Küresel endeks sağlayıcısı MSCI’nin Türkiye piyasasına yönelik son açıklamaları, Borsa İstanbul’da yabancı yatırımcıların tutumu ve olası fon çıkışlarına ilişkin endişeleri artırdı. MSCI, 15 Ekim’de Türk hisse senetlerine yönelik bazı endeks değişikliklerini ikinci bir duyuruya kadar askıya aldığını açıkladı.
Karar kapsamında belirli halka açıklık faktörü ve hisse sayısı artışları, yeni şirketlerin endekslere eklenmesi ve üst büyüklük segmentlerine geçişler durduruldu.
MSCI, Haziran 2027’ye kadar piyasa şeffaflığı ve gözetim alanlarında yeterli ilerleme sağlanamaması halinde Türkiye’nin Gelişmekte Olan Piyasa statüsünden Sınır Piyasa veya Bağımsız Piyasa statüsüne geçirilmesine yönelik bir danışma sürecinin başlatılabileceğini bildirdi.
Türkiye’nin piyasa statüsünde şu aşamada herhangi bir değişiklik yapılmış değil. Ancak açıklama, yabancı yatırımcıların Türkiye piyasasına yönelik risk değerlendirmelerini yeniden gündeme taşıdı.
Borsa İstanbul’da kayıplar yüzde 21’e ulaştı
MSCI’den gelen ilk ciddi uyarılardan bu yana Türkiye hisselerinde yaşanan kaybın yüzde 21’e ulaştığı hesaplandı. MSCI’nin son açıklamasının ardından da Borsa İstanbul’daki satış baskısı devam etti.
BIST 100 endeksi dolar bazında Haziran 2025’ten bu yana en düşük seviyelerine geriledi. Fon krizinin yarattığı belirsizlik, yabancı yatırımcıların temkinli yaklaşımı ve şirket değerlemelerindeki düşüş, piyasadaki baskıyı artıran temel unsurlar arasında yer aldı.
MSCI’nin olası statü değişikliğine ilişkin uyarısı, Türkiye hisselerine yatırım yapan uluslararası fonların gelecekteki pozisyonları açısından da önem taşıyor.
BIST 100’ün PD/DD oranı 1 seviyesine geriledi
Borsa İstanbul’da değerlemelerde yaşanan gerileme, şirketlerin piyasa değerlerinin özkaynaklarına oranında da kendini gösterdi.
Garanti BBVA Yatırım’ın Bloomberg verileriyle hazırladığı son beş yıllık grafiğe göre BIST 100 endeksinin piyasa değeri/defter değeri (PD/DD) oranı yaklaşık 1 seviyesine indi.
Endeksin son beş yıllık PD/DD ortalaması 1,45 düzeyinde bulunuyor. Mevcut oran, tarihsel ortalamanın yaklaşık yüzde 31 altında seyrediyor.
Grafikte üst iki standart sapma seviyesi yaklaşık 2,20, alt iki standart sapma seviyesi ise 0,76 olarak gösteriliyor. Buna göre BIST 100 değerlemeleri uzun dönem ortalamasının belirgin biçimde altında olsa da en düşük istatistiksel banda henüz ulaşmış değil.
Borsa İstanbul’da pandemi dönemindeki düşük değerlemeler gündemde
BIST 100’ün PD/DD oranının yaklaşık 1 seviyesine gerilemesi, pandemi döneminde görülen düşük değerlemeleri yeniden gündeme getirdi.
Dr. Nuri Sevgen de çok sayıda büyük şirketin defter değerinin altında işlem gördüğüne dikkat çekmiş, ancak düşük değerlemelerin tek başına borsada yükselişin başlayacağı anlamına gelmediğini vurgulamıştı.
Uzman değerlendirmelerinde, yüksek enflasyonun ve enflasyon muhasebesinin şirket özkaynakları üzerindeki etkilerine de dikkat çekiliyor. Bu nedenle güncel PD/DD oranlarının geçmiş dönemlerle karşılaştırılmasında temkinli olunması gerekiyor.
Şirketlerin defter değerlerinin altında işlem görmesi, yatırımcılar açısından potansiyel fırsatlara işaret edebilse de piyasa koşulları ve finansal riskler belirleyici olmaya devam ediyor.
BIST 100’ün 20 yıllık reel getirisi yeniden negatife döndü
Türkiye hisse senetlerinin uzun vadeli performansında da dikkat çekici bir tablo ortaya çıktı. Paylaşılan analize göre BIST 100 endeksinin son 20 yıllık enflasyondan arındırılmış getirisi yeniden negatif bölgeye geçti.
Bu sonuç, hisse fiyatlarında nominal olarak yaşanan artışların uzun vadede enflasyon karşısında yatırımcıların satın alma gücünü korumaya yetmediğini gösteriyor.
Borsa İstanbul’daki son gelişmeler, kısa vadeli fiyat hareketlerinin yanı sıra yatırımcıların uzun vadeli reel getiri performansını da yeniden değerlendirmesine neden oluyor.
MSCI’nin Endonezya kararı Türkiye için örnek oluşturuyor
MSCI’nin Endonezya piyasasına yönelik adımları, Türkiye açısından olası bir statü değişikliğinin yaratabileceği sonuçları değerlendirmek için önemli bir örnek olarak öne çıkıyor.
MSCI, Endonezya’nın Gelişmekte Olan Piyasa statüsünden Bağımsız Piyasa statüsüne geçirilmesine yönelik resmi danışma süreci başlattı.
Gelişmenin ardından Jakarta Bileşik Endeksi yüzde 5’in üzerinde gerileyerek Ekim 2020’den bu yana en düşük seviyesini gördü.
Goldman Sachs’ın 16 Ekim kapanışına dayanan değerlendirmesine göre MSCI Endonezya Endeksi’nin yılbaşından bu yana kaybı yüzde 47’ye ulaştı.
Endonezya örneği, küresel endeks sağlayıcılarının piyasa sınıflandırmalarına ilişkin kararlarının yatırımcı algısı ve hisse senedi değerlemeleri üzerindeki etkisini ortaya koydu.
Endonezya için 5,6 milyar dolarlık pasif fon çıkışı riski
Goldman Sachs, Endonezya’nın MSCI gelişen piyasalar endekslerinden tamamen çıkarılması halinde yaklaşık 5,6 milyar dolarlık pasif fon çıkışı yaşanabileceğini hesapladı.
FTSE Russell’ın da benzer bir karar alması durumunda piyasadan 2,7 milyar dolarlık ilave çıkış yaşanabileceği belirtildi.
Ancak söz konusu tutarlar gerçekleşmiş fon çıkışlarını değil, olası statü değişikliklerine bağlı senaryoları ifade ediyor.
Endeks sağlayıcılarının piyasa sınıflandırmaları, ilgili endeksleri takip eden pasif fonların portföy dağılımlarını etkileyebildiği için yatırımcılar tarafından yakından izleniyor.
Türkiye açısından da MSCI’nin Haziran 2027’ye kadar yapılması beklenen ilerlemeye ilişkin değerlendirmeleri, yabancı fon akımları ve piyasa beklentileri bakımından önem taşıyor.
Endonezya borsasında F/K oranı 7,6’ya kadar geriledi
Endonezya piyasasında MSCI kaynaklı belirsizliklerin ardından yaşanan satışlar, şirket değerlemelerinde de sert düşüşe yol açtı.
Verilen bilgilere göre ülkenin 12 aylık ileriye dönük fiyat/kazanç (F/K) oranı, belirsizlikler öncesindeki yaklaşık 16 seviyesinden 7,6’ya kadar geriledi.
Goldman Sachs ise MSCI Endonezya Endeksi’nin ileriye dönük F/K oranını 7,3 olarak hesapladı.
Endonezya’daki gelişmeler, piyasa statüsüne ilişkin belirsizliklerin yalnızca endeks performansını değil, şirketlerin yatırımcılar tarafından hangi çarpanlarla fiyatlandığını da etkileyebileceğini gösteriyor.
Türkiye piyasası için kritik süreç başladı
MSCI’nin Türkiye’ye yönelik son uyarısı, Borsa İstanbul’da düşen değerlemeler ve yabancı yatırımcıların temkinli tutumuyla birlikte değerlendiriliyor. BIST 100’ün tarihsel ortalamasının altında işlem görmesi, tek başına kalıcı bir toparlanmayı garanti etmiyor.
Türkiye’nin piyasa statüsüne ilişkin olası bir danışma sürecinin gündeme gelmemesi için piyasa şeffaflığı ve gözetim alanlarında Haziran 2027’ye kadar yeterli ilerleme sağlanması kritik önem taşıyor.




