Halk Sağlığı Uzmanları Derneği (HASUDER) Başkanı ve Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Bülent Kılıç, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu'nun tütün ürünlerinin satışında T.C. kimlik numarasıyla doğrulama yapılmasına yönelik hazırlıklarını değerlendirdi. Çocukların ve gençlerin tütün ürünlerine erişimini engellemede elektronik yaş doğrulamasını güçlü bir şekilde desteklediklerini belirten Kılıç, sistemin kişisel verilerin korunması ilkesine sadık kalınarak tasarlanması gerektiği uyarısında bulundu.
Gençlerin yüzde 73'ü yaş sınırına rağmen sigara alabiliyor
Tütün kullanımının kanser, kalp-damar ve solunum yolu hastalıkları başta olmak üzere önlenebilir erken ölümlerin başlıca sebebi olduğuna işaret eden Prof. Dr. Kılıç, nikotin bağımlılığının büyük oranda çocukluk ve gençlik çağında başladığına dikkat çekti.
Türkiye'deki tütün tüketim verilerinin alarm verdiğini vurgulayan Kılıç, 2023 Türkiye Hanehalkı Sağlık Araştırması sonuçlarına göre 2017'de yüzde 31 olan kullanım oranının 2023 yılında yüzde 35'e çıktığını, bu oranın erkeklerde yüzde 46, kadınlarda ise yüzde 24 seviyesine ulaştığını aktardı. Mevcut denetim eksikliklerine değinen Kılıç, 2017 Küresel Gençlik Tütün Araştırması verilerine göre Türkiye'de sigara içen 13-15 yaş grubundaki öğrencilerin yüzde 73,3'ünün 18 yaşından küçük olmalarına rağmen market ve bakkallardan kolaylıkla sigara satın alabildiklerini hatırlattı.
"Sistem yalnızca 'evet' veya 'hayır' cevabı vermeli"
18 yaş altındaki bireylere sigara satışının önlenmesinde dijital doğrulamanın halk sağlığı açısından hayati bir kazanım olacağını ifade eden Kılıç, kişisel verilerin mahremiyetine ilişkin şu temel prensiplerin altını çizdi:
"18 yaş altına tütün satışının elektronik yaş doğrulamasıyla engellenmesini halk sağlığı açısından güçlü biçimde savunuyoruz. Burada sistem, 'Bu kişi 18 yaşından büyük mü?' sorusuna yalnızca 'Evet' veya 'Hayır' cevabı verecek şekilde tasarlanmalıdır. T.C. kimlik numarasının kaydedilmesi zorunlu olmamalıdır."
Kişilerin kimliklerinin ve satın alma davranışlarının merkezi bir veri tabanında izlenmesi ile yaş doğrulaması süreçlerinin birbirinden ayrılması gerektiğini savunan Kılıç, kişisel veri aktarımı gerektirmeyen doğrulama sistemlerinin tercih edilmesi gerektiğini bildirdi.
"Yetişkinlerin tüketimini izlemek ayrı bir hukuki boyut"
Yetişkin bireylerin günlük sigara satın alma miktarlarının kişi bazında takip edilmesi ve sınırlandırılması yönündeki tartışmalara da değinen Prof. Dr. Kılıç, böyle bir kısıtlamanın halk sağlığına sunacağı somut faydanın kanıtlanması ve hukuki meşruiyetinin açıkça ortaya konması gerektiğini belirtti. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu çerçevesinde gereklilik ve ölçülülük ilkelerine riayet edilmesinin şart olduğunu söyleyen Kılıç, reşit olmayanların tütüne ulaşmasını engellemekle yetişkinlerin harcama alışkanlıklarını fişlemenin aynı kefeye konulamayacağını kaydetti.
Sosyal medyadaki gizli reklamlar ve cezalandırma yerine tedavi vurgusu
Tütünle mücadelenin yalnızca satış noktalarıyla sınırlı kalamayacağını belirten Kılıç; açık teşhirin, vitrin reklamlarının ve özellikle dijital mecralardaki "influencer" tanıtımları ile gizli reklamların tavizsiz denetlenmesini istedi. İnternetten denetimsiz satışlar ile kaçak tütün ticaretine karşı ağır yaptırımların getirilmesi gerektiğini söyleyen Kılıç, kapalı alanlardaki sigara kabinlerinin pasif içicilik riskini artırdığını ve dumansız hava sahası kuralının gevşetilmemesi gerektiğini vurguladı.
Tütün ve nikotin ürünü kullanan gençlere yönelik yaklaşımın cezalandırıcı değil rehabilite edici olması gerektiğini belirten Kılıç, şu çağrıda bulundu:
"Tütün ve nikotin ürünü kullandığı tespit edilen gençlerimiz cezai yaptırımlara değil, aile hekimliğine, okul sağlığı birimlerine ve sigara bırakma polikliniklerine yönlendirilmelidir. Kanıta dayalı tıbbi bırakma tedavileri ile psikososyal destek hizmetleri tamamen ücretsiz ve kolay erişilebilir olmalıdır."




