CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Gaziantep programı kapsamında Karkamış ilçesine bağlı, Suriye’nin Cerablus sınırında bulunan Karanfil Mahallesi’ni ziyaret etti. Ziyaretin ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na ilişkin partisinin tutumunu açıkladı.

“Eleştirilerimiz var ama Mekke Anlaşması’na ‘evet’ diyeceğiz”
Anlaşmanın ilk gündeme geldiği dönemde İran’la olası bir çatışma ihtimali nedeniyle endişe duyduğunu belirten Kılıçdaroğlu, İran’ın açıklamaları ve anlaşma metninin TBMM’ye sunulmasının ardından bu endişelerinin giderildiğini ifade etti. Kılıçdaroğlu, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Eleştirilerimiz var ama Mekke Anlaşması’na ‘evet’ diyeceğiz” ifadelerini kullandı.
Mekke Anlaşması’na yönelik ilk değerlendirmelerinde İran’la yaşanabilecek bir gerilime dikkat çeken Kılıçdaroğlu, anlaşmanın Şii-Sünni ayrışmasını derinleştirme ihtimalinden endişe duyduğunu söyledi. İran’ın anlaşmaya ilişkin olumlu açıklamasının ardından kaygılarının azaldığını belirten Kılıçdaroğlu, Türkiye ile İran arasındaki ilişkilerin bölgesel barış açısından önem taşıdığını vurguladı:
"Mekke Anlaşması ile ilgili ilk aklıma gelen şuydu: Bu anlaşma acaba ileride İran'la bizim çatışmaya ortam hazırlar mı? Bu endişemi Bolu'da yaptığımız toplantıda dile getirdim. Bu endişeyi besleyen temel unsur şuydu: Müslüman dünyasında bir Şii-Sünni kavgasının başlangıcı da olabilir miydi? Yani İran'la çatışmamız acaba buna bir hazırlık şeklinde olabilir mi diye endişelerim vardı. Tabii bunu bu kadar net dillendirmedim. Dillendirmeyi de doğru bulmadım. Fakat daha sonra İran bir açıklama yaptı ve Mekke Anlaşması'nın uygun olduğunu söyledi. Bilgim yok ama tahminim, Türkiye bu konuda İran'a bir güvence verdi. Yani 'meraklanmayın biz bu anlaşmayı yapıyoruz ama bu sizinle çatışacağımız anlamında değil'. Çünkü Kasr-ı Şirin Anlaşması'ndan bu yana İran'la hiçbir çatışmamız olmamış. Ve bu bizim açımızdan önemli. Çünkü İran da bölgede önemli bir güç, Türkiye de önemli bir güç. Bu iki gücün çatışması bölgeye de zarar verir, dünyaya da zarar verir. O nedenle barış eksenli ilerlemesi lazım. Mekke Anlaşması'nı bu çerçevede İran, ‘Ben de olabilirim’ diye düşündü. Mısır ‘Ben olabilirim’ diye. Çekirdek üyeler dediğimiz üç ülke. Üç çekirdek üyenin ortak kabulüyle birlikte yeni üyeler de gelebilir buraya. Sözleşme geldi. Gerekçeleri geldi. Açıklamaları geldi. Eleştirilerimiz var ama Mekke Anlaşması’na ‘evet’ diyeceğiz.”
Kılıçdaroğlu’ndan Bahçeli görüşmesi açıklaması
Mahalledeki programların ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile Meclis’te yaptığı görüşmenin içeriğinin sorulması üzerine, "Sayın Bahçeli ile buluşmamız tam bir tesadüf. Kısa bir görüşme oldu. Kahve içtik. Çok böyle Türkiye'nin temel sorunlarına değinme gibi bir şey olmadı. Ama görüşebiliriz de Sayın Bahçeli ile. Şu anda Türkiye'nin huzura kavuşması için, Türkiye'de var olan Kürt sorununun çözümü için en büyük fedakarlığı yapan bir lider, kabul etmek lazım. MHP Genel Başkanı'nın bu sorunun çözümünde öncülük yapması sorunun aşılmasına büyük ölçüde kolaylık sağladı. Bunu da kabul etmek gerekiyor" diye konuştu.
“Yarı başkanlık sistemini de tartışırız”
Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’in CHP açısından hâlâ gündemde olup olmadığı sorusunu yanıtlayan Kılıçdaroğlu, anayasa değişikliği tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Daha önce altı siyasi partinin bir araya gelerek anayasa değişikliği önerilerini hazırladığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, yeni bir anayasa önerisinin içeriğinin netleşmesi gerektiğini söyledi:
"Sayın Erdoğan Meclis’in açış konuşmasında anayasa değişikliğinden söz etti. İlk dört maddenin de değişmeyeceğinden söz etti. Tabii anayasa değişikliğinden kastedilen olay nedir tam bilmiyoruz onu. Ama biz daha önce 6 parti bir araya gelmiştik ve anayasa değişikliği ile ilgili değiştireceğimiz maddeleri ve nasıl değiştireceğimizi yazmıştık ve bunları gerekçeleriyle beraber kamuoyunu açıklamıştık. Şimdi Sayın Erdoğan'ın söylediği anayasa değişikliğinden kastedilen Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi mi yoksa yarı başkanlık sistemi mi onu bilmiyoruz. Ama bu konuda bir düşünce beyan ederlerse biz de kendi düşüncelerimizi açıklarız. Evet, bu anayasayla Türkiye yönetilemez. Dolayısıyla parlamenter sistem diyorsa nasıl bir parlamenter sistem? Yarı başkanlık sistemi öneriliyorsa nasıl bir yarı başkanlık sistemi? Bu öneriler konur, önerileri biz de sağduyuyla tartışırız. Yani illa her gelen öneriye başlangıçta ‘hayır’ bu olmaz, biz bunu reddediyoruz diye bir düşüncemiz yok. Çünkü anayasa değişikliğini ilk öneren ve değişmesi gerektiğini söyleyen biziz. Dolayısıyla o çerçevede söylediğimiz sözün arkasında duruyoruz."
"Erken seçime varız"
Erken seçim tartışmalarına da değinen Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mevcut koşullarda erken seçim kararı alacağını düşünmediğini söyledi.
Buna karşın seçimlerin normal tarihinden önce yapılması durumunda CHP’nin buna karşı çıkmayacağını belirten Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin ekonomik ve toplumsal sorunlarının çözülmesi gerektiğini ifade etti:
“Hayır, varız. Seçim erken seçim olursa elbette erken seçime itiraz etmeyiz. Şimdi erken seçimden kaçmanın bir yararı olur mu? Siz kendinize güveniyorsanız, erken seçim istersiniz. Türkiye'nin iyi yönetilmediğini biliyoruz. Türkiye'nin orta sınıfının yok olduğunu biliyoruz. Sanayiye gidin bakın, esnafa gidin bakın. Türkiye'nin düzelmesi lazım. Türkiye bu tabloyu çekemez. Nereye kadar götürecekler? İki ay da olsa bir ay da olsa Türkiye gerçekten bir an önce bu demokrasi oyunundan vazgeçmeli ve gerçek demokrasiyi savunan bir yapıya kavuşturulmalı. Dünyanın hiçbir ülkesinde padişahlık dönemi dahil devlet bir kişiye teslim edilmemiştir. Yok böyle bir şey.”
“Erdoğan’ın yeniden Cumhurbaşkanı adayı olacağını düşünmüyorum”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden aday olup olmayacağına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Kılıçdaroğlu, bu konuda şimdiden kesin bir sonuca varılmasını doğru bulmadığını belirtti.
Türkiye’deki ekonomik sorunlara, toplumsal kutuplaşmaya ve kurumların işleyişine ilişkin eleştirilerini dile getiren Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın yeniden aday olacağını düşünmediğini söyledi:
"Onun aday olacağını nereden düşünüyorsunuz? Belki aday olmayacak. O günün koşullarına bakılır. Her olayı kendi koşulları içinde değerlendirmemiz gerekiyor. Ben Erdoğan'ın yeniden Cumhurbaşkanı aday olacağını düşünmüyorum bu yapı içerisinde. Türkiye'nin geldiği tabloya bakın. Ekonomi ekonomi olmaktan çıktı. Üniversiteler üniversite olmaktan çıktı, medya medya olmaktan çıktı toplum kutuplaştı. Toplum kavga eder hale geldi. Bunu ne kadar sürdürebilir Erdoğan? Yani illa içeride bir köklü kavga mı çıksın? İnsanlar birbirlerine mi girsinler? Açlık sınırına bakın. Orta sınıf yok oldu. Erdoğan bunun ne kadar farkında? Sarayda oturup da Türkiye'nin gerçeklerinden kopuk bir insan var karşımızda. Türkiye'nin gerçeklerini Erdoğan bilmiyor. Erdoğan bu ortamda nasıl diyecek ‘Ben bir daha cumhurbaşkanı olacağım’ diye. Ve halk bunu nasıl kabul edecek? Bu kadar yoksullaşmanın derinleştiği bir yerde nasıl olacak bu tablo? Biz bunu anlatacağız tabii halka. İlla ben cumhurbaşkanı olacağım diye bir kural yok mu? Niçin illa ben cumhurbaşkanı olacağım diyorsun? Hangi gerekçeyle ben mutlaka cumhurbaşkanı olmam lazım diyorsun? Hangi gerekçeyle? Başka birisi devleti yönetemez mi? Niye yönetmesin? Devlet bir kişiye mi teslim edilir? Öyle bir tablo yok ki. Hem demokrasi diyeceksiniz ve sonra dönüp sadece ben diyeceksiniz. Bu demokrasi değil.”
Kılıçdaroğlu’ndan dokunulmazlık açıklaması
Milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması konusundaki tutumları sorulan Kılıçdaroğlu, düşünce ve ifade özgürlüğü nedeniyle dokunulmazlıkların kaldırılmasına karşı olduğunu ifade etti.
Bununla birlikte yolsuzluk iddialarının ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, yolsuzluk dosyaları bulunan milletvekillerinin hesap vermesi ve aklanması gerektiğini söyledi:
“Düşünce özgürlüğü dolayısıyla dokunulmazlıkların kaldırılmasını doğru bulmam. İnsan düşüncelerini özgürce ifade edebilmeli. Ama yolsuzluk varsa dokunulmazlık olmamalı, gidip hesabını vermeli. Ve aklanmalı. Bir onurlu milletvekili yolsuzluk dosyasının arkasına sığınıp parlamentoda görev yapmamalı. Dokunulmazlığını kaldırın, gidip aklanıp gelmek istiyorum diyebilmeli. Yolsuzluk dosyalarının dokunulmazlığını doğru bulmayız. Yani gerekirse bu konuda bir anayasa değişikliği gelirse biz ona da ‘evet’ deriz”
Kılıçdaroğlu’ndan İBB ve Nuri Aslan açıklaması
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanvekili Nuri Aslan ile görüşüp görüşmediği sorulan Kılıçdaroğlu, Aslan ile zaman zaman telefonla görüştüklerini belirtti.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ilişkin değerlendirmelerinde ise belediye yönetiminin halkın iradesine uygun biçimde belirlenmesi gerektiğini savundu. Kılıçdaroğlu, CHP’li belediyelerde yolsuzluk bulunması halinde denetim yapılmasına ve sorumluların hesap vermesine karşı çıkmayacaklarını söyledi:
“Nuri Bey'le görüşüyorum. Zaman zaman arıyor beni. Konuşuyorum da. Tabii halkın size belediye başkanlığını vermediği bir gerçeği unutarak veya göz ardı ederek, belediye meclis üyelerini parayla satın alıp belediyeyi geçirirseniz bu ahlaki değil. Doğru da değil. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ni kazanan parti hangisi, Cumhuriyet Halk Partisi. Şimdi siz delege oyunlarıyla, paranın gücüyle, iradeyi satın alarak yani açıkça söylemek gerekirse ahlaksızlık yaparak belediyeyi ele geçireceksiniz, doğru değil. Tam tersine kaçınması lazım. Ben bir grup toplantısında söylemiştim: Yolsuzluk yapanların sığınacağı yer AK Parti Genel Merkezi. Oraya sığındığınız andan itibaren yolsuzluk yapma, sınırsız yolsuzluk yapma özgürlüğünüz oluyor. Çalabilirsiniz, çırpabilirsiniz, her şeyi yapabilirsiniz. Kimse size dokunamaz. Ne savcı, ne vali, ne kaymakam, kimse size dokunamaz. CHP'li belediyeler denetlensin, yolsuzluk varsa hesabı sorulsun. Buna hiç itiraz etmem.”





