İstanbul Barosu, eğitim-öğretim yılının bitimine kısa süre kala İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin faaliyet izninin kaldırılmasına yönelik karara tepki gösterdi. Yapılan yazılı açıklamada üniversitelerin anayasal güvence altında olduğu vurgulanırken, kararın hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı ifade edildi.

Murat Kurum: 81 ilde yaklaşık 7 milyon vatandaş sosyal konutlarına kavuştu
Murat Kurum: 81 ilde yaklaşık 7 milyon vatandaş sosyal konutlarına kavuştu
İçeriği Görüntüle

Anayasal statü vurgusu yapıldı

Yazılı açıklamada, Üniversitelerin Anayasa’nın 130. maddesi kapsamında bilimsel özerkliğe sahip anayasal kurumlar olduğu hatırlatıldı.

Üniversite kararı tartışma yarattı

İstanbul Barosu açıklamasında, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin faaliyet izninin kaldırılmasının üniversite özerkliği ve hukuk devleti ilkeleriyle uyumlu olmadığı belirtildi.

Gece saatlerinde Resmi Gazete’de yayımlanan ve herhangi bir gerekçe içermeyen kararın, eğitim hakkı açısından tartışmalara neden olduğu ifade edildi.

“Üniversiteler ancak kanunla kapatılabilir”

Açıklamada Anayasa Mahkemesi’nin konuya ilişkin değerlendirmesine de yer verildi.

Metinde, "Anayasa Mahkemesi, faaliyet izninin kaldırılmasının fiilen üniversitenin kapatılması sonucunu doğurduğunu; bu nedenle üniversitelerin ancak kanunla kapatılabileceğini açıkça ortaya koymuştur (AYM, E.2020/55, K.2023/228)" ifadesi aktarıldı.

“Bu karar, tek imzalı işlemlerle gasp edilmesi pratiğinin yeni bir örneğidir”

Ayrıca 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun Ek 11. maddesine dikkat çekilerek, üniversitelerin yürütmenin tek taraflı idari işlemlerine bağlı hale getirilmesinin anayasal tartışmalar doğurduğu belirtildi.

Açıklamada, "Bu karar, yasama yetkisinin yürütme tarafından tek imzalı işlemlerle gasp edilmesi pratiğinin yeni bir örneğidir" değerlendirmesi yapıldı.

Anayasal yetki tartışması gündeme geldi

Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden yeniden bir Cumhurbaşkanı kararıyla ve Meclis iradesi sürecin dışında bırakılarak çıkılması, anayasal yetki sınırlarının bir kez daha dikkate alınmadığı, kamu düzeni ve temel hakları ilgilendiren meselelerin demokratik meşruiyet zemininden uzak biçimde tek bir iradenin kararına bırakıldığı aktarıldı.

Baro açıklamasında kararın zamanlamasının önemli sonuçlar doğurduğu ifade edildi. Binlerce öğrencinin eğitim süreci, akademisyenlerin akademik çalışmaları ve üniversite çalışanlarının iş güvencesinin etkilenebileceği belirtildi. Üniversitelerin demokratik toplum düzeninde bilimsel üretim ve ifade özgürlüğünün temel unsurlarından biri olduğu vurgulandı.

Barodan hukuk ve dayanışma vurgusu yapıldı

İstanbul Barosu, hukukun üstünlüğü, kuvvetler ayrılığı, bilimsel özerklik ve eğitim hakkı ilkelerini savunduğunu bildirdi.

Açıklamada, yasama yetkisinin gasp edilmesine ve anayasal kurumların tek bir iradenin kontrolüne bırakılmasına karşı olunduğu ifade edilirken, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin akademisyenleri, öğrencileri ve çalışanlarıyla dayanışma içinde bulunulduğu kamuoyuna duyuruldu.

Kaynak: Haber Merkezi