Mebus kızımız Zehra hanım buyurmuşlar ki: “Anayasa değişikliği ile yüzyıldan fazladır süren prangalardan kurtulacağız.” Hemen belirtmeliyim; bu sözler, Cumhuriyetin kurucusu olmakla övündüğümüz Erzurum’u temsil eden bir vekile yakışmamıştır. Bu söz Erzurumlu olarak bizleri falasıyla üzmüş ve utandırmıştır. Tartışmaya girmeden, kendisini bu konuşmasından dolayı kınadığımı ifade ediyorum. Zehra hanımın amcası da vaktiyle parlamentoda Erzurum’u temsil etmiş bir vekildi. Demokrat Parti’de, Adalet Partisinden ön seçimle listeye girip seçilmişti. Yani, yeğeni Zehra hanım gibi sıradan yazılıp, parlamentoya taşınanlardan değildi. Dürüst ve sevdiğim bir insandı Fetullah bey. Fötr şapkalı, kravatlı, iyi giyinen, güleç yüzlü, sevimli bir insan. Onlar, parti başkanı olan rahmetli babamın Kürt arkadaşlarıydı. Benim de Kürt amcalarım. Halâ hepsini rahmetle anarım. İlk aklıma gelenler: Tekmanlı Atik Palandöken. (Milletvekili değildi ama, Demokrat Parti’nin iyi yürekli mensuplarından birisiydi) Karayazılı Niyazi Yüksel (Babamın Adalet Partisinden yakın dostu.) Paşa Aydın (Horasandan çok iyi bir partili) Mahmut Tanas (Adalet Partisi’nin Çat ilçe başkanı) Erzurum’un şerefli savcısı, sonradan Devlet Bakanı olacak olan Hınıslı Sabahattin Aras, Ve son olarak Anavatan Partisinden milletvekili olan Rıza Şimşek. Ve daha isimlerini sayamadığım benim Kürt ağabeylerim ve  amcalarım. Hepsi  rahmetli oldular. Babamızın arkadaşlarını hep “amca” diye belledik ve her birini ayrı ayrı sevdik. Zehra hanımın amcasını da.. Gerçi Fetullah beyin babası Sırrı Efendi’nin ikinci hanımından olma Mazhar Hoca’nın kızıdır. Yani, nesep farkı yok ama, süt farkı var. Amca Fetullah bey; Hiç bir konuşmasında, söyleminde Cumhuriyete karşı bir tavır sergilemedi. Bölücülük yapmadı. Hep, devletinin milletinin yanında oldu. Zehra hanımın babasını ise yakından tanımadım. Zehra hanımın babası Mazhar Hoca, dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu’na Arapça öğrettiği için aralarında bir hukuk oluşmuş. Kızını milletvekili, oğlunu da Halk Bankası’na genel müdür yapmış. Zehra hanım bu lütufla; Türkiye’nin en yüksek maaşlı insanları arasına karıştı. İki yılda emeklilik hakkı kazandı, en yüksek maaşlı emeklilerden olacak. Telefon masrafları devletin bütçe esinden karşılanıyor. Türkiye’nin en ucuz ve lüks lokantasında yemeğini yiyor. Sağlık harcamalarının tamamını devlet karşılıyor. Fors derseniz yerinde. Meclis’e her giriş çıkışında polisler tarafından selamlanıyor. Memleketine gittiğinde kalabalıklar tarafından karşılanıyor ve ağırlanıyor. Ona bu şerefi Cumhuriyetin Meclisi verdi. Erzurum’un Taşkesen köyündendir. Kendi köyünden AKP’ye 13 oy çıktığını biliyoruz. Diğer oylar hep HADEP’e... Kendi köyünden oy alamadı ama, Erzurum’un verdiği artık oylarla vekil seçildi. Bu konuşmasıyla ayıp etti. Sınırsız imkânlardan sınırsız nankörlükler çıkarmak kimseye yakışmayacağı gibi Zehra hanıma da yakışmadı.