Kurtuluş ve kuruluşu iyi bilmezsek, geleceği inşa edemeyiz. Bugün sizlere Cumhuriyetin en önemli inkılaplarından birisi olan Harf Devrimini sürecini kısaca anlatacağım.
Türklerin 600-900’lü yıllar arasında İslamiyet‘e geçiş süreci ve ticari faaliyetler, Uygur Alfabesini bırakarak, Arap harflerini kabul etmelerine neden olmuştur
Arap Toplumunda okuma-yazma oranı çok düşük olduğundan, İslamiyet'te ilk inen ‘’Alak-Embriyo’’ Suresi ‘’Oku, kalemle yazmayı öğren’’ diyor? Belki de bu nedenle inen Kur’an ayetleri kağıda yazılmak yerine, sahabelere ezberletiliyordu.

Osmanlıya 300 yıl geç gelen, İbrahim Müteferrika’nın matbaasında, basılan kitap sayısının çok düşük olmasının sebebi; Arapça harflerin Türkçe Diline uyumlu olmamasından, Arapça-Farsça karışık Osmanlıcadan ve halkta okuma-yazma kültürünün olmamasından kaynaklanmıştır.

Atatürk'ün zihninde Harf İnkılâbı öğrencilik yıllarına dayanmaktadır. Arap harflerinin Türkçe okuma-yazmaya olumsuz etki ettiğini düşünerek, değişimin ve okur-yazar oranının arttırılmasının, ancak harf değişikliğiyle olacağına inanmıştır.

Latin Alfabesine geçiş Tanzimat'tan itibaren arzu edilmiştir.
İttihat Terakki Hükümeti Latin harflerine geçişi başaramasa da, özellikle telgraf haberleşmelerini anlaşılır kılmak için Arap harflerinin ayrık yazılması sistemini yürürlüğe sokmuştur. Bu alfabeye Enver Paşa alfabesi adı verilmiştir. Bu alfabede Arapçaya eklenen sesli harflerle, harflerin ayrık yazılması okuma-yazmayı kolaylaştırılmıştır.
Osmanlı, Kağıt paralarda, demiryolu biletlerinde, telgraf haberleşmesinde, takvim yapraklarında, sokak ve istasyon isimlerinde Latin harflerini uygulamıştır.
Ancak Arap harflerinin yetersizliği nedeniyle örneğin Mustafa- Mustapha, Akşehir- Akcheir yazılmak zorunda kalınmıştır
Cumhuriyet kurulduğunda okuma yazma oranı erkeklerde % 7, kadınlarda %0.4 civarında idi.
Bu sonuç Türk halkını okuyan değil, Osmanlı Döneminde dinleyen, rivayet eden bir toplum haline getirmiştir.
Nitekim Mehmet Akif Ersoy dahil birçok yazar ve şair bunu eserlerinde dile getirmiştir.
1926 Bakü Birinci Türkoloji Kongresinde Sovyetler Birliği sınırları içinde yaşayan Türk halklarının tarihi, edebiyatı, dili, alfabesi, etnografyası ve kültürü kapsamında Latin Alfabesine geçiş kararı alınmıştır.
Toplantıya Türkiye’yi temsilen Mehmet Fuat Köprülü katılmıştır.
Harf İnkılabı Dil Encümeni Kuruldu- 23 Mayıs 1928
Dil Encümeni, Falih Rıfkı (Atay), Yakup Kadri (Karaosmanoğlu), Ruşen Eşref (Ünaydın), Ragıp Hulusi (Özdem), Ahmet Cevat (Emre), Fazıl Ahmet (Aykaç), İbrahim Osman (Karantay), Mehmet Emin (Erişirgil), Mehmet İhsan (Sungu), Ahmet Rasim, İbrahim Nemci (Dilmen), Celal Sahir (Erozan), İsmail Hikmet (Ertaylan) ve Avni (Başman)’ın katılması ile 26 Haziran 1928’de Mustafa Kemal başkanlığında ilk toplantısını yapmıştır. Dil Encümeni, Fransız, Alman, İngiliz, İtalyan, Macar, Çin, Rus, Hint gibi yaklaşık yirmi ulusun alfabesini karşılaştırmalı olarak incelemiştir.
Harf İnkılabından önce, 28 Mayıs 1928 tarihinde TBMM, resmî daire ve kuruluşlarda, Arapça rakamların yerine, uluslararası rakamların kullanılmasını kabul etmiştir. Ayrıca, harf çalışmaları devam ederken, Dil Encümeni tarafından, önsözü Mustafa Kemal Atatürk tarafından yazılan, ‘’Yeni Türk Yazısı ile ilk Kıraat(Okuma)’’ kitabı bastırılıp yayınlanmıştır.
Falih Rıfkı (Atay); ‘’Encümen, yeni Türk harfleriyle ilgili olarak beş ile on beş yıllık bir geçiş dönemi düşünmektedir. İlkokullarda iki alfabenin birlikte okutulması ve gazetelerin yarım sütundan başlayarak yavaş yavaş bütün metinlerin yeni yazıya çevirmesi düşüncesindedir’’ şeklindeki teklifini ilettiğinde
M.Kemal Atatürk yeni Türk Harflerin tanıtım çalışmalarını kendisi yapmıştır. Bu kapsamda TBMM tarafından kendisine verilen ‘’Başöğretmen’’ sıfatı, 24 Kasım 1928’de Millet Mektepleri Talimatnamesinin yayınlanması ile resmileşmiştir.
Mustafa Kemal Paşa 23 Ağustos 1928 tarihinden itibaren İstanbul, Tekirdağ, Bursa, Çanakkale, Sinop, Samsun, Amasya, Tokat, Sivas ve Kayseri de “Başöğretmen” sıfatı ile yeni alfabeyi halka tanıtmıştır.
Harf İnkılabı Çalışmaları
Dolmabahçe Sarayı
Mustafa Kemal Atatürk ve Dil Encümeni “Konuştuğun gibi yaz-yazdığın gibi oku”” prensibine uygun olarak Avrupa’nın Latin Alfabesine Ç, Ş, Ğ, I, İ, Ö, Ü gibi yeni harfleri ekleyerek yeni Türk Alfabesini yaratmıştır.
Avrupa devletleri, kendi “Dil Devrimlerini” yaparken, bazı sesleri yazabilmek için birkaç harfi bir araya getirmişlerdir. Örneğin Türkçe Alfabesindeki “Ş” sesi Fransızcada, İngilizcede ”Ch”, Almancada “Sch” harfleriyle yazılmaktadır.
Yapılan çalışmalar sonunda, dünya alfabeleri içinden, Reform-Rönesansı yapmış, Fransa ihtilali ile ‘’Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik’’ fikirlerini yaymış, birinci ve ikinci Sanayi Devrimini tamamlamış Avrupa’nın Latin Alfabesi esas alınmıştır.
Latin alfabesine ilave edilen Türkçe harflerle oluşturulan Yeni Türk alfabesi
01 Kasım 1928’de TBMM tarafından kabul edilmiştir.
Böylece Türkiye, Gelişmiş Avrupa ve en önemlisi Doğumuzdaki Türk Dünyası ile yakınlaşma fırsatını elde etmiştir.