Çok üzülüyorum memleketimin durumuna çoook. İçerde dışarda vuran vurana güzelim Türkiye’me..

Kıbrıs’ta başımızın belaya girmesi için senaryolar yazılıyor. Tatbikat üstüne tatbikat yapıyor düşmanlarımız. Adalarımız elden gidiyor, Lozan çiğneniyor, İsrail bile (Netenyahu’nun ağzıyla) tehdit ediyor bizi. Neden yahu bunlara hadlerini bildiremiyoruz.? Pontus hayali ile Trabzon’un Sümela’sında ayin yapmaya kalkışanlara izin veriyoruz, Heybeliada’daki ruhban okulunu hem de onararak devreye sokacağız. Neden yahu, neden yahu..? Millet nedenini bilmiyor, yönetim de söylemiyor ki.. Terörden kurtulacağız diye teröristleri serbest bırakıyoruz,50 bin kişinin katili terörist başını muhatap alıyoruz, komisyon üyesi bile yapmaya kalkıyoruz. Bütün bunlar millete soruldu mu? Kimsenin olan bitenden doğru dürüst haberi yok. Kime ne taviz veriyoruz, ne şartlar ileri sürülüyor..? Fısıltılarla, dedikodularla geçiyor vaktimiz. Neyi kimden saklıyoruz ki? Eğer yapılan gerçekten ülke için faydalı bir operasyonsa, en küçük ayrıntılarına kadar çıkın anlatın millete. Hatta referanduma gidin, millet karar versin faydasına.
Millet seçtiklerine, ülkeyi yönetenlere (aklınıza eseni yapın, ne yaparsanız doğrudur) diye oy vermedi ki? Öyle hassas, kritik ve nazik meseleler vardır ki,bunlar komisyonlarla, geniş vizyona ve derin bilgiye sahip olmayan liderciklerle, eşit hak yaygaracılarının baskısıyla çözülemez. Öyle 3-5 ayda,10-15 günde çözülecek meseleler değildir bunlar. Bakın yasa Meclis’ten çıktı ama, kürtçülük esnafından değişik sesler geliyor. Kimi (Apo’yu bırakmazsanız bu iş olmaz)derken, bir bölümü de hapisteki Demirtaş’ı lider görüyor. Şimdi ayıkla pirincin taşını bakalım. Ayrıca kürtçülük esnafı eşit hak diye tutturuyor. Kürtlerin nesi eksik? Ana dilleri serbest, istediklerini rahatça yapabiliyorlar ülkede. Parlamento’nun yüzde 65’i, işadamlarının yüzde 60’ı, bürokratların yüzde 55’i Kürt asıllı. Bu ülkede Cumhurbaşkanı da olabiliyor, Meclis Başkanı da, General de, Polis Müdürü de, aklınıza gelen tüm kamu görevlisi olabiliyorlar.
Hele nüfus grafiğine bakarsanız, batıda bir-iki doğuyor çocuklar, doğu ve güneydoğu’da 10’a kadar hata daha fazlası bile geliyor dünyaya. Bugün Kürtlerin kendi dillerinde televizyonları bile var Türkiye’de. Parlamento’da partileri,56 mebusları, başkanlık divanında ve komisyonlarda üyeleri yok mu? Bırakın bu eşitlik hikayelerini, geçmişin yanlışlarına da takılmayın. Bugün Türk’üyle Kürt’üyle hepimiz eşitiz. Onun için eşitlik ticaretini yapmayalım artık. Terörle mücadelede kolu bacağı kopmuş, gözünü kulağını kaybetmiş kahraman gazilerimizi süründürüyor, teröristlere kucak açıyoruz. Olacak iş mi, içim yanıyor, yüreğim kavruluyor bunlara. Gazilerimize, emeklilerimize, madencilerimize verecek para bulamıyoruz ama Somali’ye bir milyar dolardan fazla bağış yapıyoruz. Mehmet Şimşek dışardan para bulacağım diye yırtınıyor ama, biz bol kepçe ele güne bağışlıyoruz. Ayranımız yok içmeye atla gidiyoruz gezmeye.
Afrika’ya cami, hastane, sulama tesisleri, bize geçim sıkıntısı, enflasyon, ithal gıdaya mahkümiyet. Anlaşılır gibi değil. Yabancı futbolcu transferlerine milyonlarca Euro yağdırıyoruz, onları alkış kıyamet baştacı yapıyoruz, bizim muhtaç insanımıza ve gazilerimize kök söktürüyoruz. İçim acımasın, yüreğim yanmasın mı bunlara? İşsiz üniversite mezunlarından geçilmiyor,2 milyon kamu personeliyle rahat yönetebileceğimiz ülkemizin sırtına 5 milyondan fazla görevliyi yüklüyoruz. Yanlış ve yetersiz ekonomi politikamız yüzünden fabrikalarımız kapanıyor, işyerleri kepenk indiriyor, sanayicimiz tüccarımız imdat diye bağırıyor. Kapağı devlete atan kurtuldu, gerisi işsizlik, parasızlık ve çaresizlikten dövünüyor. Tarımımız perişan, çiftçi maliyetler kurtarmıyor diye çoğu yerde ekmiyor toprağını. Ekebilenlerin patates-soğan gibi ürünleri ise komisyoncuların oyunları nedeniyle çürüyor tarlalarda. Neden yahu ,neden yahu..? İyi giden turizmimiz bile geri basıyor artık. Ortadoğu batağına saplanmış görüntümüz ve arap sevdamız yüzünden, yakında arap turislerden başkası gelmeyebilir ülkemize.
Her gün öldürülen ve koruyamadığımız kadınlarımıza canım acımasın, yüreğim yanmasın da ne olsun? Kadınlarını, analarını, bacılarını koruyamayan koskoca bir devlet… Neden yahu, neden yahu koruyamıyor? Bir yıldan fazladır hapiste yatan insanların iddianameleri çok geç yazılıyor, neden mahkemeler çok yavaş işliyor, çok gecikmeli kararlar veriyor? Rüşveti veren komik bir cezayla yırtıyor da, aldıkları itirafçıların şüpheli iddialarıyla belirlenenler, ağır cezalara çarptırılıyor. Bu cezalar kamu vicdanında onaylanmıyor, siyasi bulunuyor maalesef. Geciken adalete adalet diyebilirmiyiz? Neden yahu beceremiyoruz bu işleri, neden yahu neden yahu..?
Bizi yönetenler (herşey iyiye gidiyor)diyorlar. Acaba ben mi göremiyorum iyiye gidişi. Bir gözlerimi kontrol ettirsem iyi olacak. Haberlere kulak veriyorum, kulaklarım da yanıltıyor olmalı beni. İyi şeyleri duyamıyorum çünkü. Hem iyi görmüyorum, hem iyi duymuyorum da mercimek kadar aklımla, ülkeyi yönetenlerin başarılı olmadıklarına nasıl karar verebiliyorum yani? Neden yahu, neden yahu iyi yapılan şeyleri farkedemiyorum. Sahi neden yahu, neden yahu...?