Emekli Tümamiral Yankı Bağcıoğlu, Türkiye’nin denizcilik politikalarına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Deniz ticareti, balıkçılık, denizcilik eğitimi, limanlar, tersaneler ve deniz emniyeti gibi alanların birbirinden kopuk politikalarla yürütülmemesi gerektiğini belirten Bağcıoğlu, “Denizcilik Bakanlığı kurularak, denizcilik politikalarının bütüncül, uzun vadeli ve kurumsal bir yapı altında yönetilmesi sağlanmalıdır” dedi.
Bağcıoğlu: Denizcilik bütüncül devlet politikası olmalı
Türkiye’nin denizlerdeki uluslararası hukuktan doğan egemenlik hakları ile hak ve menfaatlerinin korunmasının öncelikli olması gerektiğini ifade eden Bağcıoğlu, denizcilikle ilgili tüm unsurların somut ve bütüncül bir devlet politikası kapsamında ele alınması gerektiğini söyledi.
Bağcıoğlu, özellikle Doğu Akdeniz başta olmak üzere denizlerdeki hak ve menfaatlerin uluslararası hukuk çerçevesinde korunması ve deniz yetki alanlarında araştırma, sondaj ve ekonomik faaliyetlerde etkin ve sürekli varlık gösterilmesi gerektiğini belirtti.
“Doğu Akdeniz’de MEB ilanı değerlendirilmeli”
Bağcıoğlu, Türkiye’nin deniz yetki alanlarında üçüncü ülkelere ait balıkçı teknelerinin yasa dışı veya izinsiz faaliyetlerinin etkin biçimde izlenmesi ve engellenmesi gerektiğini kaydetti.
Balıkçılık kaynaklarının korunmasının önemine dikkat çeken Bağcıoğlu, aşırı, yasa dışı ve kayıt dışı avcılıkla etkin mücadele edilmesini istedi.
Bağcıoğlu ayrıca, bölgesel dengeler ve uluslararası hukuk dikkate alınarak uygun zamanda Doğu Akdeniz’de Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) ilan edilmesinin değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Balıkçıların çalışma koşulları iyileştirilmeli
Balıkçıların çalışma ve sosyal güvenlik koşullarının iyileştirilmesi gerektiğini belirten Bağcıoğlu, yıpranma hakkının da yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulundu.
Balıkçı barınaklarının yalnızca teknelerin bağlandığı alanlar olarak görülmemesi gerektiğini söyleyen Bağcıoğlu, bu alanların can ve mal güvenliğini sağlayan temel denizcilik altyapısı olarak ele alınmasını istedi.
Balıkçı kooperatiflerinin barınakların yönetimindeki etkinliğinin artırılması, şeffaflık ve denetimin güçlendirilmesi gerektiğini de belirtti.
“Türk bayraklı deniz ticaret filosu güçlendirilmeli”
Bağcıoğlu, Türk bayraklı deniz ticaret filosunun güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Türk bayrağında kalmayı ve Türk bayrağına geçişi cazip hale getirecek mali, hukuki ve idari tedbirlerin alınmasını isteyen Bağcıoğlu, deniz taşımacılığında Türk bayrağının payının artırılması gerektiğini söyledi.
Gemi insanlarının çalışma şartlarına dikkat çekti
Deniz ticaret filosunun temel unsurunun gemi insanları olduğunu belirten Bağcıoğlu, ücret, çalışma ve sosyal güvenlik koşullarının iyileştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Çalışma ve dinlenme sürelerinin etkin biçimde denetlenmesini isteyen Bağcıoğlu, gemi insanlarının mesleğin niteliği dikkate alınarak yıpranma hakkının yeniden düzenlenmesi gerektiğini kaydetti.
Yurt dışında mağduriyet, haksız gözaltı veya kriminalizasyon yaşayan Türk gemi insanlarına hızlı konsolosluk ve hukuki destek sağlanması gerektiğini belirten Bağcıoğlu, ücretini alamayan veya gemide terk edilen denizcilerin haklarının da etkin biçimde korunmasını istedi.
Genç denizciler için “Milli Eğitim Gemisi” önerisi
Genç denizcilerin staj ve ilk istihdam sorunlarının çözülmesi gerektiğini ifade eden Bağcıoğlu, Türk armatörlerinin özellikle genç Türk gemi insanlarını istihdam etmesinin teşvik edilmesini istedi.
Yeterli açık deniz staj imkanının oluşturulması gerektiğini belirten Bağcıoğlu, Milli Eğitim Gemisi projesinin hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.
Deniz emniyetinde denetim vurgusu
Denizde can güvenliğinin kaza meydana geldikten sonra değil, kazadan önce sağlanması gerektiğini vurgulayan Bağcıoğlu, bayrak ve liman devleti denetimlerinin etkin biçimde sürdürülmesi gerektiğini söyledi.
Gemi denetimlerinde yalnızca belgelerin değil, gemilerin gerçek teknik ve operasyonel yeterliliklerinin de kontrol edilmesi gerektiğini belirten Bağcıoğlu; can kurtarma, yangınla mücadele, seyir ve haberleşme sistemleri ile makine, elektrik ve bakım durumunun sahada doğrulanmasını istedi.
Ciddi emniyet eksikliği bulunan gemilerin sefere devam etmesine izin verilmemesi gerektiğini ifade etti.
“Arama-kurtarma kapasitesi devlet sorumluluğunun temel unsurlarından”
Bağcıoğlu, deniz emniyetinde insan faktörünün de dikkate alınması gerektiğini belirterek personelin eğitim ve yeterliliğinin yanı sıra yorgunluk, çalışma ve dinlenme süreleri ile acil durumlara hazırlık düzeyinin denetlenmesini istedi.
Deniz kazalarının ardından yalnızca adli ve idari süreçlerin yürütülmemesi gerektiğini belirten Bağcıoğlu, kazaların tekrarını önlemeye yönelik bağımsız deniz emniyeti incelemeleri yapılması ve elde edilen sonuçların sektöre yansıtılması gerektiğini söyledi.
Arama-kurtarma kapasitesinin denizlerdeki devlet sorumluluğunun temel unsurlarından biri olduğunu vurgulayan Bağcıoğlu, Sahil Güvenlik Komutanlığının sahilden uzak deniz alanlarında, gece ve olumsuz hava koşullarında görev yapabilecek uygun nitelikli genel maksat arama-kurtarma helikopteri ihtiyacının karşılanması çağrısında bulundu.
Kritik denizcilik altyapısına güvenlik önerisi
Bağcıoğlu, limanlar, tersaneler, denizaltı enerji ve haberleşme hatları ile diğer kritik denizcilik altyapısının fiziki ve siber güvenliğinin milli güvenliğin bir parçası olarak ele alınması gerektiğini belirtti.
“Denizcilik Bakanlığı kurulmalı”
Bağcıoğlu, açıklamasının sonunda denizcilik alanındaki farklı başlıkların birbirinden kopuk politikalarla yönetilmemesi gerektiğini vurgulayarak, “Denizcilik Bakanlığı kurularak, denizcilik politikalarının bütüncül, uzun vadeli ve kurumsal bir yapı altında yönetilmesi sağlanmalıdır” dedi.
Bağcıoğlu, Türkiye’nin ihtiyacının deniz ticareti, balıkçılık, gemi insanları, denizcilik eğitimi, limanlar, tersaneler, deniz emniyeti ve deniz kaynaklarını aynı stratejik çerçevede buluşturan, somut hedeflere ve sürdürülebilir uygulamalara dayalı bir denizcilik politikası olduğunu belirtti.





