Karadeniz’in kendine has ekosistemi, son dönemde popülerleşen bambu yetiştiriciliği nedeniyle büyük bir tehlike altında. Bölgenin yüksek yağış ve nem oranını seven bambunun, fındık ve çay gibi yöreyle özdeşleşmiş, ekonomik ve kültürel değeri yüksek ürünlerin yerini alması endişe yaratıyor.

Tropik iklim kuşağında yetişen bambu, özellikle mobilya yapımında kullanılıyor
Prof. Dr. Doğanay Tolunay, yaptığı değerlendirmede, bambunun istilacı karakterinin Türkiye’nin tür zenginliği açısından zararlı olabileceğini vurguladı. Türkiye’nin 12 bin doğal tür ve 4 bin endemik türe sahip, biyolojik çeşitliliği zengin bir ülke olduğunu hatırlatan Tolunay, yabancı türlerin ülkeye girişi konusunda dikkatli olunması gerektiğini belirtti.
Tolunay’a göre tehlike sadece bambunun istilacı olmasıyla sınırlı değil. İstilacı olmayan yabancı türler bile zamanla yerel türlerle çaprazlamaya girerek yeni alt türler oluşturabilir ve bu da bölge ekosisteminde geri dönülmez bozulmalara yol açabilir.
“Şimdi fındık ve çay gibi, gıda üretimi açısından önemli olan türlerin yerine istilacı olmasa dahi başka bir türün kullanılması ne kadar doğru? Tamamen ekonomik kaygılarla tür değişikliğine gidilirse, Türkiye bu ürünleri ithal etmek durumunda da kalabilir. Bu, işin bir gıda güvenliği ve ulusal ekonomi ayağıdır.”
Bambunun fiziksel tahribat potansiyeli hakkındaki iddiaları da değerlendiren Prof. Tolunay, bambu köklerinin asırlık ağaçlara ve binaların temellerine zarar verebilecek kadar güçlü olduğu yönündeki bilgilerin ciddiye alınması gerektiğini belirtti. Özellikle Çin gibi ülkelerde bambunun ormanların içine doğru ilerleyerek gençleşmeyi engellediği ve ormanları işgal ettiğine yönelik verilerin mevcut olduğunu ifade etti.
Bölgenin yağışlı yapısı nedeniyle bambu için ek bir sulama ihtiyacı olmamasına rağmen, Tolunay, su tüketiminden ziyade önceliğin biyolojik çeşitliliğin ve stratejik gıda ürünlerinin korunması olması gerektiğini savundu.
"Tarım ve Orman Bakanlığı devreye girmeli"
Prof. Tolunay, mevcut durumda Tarım ve Orman Bakanlığı’nın politikalarını değerlendirdi. Tolunay, çiftçilerin fındık ve çaydan gereken kârı elde edemediği için kısa vadede en çok kâr getiren ürüne yönelmek durumunda kaldıklarını belirtti. Bakanlığın uyguladığı tek mekanizmanın, bölgelere özel ürün deseni oluşturma ve teşvikler verme şeklinde kaldığını, bunun ise yetersiz olduğunu dile getirdi.
Tolunay, Bakanlığın, ülkenin gıda güvenliğini dikkate alarak, çay, fındık gibi stratejik öneme sahip yerel ürünlerin desteklenmesine yönelik kararlar alması gerektiğini vurguladı.
Karadeniz’de görülen istilacı yabancı tür olan kahverengi kokarca böceğine de değinen Prof. Tolunay, mücadele çalışmalarında geç kalındığını kaydetti.
“Maalesef kahverengi kokarca bütün Karadeniz bölgesine yayıldıktan sonra mücadele çalışmaları başladı. İlk görüldüğü zamanlar müdahale edilseydi bu boyutlara gelmezdi” diyen Tolunay, bir istilacı türün yayıldıktan sonra sayılarının azaltılmasının ilaçlamalarla dahi çok zorlaştığını belirtti.
Bu durumdan ders çıkarılması gerektiğini belirten Tolunay’ın Bakanlığa yönelik önerileri şöyle sıralandı:
"Tarım alanlarından ormanlara kadar tüm ülke genelinde yabancı istilacı türlerle ilgili sürekli izleme çalışmaları yapılmalı. Ülkeye getirilebilecek türlerin listeler halinde belirlenmesi, istilacı türlerin ülkeye sokulmasının yasaklanması ve özellikle sınırlarda ve gümrüklerde denetimlerin artırılması gerekiyor. Sadece fidan ve tohum değil, her türlü ithalatla birlikte ürünlerin arasında gelebilecek böcek, mantar gibi zararlıların ülkeye giriş potansiyeli de göz ardı edilmemeli."




