ANKA Ekonomi Koordinatörü Erdal Sağlam, kaleme aldığı haftalık ekonomi analizinde, kasım ayının hem küresel piyasalar hem de Türkiye ekonomisi açısından belirleyici bir dönemeç olacağını belirtti. Sağlam, salı günü yapılacak ABD seçimlerinin Türkiye ekonomisi açısından ekim ayı enflasyon verilerinden çok daha kritik sonuçlar doğurabileceğine işaret etti.
"ABD seçimleri ve bölgesel gerilimler küresel kriz beklentisini büyütüyor"
Kasım ayının ilk haftasıyla birlikte küresel ölçekte risklerin arttığına değinen Erdal Sağlam, değerlendirmesinde şu tespitleri aktardı:
"Bu yıl Kasım ayı, hem küresel ekonomi hem Türkiye ekonomisi açısından çok kritik bir ay niteliği kazandı. Kasım’ın ilk haftasına girilirken, Salı günü yapılacak ABD seçimleri, Türkiye ekonomisi açısından, aynı gün açıklanacak Ekim enflasyonuna kıyasla, çok daha önemli olacak gibi gözüküyor. Küresel piyasalarda, ABD’nin seçim sonrasında İran’a kapsamlı bir saldırı düzenleyeceği beklentisi büyürken, geçen hafta ABD’de teknoloji şirketlerindeki balon tedirginliğini büyüten borsa düşüşleri yaşandı. Tüm bu gelişmeler, petrol fiyatlarındaki seyri de etkileyeceği için küresel ekonomide yeni bir kriz beklentisinin doğmasına neden oluyor."
Küresel çaptaki belirsizliklerin yanında Türkiye ekonomisinin bir süredir içine girdiği sürüklenme halinin derinleşerek sürdüğünü ifade eden Sağlam, olası bir küresel dalgalanmanın Türkiye'deki mevcut istikrarsızlığı daha da ağırlaştıracağını kaydetti.
"3,5 yıldır uygulanan program enflasyonla mücadelede başarısız oldu"
Türkiye'de yürütülen ekonomi politikalarının sonuçlarına ve son dönemde gündeme gelen finansal gelişmelere dikkat çeken Sağlam, şu ifadeleri kullandı:
"Çünkü, 3,5 yıldır uygulanan ekonomik program, enflasyonla mücadelede başarısız olurken, bu kadar uzun süren program hem geniş toplumsal kesimleri yoksullaştırdı, hem de üretimin durmasına, sonuçta tablonun iyice ağırlaşmasına neden oldu. Uzun AKP iktidarının ekonomide yaptığı kritik hatalar, kurumlar ve kuralların uygulanmasını savsaklaması, yönetimde liyakata izin vermemesi, sonuçta 'fon vurgunu gibi devasa bir ekonomi kazası'na neden oldu."
Denetim eksikliği ve kurumların işleyişindeki aksaklıkların bu tabloyu açığa çıkardığını kaydeden Sağlam, konunun uzun süredir piyasalarda konuşulmasına ve uyarılara rağmen müdahale edilmediğini aktardı.
"Fon tasfiye süreci iyi yönetilemiyor"
Çok sayıda tasarruf sahibinin mağduriyet yaşadığı fon krizinde 16 Eylül sonrasında piyasaya likidite sağlanarak ilk paniğin atlatılmaya çalışıldığını ancak tasfiye sürecinin doğru yönetilemediğini belirten Sağlam, sürece ilişkin şu detayları paylaştı:
"Son olarak 1 milyon TL’ye kadar alacaklı hesaplara ön ödeme yapılacağı söylenmişken, başlayan ödemelerde ancak 250 bin TL’ler ödenebildi. Alacaklıların anapara hesabına ve ödemelere ilişkin şikayetleri büyürken, uygulama aşamasında da şeffaflığın olmaması, tasfiye sürecinin iyice karmaşıklaşmasına, kimsenin önünü göremez hale gelmesine yol açıyor. Bu durum özel şirket tahvillerindeki ödeme sorununu büyütürken, hisse senedi piyasalarındaki düşüşlerin devam ettiği görülüyor. Varlık Fonu’nun yoğun müdahalesine rağmen, borsadaki düşüş süreci devam ediyor. Bağımsız analistler 'büyük ve saygın şirket değerlerinin, fon vurgununun etkisiyle, ederlerin yarısına kadar indiğini' söylüyorlar."
"Kadro değişikliği açısından Kasım kritik bir ay olacak"
Tasfiye aşamasında iktidara yakın bazı isimler hakkındaki soruşturmalar ve el koyma kararlarının kısa sürede geri dönmesinin adalet ve hukuk algısını zedelediğini belirten Sağlam, Devlet Denetleme Kurulu raporu beklenmesine rağmen ekonomi kurumlarındaki kadrolarda henüz bir adım atılmadığını ifade etti.
Sağlam, ekonomi bürokrasisindeki dengelere ve geleceğe ilişkin değerlendirmesini şu cümlelerle tamamladı:
"Nas politikası uygulanması için göreve getirilen kadroların hala SPK, BDDK, BİST gibi hassas kurumların başlarında bulunmaları dikkati çekiyor. İktidara yakın bazı siyasetçi ve danışman kadrolarının, tekrar kendilerine yakın kişilerin atanması konusunda baskıyı sürdürdükleri konuşuluyor. Bu eğilim tüm piyasaları endişelendiriyor. 'AKP içindeki farklı grupların güç çatışması'nın ekonomiye büyük zarar verdiği açık. Kadro değişikliği açısından da Kasım, kritik öneme sahip bir ay olacak. Türkiye küresel ekonomiyle uyumlu, kuralların hakim olacağı yeni bir anlayış için kesin kararını vermediği sürece, ekonomik istikrarın tehlikeye gireceğini söylemek yanlış olmaz."




