarını savunma görevinin bir parçası olduğunu belirtti.
"Anayasa'nın 3. Maddesi Kürtçe açıklamayı yasaklamıyor"
Diyarbakır Barosu açıklamasında, Anayasa'nın 3. maddesinin Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi dilinin Türkçe olduğunu düzenlediğine dikkat çekildi.
Ancak söz konusu maddenin Türkçe dışındaki dillerin kamusal alanda kullanılmasını veya baroların farklı dillerde açıklama yapmasını yasaklayan bir hüküm içermediği savunuldu.
Açıklamada, resmi dil ile bireylerin ve toplumların kendilerini ifade ederken kullandıkları dillerin birbirinden farklı hukuki ve toplumsal alanlar olduğu vurgulandı.
Baro, bir dilin kamusal alanda kullanılmasının başka bir dilin hukuki statüsünü ortadan kaldırmadığını ve tek başına anayasal düzene aykırılık oluşturmadığını bildirdi.
Baroların kamu kurumu niteliği tartışmasına açıklık getirildi
Diyarbakır Barosu, Anayasa'nın 135. maddesi kapsamında kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olduklarını ancak kendilerine özgü hukuki statüye ve mesleki özerkliğe sahip bulunduklarını belirtti.
Açıklamada, baroların hak ihlallerine ilişkin kamuoyunu bilgilendirmesi ve farklı dil topluluklarına kendi dillerinde ulaşmasının kanuni görevleriyle bağlantılı olduğu ifade edildi.
Kürtçe yapılan bir basın açıklamasının yalnızca kullanılan dil gerekçe gösterilerek Anayasa'ya aykırı ilan edilmesinin hukuki ve maddi dayanağının bulunmadığı savunuldu.
Diyarbakır Barosu'ndan Ahmed-i Hani örneği
Açıklamada Kürtçenin kültürel ve edebi mirasına ilişkin değerlendirmelere de yer verildi.
2026 Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri kapsamında Kürt edebiyatının önemli isimlerinden Ahmed-i Hani'ye Vefa Ödülü verilmesi hatırlatıldı.
Diyarbakır Barosu, bu gelişmenin Kürt dili ve edebiyatının kültürel miras kapsamında değerlendirilmesi açısından anlamlı olduğunu belirtti.
Açıklamada ayrıca kanunen yasaklanmayan fiil ve ifadelerin hukuka uygun ve meşru olduğu görüşü dile getirildi.
"Kürtçe basın açıklamasının anayasa'ya aykırı olduğu iddiası kabul edilemez"
Diyarbakır Barosu, Kürtçenin tarihsel süreçte çeşitli yasaklama ve sınırlamalara maruz kaldığını, günümüzde de anadilde eğitim ve kamu hizmetlerine erişim gibi alanlarda dil haklarına ilişkin sorunların sürdüğünü ifade etti.
Kamu kurumlarının çeşitli faaliyetlerinde Kürtçenin kullanılabildiği bir ortamda baroların Kürtçe açıklama yapmasının Anayasa'ya aykırı olduğunun ileri sürülmesini eleştiren baro, şu değerlendirmede bulundu:
"Bir baronun Kürtçe basın açıklaması yapması, Anayasa'nın 3. maddesinin ihlali değildir. Baroların Kürtçe açıklama yapması ve toplumu kendi dilinde bilgilendirmesi, insan haklarını savunma ve koruma yönündeki kanuni görevleri kapsamında değerlendirilmesi gereken meşru bir faaliyettir."
"Hukukun görevi dilleri susturmak değil"
Açıklamanın sonunda baroların Kürtçe paylaşım yapamayacağını savunan yaklaşımlara da tepki gösterildi.
Diyarbakır Barosu, Kürtçenin kamusal alanda kullanılmasının yasaklanmasını savunan görüşlerin dil hakları açısından sorunlu olduğunu belirtti. Açıklama, "Hukukun görevi dilleri susturmak değil, hak ve özgürlükleri güvence altına almaktır" ifadeleriyle sona erdi.





