Ekonomist Prof. Dr. İbrahim Atilla, Türkiye ekonomisinin 2025 karnesini değerlendirdi. Yüksek faiz politikasını "narkoza" benzeten Atilla, "İmamoğlu operasyonuyla temiz 6 ay kaybettik. Bu bize enflasyon ve hayat pahalılığı olarak döndü" dedi.
Yüksek enflasyon, faiz politikaları ve küresel krizlerin gölgesinde geçen 2025 yılını yorumlayan Prof. Dr. İbrahim Atilla, hükümetin ekonomi politikalarına yönelik sert eleştirilerde bulundu. Vatandaşın alım gücünün eridiğini ve kredi kartlarının limitlerine dayandığını belirten Atilla, ekonominin ciddi bir sıkışmışlık içinde olduğunu vurguladı.
"İmamoğlu Operasyonuyla 5 Puan Kaybettik"
Yılın ilk aylarında yaşanan siyasi gelişmelerin ekonomik istikrarı zedelediğini savunan Atilla, özellikle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik yargı sürecinin piyasalara etkisine dikkat çekti. ANKA Haber Ajansı'na konuşan Atilla şu ifadeleri kullandı:
"2025’e kötü başladık. Ancak mart ayında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’na olan operasyondan sonra ekonomide bir sıkışıklık oldu. Biz İmamoğlu operasyonuyla temiz 6 ay kaybettik. Beklentimiz; faizlerin ve enflasyonun daha düşük seviyelere gelmesiydi ancak bu süreci geciktirdik. Burada temiz bir 5 puan kaybettik. Bu 5 puan ülkeye hayat pahalılığı, yüksek faiz ve refah kaybı olarak yansıdı. Ekonomi siyasetten bağımsız değildir."
"Yüksek Faiz Narkoz Gibidir, Çok Uzun Tuttular"
Mevcut para politikasını eleştiren Atilla, yüksek faizlerin sürdürülebilir olmadığını belirterek ilginç bir benzetme yaptı:
"Yüksek faiz narkoz gibidir. Ameliyata aldığımız hastaya narkoz veririz, operasyonu yaparız sonra ayıltırız. Yüksek faiz belli bir süre gidebilir ama şu anda çok uzun tuttular. Tüketici kredileri ve kredi kartları şişmiş vaziyette. Ekonomi şu anda sıkıştırılmış bir düdüklü tencere gibidir. Havasını almak gerekiyor, bu da faizlerin düşmesi ve refahın artmasıyla olur."
"Sarımsağı Çin'den, Cevizi ABD'den Alıyoruz"
Türkiye'nin üretimden koparak ithalata bağımlı hale geldiğini belirten Atilla, 100 milyar dolarlık dış ticaret açığına dikkat çekti.
"Kendi ürettiğimiz malı tüketmezsek, ithalat için para bulamayız" diyen Atilla, "Sarımsağı Çin’den, cevizi ABD’den, maydanozu İran’dan getiriyorsunuz. Tarım ülkesiyken bu kadar dağılmışlık olmamalı. İthalat çılgınlığından vazgeçip yerli üretimi kutsamak zorundayız" değerlendirmesinde bulundu.
2026 Öngörüleri: Dolar, Altın ve Borsa
Prof. Dr. Atilla, yatırımcılar için 2026 yılına dair beklentilerini de paylaştı:
-
Dolar: "Çok büyük bir hareketlenme beklemiyorum. 2026'da mevcut trend sürecek, yüzde 20-25 bandında bir hareketlilik olabilir."
-
Altın: "Altın belirsizliği ve çatışmayı sever. Yönü genel olarak yukarıdır. Ancak 10 bin lira gibi afaki tahminler doğru değil."
-
Borsa ve Gayrimenkul: "Faizlerin düşmesi ve kurdaki görece istikrar borsaya yarayacak, yatırımcısına kazandırmaya devam edecektir. Gayrimenkul de cazibesini koruyor."
"Kumar Yasaklanarak Değil, Denetlenerek Yönetilmeli"
Son dönemdeki yasa dışı bahis ve kara para soruşturmalarına da değinen Atilla, ekonomik sıkışıklık dönemlerinde insanların kısa yoldan para kazanma eğiliminin arttığını belirtti. Atilla, çözüm önerisi olarak şunları söyledi:
"Belki bunun çözümü kumarı serbest bırakmak ve kontrollü yönetmek olabilir. Gazinolar ve diğer kumar sistemleri, yasaklayarak değil, düzenli kontrol ve denetimle yönetilebilir. Temel çözüm yasaklamaktan ziyade kontrol edebilir hâle gelmektir."




