Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü (YEĞİTEK) tarafından hazırlanan "Yapay Zekâ Etiği Tavsiyeleri Kitapçığı" yayımlandı. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli çerçevesinde hazırlanan rehber, yapay zekâ teknolojilerinin eğitim sistemine güvenli, etik ve sorumlu bir biçimde entegrasyonuna rehberlik etmeyi amaçlıyor. Kitapçık, şeffaflık, adalet, mahremiyet, hesap verebilirlik ve erişilebilirlik gibi evrensel ilkeleri merkeze alarak , yapay zekânın eğitimde insan onurunu, temel hak ve özgürlükleri, millî ve manevî değerleri esas alan bir araç olarak konumlandırıldığı etik temelli bir çerçeve sunmayı hedefliyor.
Kitapçığı, 24 Saat için değerlendiren Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü'nden Prof. Dr. Cem Say kılavuzdaki temel etik mantığı onaylamakla birlikte, yapay zekânın geleneksel öğrenme süreçlerine etkileri konusunda uyarılarda bulundu ve uygulama detaylarındaki somut şablon eksikliğine dikkat çekti.
Prof. Say, yapay zekâ araçlarının yaygınlaşmasının eğitim sisteminde bir "panik" hali yarattığını ve geleneksel öğrenme süreçlerinin alt yapısını değiştirdiğini belirtiyor. Say'a göre, yapay zekânın, öğrencilerin normalde kendi çabalarıyla yapması gereken görevleri üstlenmesi, eğitimin verimini düşürüyor. "Çocuk, normalde öğrenmesi gereken şeyi yapay zekâya yaptırarak öğrenmemiş oluyor," diyen Say, özellikle matematik gibi alanlarda, yanlış yapa yapa edinilen ve bilişsel "kasları güçlendiren" deneyimin, anında cevap veren yapay zekâ ile kaybolduğunu ifade etti. Say bu durumu, mevcut müfredatın baştan aşağı yeniden yapılandırılmasını gerektiren köklü bir dönüşüm olarak nitelendiriliyor.
MEB'in kılavuzunda yer alan, öğrencilere yönelik gizliliğe dikkat etme ve önerileri sorgulama gibi tavsiyeleri "yerinde" bulan Prof. Say, teknik detaydan kaçınılmasını da doğru bulduğunu belirtti. Say bu tür temel etik ve güvenlik prensiplerinin, bu çağda herkesin "içgüdü olarak kendine yerleştirmesi gereken temel bilgiler" olduğunu ifade etti.
Say, kılavuzun İdareciler İçin Tavsiyeler bölümünde önemli bir boşluk olduğunu dile getirdi. "Kurumsal politikaların geliştirilmesi" gibi iyi niyetli hedeflerin altına, yöneticilerin "Peki ben bunu nasıl yapayım?" sorusuna cevap verecek, ders bazında somut uygulama şablonlarının doldurulması gerektiğini vurguladı.
"Öğrencilerin yaptığı en temel yanlış sadece yapay zekaya güvenmek"
Prof. Say, kılavuzda geliştiriciler ve idareciler için öne çıkan "insan onayını garanti edin" maddesinin kritik önem taşıdığının altını çizdi. Yapay zekâ çıktılarında bir sıkıntı oluşması durumunda hukuki sorumluluğun belirlenmesi için bir mekanizma gerektiğini belirterek, "Bir insanın o çıktıyı okuyup onaylaması lazım ki en azından bir sorumlu belirlensin," dedi.
Öğrencilerin yaptığı en temel yanlışın, kolaycılık nedeniyle sadece yapay zekâya güvenmek olduğunu belirten Say, bu durumun hata zincirini koparttığını ifade etti. Eski düzende işi yapan uzman bir sorumlu varken, şimdi bu zincirin kopma riski doğuyor ve yapay zekânın çıktısının kontrol edilmeden kullanılma tehlikesi ortaya çıkıyor. Bu nedenle, onu anlayan bir insanın daima devrede olması gerektiğini vurguladı.
"Yapay zeka konusunda tüm dünya olarak eşitiz"
Yapay zekâya eğitimdeki tüm sorunları çözecek sihirli bir araç olarak bakılmaması gerektiği uyarısını yineleyen Say, benzer bir durumun ilk Google çıktığında da yaşandığını hatırlattı: "Google çıkınca da herkes Oxford'luk olmadı." Yapay zekânın harika kullanımları olabilecek bir alet olduğunu, ancak eğitimin o sakıncaları olmayan, sadece faydaları olan en iyi kullanımını keşfetmenin zorunlu olduğunu söyledi. Say, yapay zekânın eğitim sistemlerine entegrasyonu konusunda Türkiye'nin dünyanın geneliyle karşılaştırıldığında geç kalmadığını belirterek, "Yapay zekâ o kadar yeni bir şekilde tepemize indi ki, dünyanın her yerinde herkes aynı durumda. Yolun bu noktasında tüm dünya olarak eşitiz," diyerek bu dönemin bir fırsat olarak da değerlendirilebileceğini ifade etti.

