Dolunay Dergi Topluluğu Derneği tarafından organize edilen “İran’da Türkler ve Güney Azerbaycan” başlıklı panel, Gazeteciler Cemiyeti’nin ev sahipliğinde gerçekleşti.

Çok sayıda basın mensubu ve politikacının katıldığı etkinliğin konuşmacıları, Doç. Dr. Yeşim Demir, Dr. Nazrin Alizada ve Dr. Mehmet Rıza Heyet oldu. Panelin moderasyonunu ise Dr. Mehsa Mehdizade üstlendi.

Whatsapp Görsel 2025 10 31 Saat 18.25.46 99876Aae

İran’daki Türk topluluklarının tarihi, sosyo-politik durumu, kimlik mücadelesi ve kültürel hafızası üzerine yoğunlaşan etkinlik, akademisyenlerin sunumlarıyla geniş bir perspektif sundu. Konuşmacılar, İran’daki Türk topluluklarının tarihsel ve güncel sorunlarının çözümünün kültürel farkındalık ve dayanışmadan geçtiğini vurguladı.

Panelin açılış konuşmalarını Gazeteciler Cemiyeti Başkan Yardımcısı Mustafa Yoldaş ile Dolunay Dergi Topluluğu Derneği Başkanı Ufuk Baykal Ülger yaptı.

Gazeteciler Cemiyeti Başkan Yardımcısı Mustafa Yoldaş

Yoldaş, Cemiyet çatısı altında böyle bir toplantıya ev sahipliği yapmaktan duydukları memnuniyeti dile getirerek, “Başkanımız Nazmi Bilgin’in yönetiminde, bu tür bilimsel ve kültürel toplantıların yapılması bizim için büyük bir onur. Tüm konuşmacılara ve katkı sunan herkese teşekkür ediyorum” dedi.

Dolunay Dergi Topluluğu Derneği Başkanı Ufuk Baykal Ülger

“Türk dünyasıyla bağlarımızı yeniden hatırlamak görevimizdir”

Dernek Başkanı Ufuk Baykal Ülger ise konuşmasında, İran’daki Türk topluluklarının tarihî mücadelesine dikkat çekerek şunları söyledi:

“Cumhuriyetimizin 102. yılı vesilesiyle, kadim Türk halklarının yaşadığı coğrafyalardaki sorunları konuşmak bizim için anlamlı. Tarihimizi doğru öğrenmek ve unutmamak zorundayız. Yakın tarihte yaşadığımız kopukluklar, Türk dünyasıyla bağlarımızı zayıflattı. Bugün bu panelde konuşulanlar sadece İran’ı değil, Türkiye’nin tüm Türk dünyasıyla olan sosyo-kültürel bağlarını ilgilendiriyor. Bu konuların bilimsel veriler hâline gelmesi ve kamuoyu bilinci oluşturması en büyük arzumuzdur.”

Doç. Dr. Yeşim Demir

İran’da devlet, toplum ve kimlik sorunları

Panelin ilk konuşmacısı Doç. Dr. Yeşim Demir, İran’ın toplumsal ve siyasal yapısına dair analizinde, ülkenin zengin kaynaklarına rağmen derin bir eşitsizlik yaşandığını vurguladı:

“İran, dünyanın üçüncü büyük petrol, ikinci büyük doğalgaz rezervine sahip. Ancak gelirlerin büyük kısmı vakıflar ve dini kurumlar tarafından kontrol ediliyor. Bu durum toplumsal memnuniyetsizliği artırdı. Rehberlik makamı, yasama ve yürütmeden daha güçlü bir otoriteye sahip. Bu sadece siyasi değil, kültürel bir iktidar biçimidir.”

Kahramanmaraş okul saldırısı davasında yeni gelişme: Anne ve babanın tutukluluğu sürecek
Kahramanmaraş okul saldırısı davasında yeni gelişme: Anne ve babanın tutukluluğu sürecek
İçeriği Görüntüle

Demir, İran’daki etnik çeşitliliğin tarih boyunca hem zenginlik hem de gerilim kaynağı olduğuna değinerek, “Devrim sonrası dönemde ümmetçilik anlayışı yerini Şiilik merkezli ulusal kimliğe bıraktı. Türkler, ülkenin ekonomik ve kültürel yapısında her zaman önemli rol oynadılar, ancak bu katkılar çoğu zaman görmezden gelindi” dedi.

Dr. Mehmet Rıza Heyet

“Türklük mücadelesi Güney Azerbaycan’da yüzyılı aşkın süredir devam ediyor”

Dr. Mehmet Rıza Heyet, konuşmasında Güney Azerbaycan Türklerinin tarihsel mücadelesini hatırlattı.

Heyet, “Güney Azerbaycan’da Türklük mücadelesi yeni değildir. 19. yüzyılda Mirza Hasan Rüştiye, İran’da ilk modern eğitim kurumunu kurmuş ve 1894’te ‘Vatan Dili’ kitabını yayımlamıştır. Meşrutiyet Devrimi’nin mimarları da büyük ölçüde Türklerdi; ancak süreç, hazırlıklı olan Fars elitlerinin lehine sonuçlandı” diye konuştu.

Heyet, ayrıca 1920’de Şeyh Muhammed Hiyabani’nin kurduğu Azadistan Hükümeti, 1945’te Cafer Pişeveri liderliğinde kurulan Güney Azerbaycan Milli Hükümeti ve sonrasında gelen kültürel direniş evrelerini anlatarak şu ifadeleri kullandı:

“Pişeveri’nin kurduğu hükümet, Azerbaycan Türkçesini ilk kez resmî dil olarak tanıdı, okullarda eğitim dili yaptı. Bu tarihsel adım, bölge halkının hafızasında hâlâ güçlü biçimde yer alıyor. Pehlevi döneminde Türkçe yasaklandı, kitaplar yakıldı ama halk kendi dilinden vazgeçmedi. Şehriyar’ın şiirleri, Samet Behrengi’nin hikâyeleri ve ‘Varlık’ dergisiyle başlayan kültürel uyanış, bugün hâlâ sürüyor.”

Dr. Nazrin Alizada

“Bir ulusu yok etmenin iki yolu vardır: savaş ya da kültürel şiddet”

Dr. Nazrin Alizada, Güney Azerbaycan Türklerinin dilsel ve kimliksel sorunlarını ele aldı. Alizada, “Araştırmalarda Azerbaycan Türklerine ‘Azeri’ denilmesi veya Türkçelerinin Farsçadan türediği iddiaları bilim dışıdır. İran’da 30-35 milyon Azerbaycan Türkü yaşıyor; bu, ülke nüfusunun neredeyse yarısına denk geliyor. Buna rağmen ana dilde eğitim hakkı yok. Bu durum, kültürel şiddetin en belirgin örneklerinden biridir” diye konuştu.

Alizada, İran’daki kimlik politikalarının Azerbaycan Türklerini içten bölünmeye sürüklediğini belirterek, “Bir ulusu yok etmenin iki yolu vardır: ya savaş ya da kültürel şiddet. Azerbaycan Türkleri ikincisini yaşıyor. Onlar için hep ‘Azeri’ dendi ama özleri Türk’tür” diye konuştu.

Dr. Mehsa Mehdizade

“Kültürel bağlarımızı diri tutmak zorundayız”

Panelin moderatörlüğünü üstlenen Dr. Mehsa Mehdizade ise tartışmaların çok boyutlu ve disiplinler arası bir bakış sunduğunu belirterek, “İran’daki Türk toplulukları konusu, sadece tarihî değil, güncel jeopolitik bağlamıyla da değerlendirilmelidir. Türkiye’nin bu meseleye bilimsel ve kültürel düzlemde yaklaşması büyük önem taşır” dedi.

Whatsapp Görsel 2025 10 31 Saat 18.25.46 8Faae344

Whatsapp Görsel 2025 10 31 Saat 18.25.46 D7E96366

Muhabir: Cemre Polat