Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) Gönüllüsü Avukat Nezahat Doğan Demiray, İtalya’nın kadın cinayetlerine getirdiği ömür boyu hapis cezasını ve bu eylemin yasalarda ayrı bir suç olarak tanımlanmasının önemini değerlendirdi. Demiray, Türkiye’deki ağır ceza uygulamalarının tek başına caydırıcı olmadığını, asıl sorunun cezasızlık ve yapısal eksiklikler olduğunu vurguladı.

İtalya Parlamentosu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi Günü’nün yıldönümünde kadın cinayetini özel bir suç olarak düzenleyen yasayı oy birliğiyle kabul etti. Yasa geçtiğimiz hafta resmî gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Kadın cinayetine ömür boyu hapis getiren düzenleme İtalya'da yasalaştı

“İtalya sembolik bir tarih seçti”

Yasa, "kadın cinayeti" (femicide) terimini ceza metnine açıkça ekleyerek, kadınların salt cinsiyetleri nedeniyle öldürülmesini özel bir suç olarak tanımlıyor ve cezasını ömür boyu hapis olarak belirliyor. Yeni düzenlemeyle birlikte, kadın cinayeti nefret, ayrımcılık, kadını kontrol etme, sahiplenme, kadının bir ilişkiyi reddetmesi ya da özgürlüklerini yaşama iradesi gibi gerekçelerle işlenmişse, failler doğrudan ömür boyu hapis cezası ile karşı karşıya kalıyor.

Demiray konuya dair, “İtalya sembolik bir tarih seçti. Kadınlara yalnızca kadın oldukları için yöneltilen öldürme eylemi açıkça kadın cinayeti olarak tanımlandı. Femicide kavramının yasa metnine girmesi toplumsal hafızaya verilen çok güçlü bir mesajdır” dedi.

Kadın Cinayetleri-1

Türkiye’de kadın cinayeti ayrı bir suç değil

Türkiye’de ise ceza hukukunda kadın cinayeti başlığıyla tanımlanmış özel bir suç bulunmuyor. Buna karşın 2022 yılında kabul edilen 7406 sayılı yasa ile Türk Ceza Kanunu’nda önemli bir değişiklik yapıldı. Bu değişiklikle kasten öldürme suçunun bir kadına karşı işlenmesi nitelikli hal olarak düzenlendi ve failler için ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası öngörüldü.

Demiray, bu düzenlemenin önemli olmakla birlikte sınırlı kaldığını belirtiyor. “Türkiye’de kadın olduğu için öldürülme, yasa metninde açıkça tanımlanmıyor. Failin kadını hangi saikle öldürdüğü araştırılmadan, yalnızca mağdurun kadın olması yeterli görülüyor. Bu yönüyle ceza İtalya’dan bile ağır. Ama kadın cinayetinin toplumsal ve politik boyutu metne hiç girmiyor” ifadelerini kullandı.

Demiray’a göre bu durum bilinçli bir siyasi tercih. Kanun gerekçesinde dahi kadın cinayeti, toplumsal cinsiyet ya da ataerki gibi kavramlara yer verilmemesi, kadınların yalnızca “mağdur” olarak görüldüğü dar bir çerçeve sunuyor.

Whatsapp Image 2025 12 09 At 14.46.43 (1)

Ağır ceza caydırıcı mı?

Demiray Türkiye’deki cezaların, kadın cinayetlerini önlemede yeterli olup olmadığına dair, “Kadın cinayetleri politiktir ve salt en ağır ceza politikasıyla çözülemez” dedi. Ceza sistemindeki iyi hâl ve haksız tahrik indirimlerine dikkat çeken Demiray, “Bu indirimler ataerkil yapının kadına yönelik şiddeti meşrulaştırmak için kullandığı araçlar. Bunları ortadan kaldırmadan, yalnızca ceza artırarak sonuç almak mümkün değil. Kadınların yaşam hakkını özgürce kullanabildiği bir toplumsal düzen kurulmadan, ağır cezalar gerçek bir dönüşüm yaratmaz” sözleriyle uyarısını dile getirdi.

Trump: Şi ve Putin, İran’a silah satmayacaklarını söyledi
Trump: Şi ve Putin, İran’a silah satmayacaklarını söyledi
İçeriği Görüntüle

"Kadın cinayetinin adı konulmadan adalet sağlanamaz"

İtalya’daki yasanın en kritik yönünün, kadın cinayetinin hukuki tanımının yapılmış olması olduğunu belirten Demiray, “Bir kadının erkek tarafından, kadın olduğu için öldürülmesinin arkasındaki güç ilişkisi, kanun metninde açıkça kabul ediliyor. Nefret, sahiplenme, kontrol etme ve egemenlik kurma gibi nedenler suçun tanımı içinde” diye konuştu. Bunun yalnızca ceza miktarıyla sınırlı olmayan bir yaklaşım olduğunu vurguladı.

Bu hukuki tanımın, ileride ceza indirimleri, infaz rejimi, şartlı tahliye ve olası af tartışmalarını da etkileyeceğine dikkat çeken Demiray, “Bu bilinç yasa koyucuda varsa, kadın cinayetini sıradan bir öldürme suçu gibi ele alamazsınız” değerlendirmesinde bulundu.

Whatsapp Image 2025 12 09 At 14.46.43

Asıl sorun cezasızlık algısı

Kadın cinayetleriyle mücadelede en büyük sorunlardan birinin cezasızlık algısı olduğunu söyleyen Demiray, Türkiye’de etkili soruşturma yürütülmemesinin özellikle şüpheli kadın ölümlerinde açıkça görüldüğünü söylüyor. “Devletin etkili soruşturma yükümlülüğü doğru işletilmiyor. Bu da cezasızlık hissini besliyor” dedi.

Ağır cezaların kâğıt üzerinde kalmasının toplumsal adalet beklentisini zedelediğini ifade eden Demiray, gündemdeki 11. Yargı Paketi’ne de dikkat çekti.

Demiray, kadına ve çocuğa yönelik şiddet faillerine yönelik infaz düzenlemelerinin örtülü af anlamına gelebileceğini belirterek, “Bir yandan ağır cezalarla övünülürken, diğer yandan faillerin kısa sürede serbest kalabilmesi cezasızlığın başka bir yüzü” dedi. Ayrıca Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmiş olması bağlamında, en ağır cezaları verme iddiasıyla yapılan kanun değişikliklerinin ikna edici görünmediğini söyledi.

Gerçek caydırıcılığın, failin mutlaka yakalanacağı, yargılanacağı ve cezasını çekeceği yönünde toplumsal bir inancın oluşmasıyla mümkün olacağını belirten Demiray, “Cezanın ağırlığı değil, cezanın kaçınılmazlığı adaleti sağlar” dedi.

Muhabir: Cemre Polat