Kamuda bürokratik işlemleri hızlandırmak amacıyla yapay zekâ ve otomatik karar mekanizmalarına geçiş hızlanırken, geçtiğimiz günlerde dijital sistemleri vuran PHP krizi, teknolojinin kamusal alandaki sınırlarının ne kadar kırılgan olduğunu hatırlattı.

Kamuda bürokratik işlemleri hızlandırmak ve maliyetleri düşürmek amacıyla yapay zekâ tabanlı karar destek sistemlerine geçiş tartışılırken, dün dijital altyapılarda yaşanan PHP kaynaklı teknik kriz, kamu hizmetlerinin teknolojiye bağımlılığını ve bu alandaki kırılganlığı yeniden gündeme getirdi. Dijital altyapılarda tek bir teknik arızanın dahi işlemleri kilitlemesi ve ekranda hata koduyla karşılaşan yurttaşların muhatap bulamaması, kamu yönetiminde "insansızlaştırma" ve otomatikleşme tartışmalarını tekrar gündeme getirdi. Daha çok özel sektör, sanat ve eğitim alanlardaki dönüşüm ile gündeme gelen yapay zeka teknolojilerinin kamuda kullanımı ve memur istihdamına etkisi henüz gündemde yer etmiyor. Dünyada özellikle bürokratik süreçlerin hızlanması, belge ve dilekçe taleplerinde kolaylaştırıcı olarak kullanılacağı öngörülen yapay zeka teknolojilerine işlerin tamamen devredilmesine ise dünya henüz hazır değil.

Bürokraside insan unsurunun tamamen geri plana itilmesinin yaratacağı risklere dikkat çeken Doğuş Üniversitesi İletişim Çalışmaları Halkla İlişkiler ve Tanıtım Programı Başkanı Doç. Dr. İlknur Doğu Öztürk, "Duyguları olan vatandaşı değişmez bir veri olarak kabul edemeyiz; kamu hizmetinin merkezindeki insan diyaloğu ve denetimi korunmalı" uyarısında bulundu.

"Karar yetkisi algoritmaya bırakılamaz"

Konuyu 24 Saat'e değerlendiren Doç. Dr. Öztürk, iletişim felsefesi açısından kamusal hizmetin vatandaşı dinleyen ve dikkate alan yetkili bir merci ile diyalog kurma temeline dayandığını ifade etti. Bireylerin yaşamını doğrudan etkileyen sağlık, eğitim ve sosyal konular gibi alanlarda yapay zekânın insan denetiminde tutulmasının zorunlu olduğunu aktaran Öztürk, karar verme yetkisinin algoritmalara devredilemeyeceğini söyledi.

Hız ve verimlilik beklentisinin bireysel hakların ihlaline gerekçe olamayacağına dikkat çeken Öztürk, sürecin nasıl kurgulanması gerektiğini şu örnekle açıkladı:

"Yapay zekâyı bir başvuru sürecinde evrak kontrolü için kullanmak doğru bir adımdır; ancak eksik evrak gerekçesiyle başvuruyu doğrudan reddetme kararını sisteme bırakmak yanlıştır. Bunun yerine eksik belgenin talep edilmesini sağlayarak usulü tamamlama sorumluluğunu vatandaşa bırakan bir model işletilmelidir. Hedef insanı devreden çıkarmak değil, insanın daha adil kamusal hizmet vermesini sağlamak olmalıdır."

"İnisiyatifi yapay zekaya devretmek sakıncalı"

Algoritmaların arka planındaki insan mühendislerin önyargıları, verilerin yanlılığı ve tasarım süreçlerindeki kabullerin belirli gruplar veya dezavantajlı kesimler aleyhine sonuçlar doğurabileceğine işaret eden Öztürk; memurun yasalardan kaynaklanan takdir yetkisi ile inisiyatif alma becerisinin tamamen yok edilmesinin sakıncalarına değindi. Herkese katı biçimde aynı prosedürün uygulanmasının adil gibi görünebileceğini ancak kişiye özel esneklik ihtiyacını ortadan kaldıracağını belirten Öztürk, algoritmik kararların gerekçesiz kalmaması gerektiğini vurguladı:

"Kamu hizmeti almak isteyen bireylerin neden olumsuz yanıt aldıklarını anlayamadıkları ve karşılarında bir insan bulamadıkları için itiraz haklarını kullanamadıkları bir tablo ortaya çıkabilir. 'Bu kararı yapay zekâ verdi' savunması, gerekçe sunmaktan kaçınmanın bir bahanesi haline gelmemelidir. Otomatikleşen kararların mutlaka bir insan tarafından yeniden değerlendirilebileceği denetim sistemleri kurulmalıdır."

Mevzuat ve sorumluluk boşluğu potansiyel tehlike

Yapay zekânın hatalı işlemlerinde doğacak idari ve cezai sorumluluğun belirsiz kalmasının ciddi bir güvencesizlik doğurduğunu belirten Öztürk, sistem kamuya entegre edilmeden önce personelin hukuki çerçeve ve yetki sınırları konusunda bilgilendirilmesinin şart olduğunu kaydetti. Türkiye’de Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) gibi temel düzenlemelerin bulunduğunu ancak karar alma süreçlerinde yapay zekâ kullanımını doğrudan tanzim eden müstakil bir yasal mevzuatın henüz mevcut olmadığını hatırlattı. Güvencesizliğin, vatandaşın kararların nasıl alındığını bilmediği ve kime hesap soracağını kestiremediği anlarda tırmandığını belirten Öztürk, görev ve sorumlulukları netleştiren yasal düzenlemelerin hızla hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.

Yandex: İHA saldırılarında zarar görmeyen 3 sistem yeni tesislere taşınıyor
Yandex: İHA saldırılarında zarar görmeyen 3 sistem yeni tesislere taşınıyor
İçeriği Görüntüle

Kamuda "eleştirel yetkinlik" ihtiyacı

Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi kapsamında kamu çalışanlarının yetkinliklerinin artırılması hedefine de değinen Öztürk, bu dönüşümün yalnızca teknik personelle ya da basit bir üretken yapay zekâ aracı kullanımıyla sınırlı kalamayacağını belirtti. Kamu personelinin algoritmaların ürettiği bilgiyi sorgulama, doğrulama, olası manipülasyonları fark etme ve vatandaş haklarını koruma bilincine sahip "eleştirel ve kapsayıcı" bir yetkinlikle donatılması gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Öztürk, dönüşüm sorumluluğunun tek başına memura bırakılamayacağını, kurumsal düzeyde altyapı ve destek sağlanması gerektiğini kaydetti.

"Vatandaşın tek seçeneği soğuk bir ekran olmamalı"

Geleceğe dönük insan-makine işbirliği modelinin parametrelerini çizen Öztürk, kamu hizmeti arayan yurttaşların tek seçeneğinin dijital ekranlar olmaması gerektiğinin altını çizdi. Özellikle yaşlılar, engelliler ve dijital araçlara erişim becerisi kısıtlı kesimler için insanla doğrudan iletişimin her zaman bir alternatif olarak korunması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. İlknur Doğu Öztürk, "Yapay zekâ bürokratik yükü ve rutin işleri hafifletmeli, memura zaman kazandırmalıdır. Ancak kazanılan bu zaman insan ilişkilerini zayıflatmak yerine kamusal iletişimi güçlendirmeye ayrılmalıdır. Yeni teknolojiler kamu hizmetinde diyaloğu beslediği ölçüde toplumsal fayda sağlayacaktır" değerlendirmesinde bulundu.

Muhabir: Ahmet Çağatay Bayraktar