Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan dönüşü uçakta gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Erdoğan, Cumhur İttifakı’ndaki gerilim iddialarını yalanlayarak, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile arasında herhangi bir sıkıntı olmadığını belirtti. “Bu hafta Sayın Bahçeli ile irtibat kurup, ya kendilerine bir ziyaret yaparım ya da davet ederim” dedi.
Erdoğan'dan Karabağ ve Azerbaycan vurgusu
Erdoğan, Karabağ zaferinin Türk dünyasının bir zaferi olduğunu ifade ederek, “Türkiye sonuna kadar Azerbaycan’ın yanındadır” dedi. Türk SİHA’larının ve mühendislerin katkısıyla bölgedeki kalkınma projelerine destek verdiklerini belirten Erdoğan, İlham Aliyev’in liderliğinde Karabağ’da devasa bir dönüşüm yaşandığını vurguladı:
"Her şeyden önce, Karabağ zaferi sadece Azerbaycan’ın değil, Türk dünyasının bir zaferidir. “İki devlet tek millet” ruhuyla, bugün geçit resmindeki konuşmamda da ifade ettiğim gibi, bu anlayışı sürekli kılacak bir adımı, bir yaşamı burada devam ettiriyoruz. Biz, o gün dosta düşmana “Türkiye sonuna kadar Azerbaycan’ın yanındadır” dedik, daha ilk adımı atmadan önce biz Azerbaycan’ın yanında olduğumuzu ifade ettik. Türk SİHA’ları, mühendislerimizin alın teriyle üretilen sistemler, Türk aklının, Türk iradesinin, Türk cesaretinin sembolü haline geldi. Zafer sonrasında bölgede barış rüzgarları esiyor ve Türkiye olarak bundan memnuniyet duyuyoruz. Biz de Azerbaycan ile senkronize şeklinde Ermenistan ile normalleşme sürecini yürütüyoruz. Bunu yürütürken Azerbaycan’ın buradaki haklarına halel getirilmesine asla müsaade edemeyeceğimizi de muhataplarımıza söylüyoruz. Şu anda İlham Aliyev kardeşimin liderliğinde Karabağ’da devasa bir kalkınma hamlesi söz konusu. Yollar, tüneller, tarım projeleri ve evler, birbiri ardınca Karabağ’ın dört bir yanında yükseliyor. Bu süreçte Azerbaycan’a da gereken katkıyı yapıyoruz. Özellikle altyapı, üstyapı noktasında Azerbaycan bir değişim, dönüşüm sürecini yaşamakta. Gerek Merhum Haydar Aliyev dönemi olmak üzere gerekse İlham Bey’in görevi devralmasından sonra burayı yakından takip eden bir siyasi lider olarak, ne zaman nerede ne oldu, bunları çok çok iyi biliyorum. İlham Bey’in bu başarısını görmezden gelmek kesinlikle mümkün değil. Onun için kendisini ve ekibini kutluyorum."
"Filistinli kardeşlerimiz için, yoğun çaba gösteriyoruz"
Gazze’ye Türkiye’nin en üst düzeyde yardım ulaştıran ülke olduğunu belirten Erdoğan, insani yardım koridorlarının zaman zaman tıkandığını söyleyerek “Şu anda Türkiye, Gazze’ye en üst düzeyde yardımı devam ettiren, yardım yapan bir ülke. Milletimiz bu konuda gerçekten çok çok hassas. 17’nci iyilik gemimiz biliyorsunuz El-Ariş’e ulaştı. Ancak yardım koridorları kasıtlı olarak tıkanmakta, insani yardımların bölgeye ulaşması maalesef engellenmekte. Günlük 600 TIR insani yardım girişine izin verilecekti, fakat bu söz bile, ki onlar verdi bu sözü, yerine getirilmiyor. Biz, milletimizin emanetlerini Filistinli kardeşlerimize ulaştırmak için, yoğun çaba gösteriyoruz. Dostlarımız ve kardeşlerimizle de temaslarımızda bu konuya yönelik planlamaları konuşuyoruz ve geliştiriyoruz. Gazze’nin acil ihtiyacı olan malzemelerin bölgeye sevki bizim için çok çok önemli. Bu mesele sadece bir yardım konusu değil, aynı zamanda bir insanlık meselesidir. Bunu yakın takipte sürdürüyoruz. Özellikle de gıda, ilaç, barınma malzemeleri, sağlık ekipmanları, giyim eşyaları, hijyen için kullanılan ürünler bugüne kadar sevk edildi ve bu gayretimiz devam ediyor. Bundan sonraki süreçte de bunların sevkini yapacağız” dedi.
"CHP ve Cumhurbaşkanı adayı tarihe utançla geçen ırkçı bir kampanya yürüttü"
Sığınmacı meselesine değinen Erdoğan, CHP’nin konuyu istismar ettiğini belirterek, Türkiye’nin vicdan ve insanlık çerçevesinde sığınmacıları koruduğunu söyledi. Erdoğan, Suriye’de konut projelerinin devam ettiğini ve 2016’dan bu yana 1 milyon 290 bin kişinin ülkesine döndüğünü aktararak şöyle konuştu:
"Sığınmacılar mevzusu Türkiye’nin en fazla istismar edilen konularından bir tanesiydi. Özellikle CHP, bu konuyu çok çok istismar etti. Geçtiğimiz seçimde CHP ve Cumhurbaşkanı adayı tarihe utançla geçen ırkçı bir kampanya yürüttü. Bu ırkçı kampanyanın neticesinde de sonuç malum. Belki de bu zatın gidiş sebebi bu da olabilir. Çünkü bu konuyu çok istismar etti ve bu insanların ahını aldı. Ülkemize sığınan Suriyeli mazlumları düşmanlaştırdılar, hedef gösterdiler, 3-5 oy uğruna buradan netice çıkaracaklarını sandılar, ama istedikleri sonucu da alamadılar. Biz ise bu meselede hep vicdanın, insanlığın, kardeşliğin ne demek olduğunu anlattık. Ne dedik? “Biz ensarız, onlar muhacir.” Dolayısıyla “Ensar olarak biz bu muhacirlerimizi kapı dışarı etmeyiz, edemeyiz” dedik ve sözümüzde de sonuna kadar durduk. Bugün de olsa yine dururuz. Bu arada Suriye’nin kuzeyinde konut yapımlarına da başladık. Bunlar da devam ediyor. Suriye birlik ve beraberliğini huzur ve istikrarı tahkim ettikçe dünyanın çeşitli ülkelerine dağılmış sığınmacıların dönüşü de hızlanıyor. Bakın şimdi nereye geldik? Suriye’ye yaptırımlar kaldırıldı mı? Kaldırıldı. Ne oldu? Ne olacaktı? Siyasette mesele ufuk meselesidir, ufuk… Varsa ufkunuz, sorun çözersiniz. Ama ufkunuz yoksa, hiçbir şeyi halledemezsiniz. 2016’dan itibaren Suriye’ye dönenlerin sayısı 1 milyon 290 bine ulaştı ve bu sayı her geçen gün artıyor. Bunlar da bizim için sevindirici, güzel neticeler."
"Deprem bölgesindeki konteynerler Gazze’ye gönderilecek"
Deprem bölgesinden Gazze’ye konteyner sevkiyatı planlandığını belirten Erdoğan, “Deprem bölgesinden bahsettiniz. Bu bölgedeki konteynerlerin de özellikle Gazze’ye sevk edilmesiyle ilgili hazırlığımız devam ediyor. Bunu ilgili arkadaşlarımız çalışmalarını sürdürüyorlar. Bu konteynerler ile bölgeye inşallah en üst düzeyde bir imkan sağlayacağız. Filistinlilerin yaşamaya devam edeceği yeni Gazze’nin inşa edilmesi sürecinde bu konteynerleri, kardeşlerimize inşallah vereceğiz.” dedi.
"Sudan halkı emin olsun, Türkiye onların yanındadır"
Sudan’daki kriz ve insani duruma da değinen Erdoğan, Türkiye’nin diplomatik ve insani yardımlarını sürdüreceğini belirterek şöyle konuştu;
"Plansız davranmak mümkün değil. Önce plan, sonra proje. Bunları yapacağız. Kaldı ki; Sudan her an Türkiye’nin kendisine nasıl el uzatacağını bekleyen bir ülke. Orada yaşanan her acı, her kıyım, her dram bizim yüreğimizi parçalıyor. Kaldı ki onların da bizden beklentileri var. Bu beklentiler karşısında biz de arkadaşlarımızla değerlendirmelerimizi yapıp, ne gibi destek verebiliriz, bunların çalışmalarını sürdürüyoruz. Sudan’da yaklaşık 2 yıldır binlerce insan maalesef hayatını kaybetti. Milyonlar yerinden edildi, sürgüne gönderildi. Çocuklar açlıkla, hastalıkla mücadele ediyor. Sudan’daki anlaşmazlığın çözümünü ve akan kardeş kanının durmasını bizler temenni ediyoruz. Yaşananlar aynı zamanda insanlığın vicdanını da kanatıyor. Bu ihtilafın bir an önce sona ermesi ve diyalog yoluyla sorunlara çözüm bulunması gerektiğine de inanıyoruz. Bu konuda da yükümüzün ağır olduğunu çok çok iyi biliyoruz. Türkiye olarak burada yaşananları uzaktan izleyemeyiz. Sudan’ın huzur ve güvenliğinin sağlanması için diplomatik gayretlerimizi sürdüreceğiz. Sudan halkı emin olsun, Türkiye onların yanındadır."



