YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, COP31 İklim Zirvesi öncesinde Türkiye'nin iklim politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Climate Home News platformunda yayımlanan makalesinde Türkiye'nin Avrupa'dan 500 bin tonu aşkın plastik atık almasına tepki gösteren Özel, çevre politikaları ile demokrasi arasında doğrudan bağlantı bulunduğunu savundu.
Türkiye'nin iklim kriziyle mücadelede uluslararası alanda verdiği taahhütlerin kendi ülkesindeki uygulamalarla desteklenmesi gerektiğini belirten Özel, özellikle plastik atık ithalatı, ormanların korunması ve belediyelerin yetkilerine dikkat çekti.
Özgür Özel'den Türkiye'nin plastik atık ithalatına tepki
Özgür Özel, Türkiye'nin geçen yıl Avrupa ülkelerinden yarım milyon tonu aşkın plastik atık aldığını, bu atıkların önemli bölümünün Mersin ve Adana'ya gönderildiğini ifade etti. COP31 kapsamında sıfır atık politikalarının gündeme getirildiği bir dönemde Türkiye'nin plastik atık ithalatının sorgulanması gerektiğini belirten Özel, Avrupa Birliği'nin plastik atık ihracatına yönelik yeni düzenlemesine de dikkat çekti.
Özel, makalesinde şu değerlendirmeyi yaptı:
"Zirve 'sıfır atığı' kutlarken Türkiye geçen yıl Avrupa’dan yarım milyon tonu aşkın plastik atık aldı; bunun büyük bölümü Mersin ve Adana’ya gitti. COP31'in kapanışının ertesi günü, 21 Kasım’da, AB’nin OECD üyesi olmayan ülkelere plastik atık ihracatını yasaklayan düzenlemesi yürürlüğe giriyor. OECD üyesi olan Türkiye bu yasağın kapsamı dışında. Bu durum bizi göründüğünden çok daha fazla düşündürmeli. Türkiye’nin kendi karnesi sağlam olmadıkça bunların hiçbiri fazla bir ağırlık taşımayacak. Kendi doğasıyla ve kendi vatandaşıyla çatışma halindeki bir yönetimin, gezegeni koruma konusundaki kararlılığına dair dünyaya güven vermesi zordur."
COP31 için Türkiye'ye üç öneri
COP31'in iklim kriziyle mücadele konusunda somut sonuçlar ortaya koyması gerektiğini belirten Özel, zirvede üç temel adımın öne çıkarılmasını önerdi.
Özel'in önerileri şöyle sıralandı:
- "Fosil yakıtlardan çıkış için 2030 ve 2035 yıllarını kapsayan ulusal hedeflerin belirlenmesi ve ilerlemenin her yıl raporlanması.
- Ormanların korunmasına yönelik daha güçlü taahhütler verilmesi ve bu alandaki gelişmelerin düzenli olarak takip edilmesi.
- 2035 yılına kadar yıllık 1,3 trilyon dolarlık iklim finansmanı hedefine ulaşmak için finansman yol haritası hazırlanması."
Türkiye ve Avustralya arasında iklim dayanıklılığı ortaklığı önerisi
Özel, Türkiye ile Avustralya'nın iklim değişikliğinden kaynaklanan benzer sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirterek iki ülke arasında Akdeniz-Pasifik İklim Dayanıklılığı Ortaklığı kurulmasını önerdi.
Kıyı erozyonu, yeraltı sularına tuzlu su karışması, tarımsal üretimde yaşanan kayıplar ve balıkçılık faaliyetlerinin azalmasının iki bölgeyi de etkilediğini ifade eden Özel, ortak projeler geliştirilmesi gerektiğini kaydetti.
Bu kapsamda ortak uydu verileri ve erken uyarı sistemleri kurulması, kıyı taşkınlarına karşı koruma önlemlerinin geliştirilmesi ve su tasarruflu tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması önerildi.
"Türkiye'nin gösterebileceği ilerlemeler de var"
Türkiye'nin iklim politikaları konusunda olumlu adımlarının da bulunduğunu belirten Özel, ülkenin 2053 net sıfır emisyon hedefini hatırlattı.
Güneş ve rüzgar enerjisi kapasitesindeki büyümeye dikkat çeken Özel, Türkiye'nin yenilenebilir enerji ve sanayi altyapısı bakımından önemli imkanlara sahip olduğunu ifade etti:
"Türkiye’nin gösterebileceği ilerlemeler de var. 2053 için net sıfır taahhüdünde bulundu ve güneş ile rüzgar kapasitesi hızla büyüdü. Güneşi de rüzgarı da sanayi altyapısı da mevcut. Ancak enerji karışımının uzun vadede hangi yöne evrileceği tam anlamda belirsiz. Türkiye ayrıca COP26'da Ormanlar ve Arazi Kullanımına İlişkin Glasgow Liderler Deklarasyonu’nu imzalayarak 2030'a kadar orman kaybını durdurma ve tersine çevirme sözü verdi. Dört yıl kalmışken COP31, bu sözün nasıl tutulacağını göstermek için bir fırsat."
Özel'den tutuklu belediye başkanları ve çevre politikası vurgusu
Özel, makalesinde çevre politikalarının yerel yönetimlerle doğrudan bağlantılı olduğunu savundu.
Su kaynaklarının korunması, taşkın önlemleri, atık yönetimi ve şehir planlamasında belediyelerin önemli sorumluluklar üstlendiğini belirten Özel, 50'den fazla seçilmiş muhalefet belediye başkanının tutuklanması veya görevden uzaklaştırılmasının yalnızca demokrasi açısından değil, iklim politikaları bakımından da değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürdü.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı'nın da bu süreçte yer aldığını belirten Özel, yerel yönetimlerin çevre politikalarının uygulanmasındaki rolüne dikkat çekti.
Plastik atık ithalatına denetim ve iklim karnesi çağrısı
Özgür Özel, Türkiye'nin iklim hedeflerine ulaşabilmesi için bazı somut adımların atılması gerektiğini belirtti.
Özel'in makalesinde öne çıkardığı öneriler arasında şunlar yer aldı:
"Uyum, kentlerde hayata geçer. Su, taşkın koruması, atık yönetimi ve kentsel planlama büyük ölçüde belediyelerin sorumluluğundadır. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı da dahil olmak üzere 50'den fazla seçilmiş muhalefet belediye başkanının tutuklanması ve görevden uzaklaştırılmasının yalnızca demokrasi açısından değil, çevre ve iklim politikaları açısından da önem taşımasının nedeni budur. Dere yataklarında ve içme suyu havzalarında yeni yapılaşma durdurulmalı, imar planları şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşılmalı. İthal edilen her plastik atık sevkiyatı denetlenmeli ve toplam atık ithalatına üst sınır getirilmeli. Çevresel etki değerlendirmesi süreçlerinde kamuoyuyla gerçekleşen toplantılar izinler verildikten sonra değil, önce yapılmalı. Ve her yıl emisyonları, yenilenebilir enerji kapasitesini, orman kaybını ve uyum harcamalarını kapsayan, bağımsız olarak denetlenmiş bir iklim karnesi yayımlanmalı. Antalya’nın başarısı önümüzdeki yıllarda önlenen sera gazı emisyonlarıyla, hayata geçirilen yatırımlarla ve hala ayakta kalan ormanlarla ölçülecek. Bu taahhütlerin şeffaf biçimde ve uluslararası standartlara uygun olarak yerine getirilip getirilmediğini yakından takip etmek ise bizim sorumluluğumuz."




