TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi (ETÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ramazan Aktaş, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve Borsa İstanbul yönetiminin manipülasyonlara karşı önleyici bir yaklaşım sergilemesi gerektiğini belirtti. Halka arz süreçlerinin daha sıkı kriterlere bağlanması gerektiğini ifade eden Aktaş, fon düzenlemeleri, kaldıraçlı işlemler, hisse manipülasyonları ve küçük yatırımcıların finansal bilgi düzeyine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Yabancı yatırımcının Borsa İstanbul'daki portföyü 42 milyar doları aştı
Yabancı yatırımcının Borsa İstanbul'daki portföyü 42 milyar doları aştı
İçeriği Görüntüle

ANKA Haber Ajansı’na açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Ramazan Aktaş, borsada son dönemde yaşanan gelişmelerin fon düzenlemeleriyle doğrudan ilişkili olduğunu kaydetti. Bazı şirketlerin fiili dolaşım oranlarının gerçeği yansıtmadığı yönündeki tespitlerin ardından adımlar atıldığını ifade eden Aktaş, serbest fonlardaki yüksek kaldıraç oranlarına dikkat çekti. Aktaş, "Kaldıraç dediğimiz yani borçla pozisyon alıyorsunuz. Örneğin 100 liralık bir pozisyon için sadece 3 lira yatırıyorsunuz. O aldığınız pozisyonu tutarsanız para kazanıyorsunuz. Düşerse de müthiş para kaybediyorsunuz" dedi.

"Küçük ve halka açıklığı düşük şirketler manipülasyona açık"

Katılımevim ve benzeri hisselerdeki fiyat hareketlerini değerlendiren Aktaş, toplanan kaynaklarla hisse fiyatlarının yukarı çekildiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

"Katılımevim bunların şirketlerinden bir tanesi, hisselerinden. Alıyor mesela milletten topladığı parayla kendi bir hisse senedine de ne yapıyor? Yatırım yapıyor. O hissenin fiyatını yükselttikçe onun değeri de artıyor. Düşünebiliyor musunuz? Bir taşla iki kuş vuruyorsunuz."

Manipülasyonun iki farklı yöntemle gerçekleştirildiğini belirten Aktaş, bunlardan birinin mali tablolarla oynanarak yapılan finansal bilgi manipülasyonu, diğerinin ise hisse senedi manipülasyonu olduğunu aktardı. Büyük sermayeli şirketlerde tahta hareketlerinin kolay yönetilemeyeceğini söyleyen Aktaş, küçük ölçekli şirketlerdeki risk mekanizmasını şöyle açıkladı:

"Mesela bir Koç Holding’de yapamazsınız. Çünkü çok büyük firmalar bunlar. Gidip o tahtaları alıp harekete geçiremezsiniz. Ama küçük bir firma, hisse miktarı belli, firmanın büyüklüğü belli, halka açıklık oranı düşük. Orada tahtayı squeeze etme, yani sıkıştırma dediğimiz yöntem uygulanıyor. Dört-beş büyük oyuncu farklı aracı kurumlar marifetiyle bu hisseleri toplamaya başlar. Tahtayı sıkıştırdığınızda hisse üzerinde tam kontrol sağlarsınız; satarsanız düşer, alırsanız yükselir. İşte ondan sonra da düğmeye basıp birtakım bilgiler yayarak hisseyi götürürler."

"SPK’nın işlem yasağı kararı geç kalınmış bir adım"

SPK'nın bazı fon yöneticilerine yönelik aldığı iki yıllık işlem yasağı kararını değerlendiren Aktaş, müdahalenin daha erken yapılması gerektiğini savundu. Şirketlerin temel verileri ile borsa değerleri arasındaki uyumsuzluğa işaret eden Aktaş, şunları kaydetti:

"Çok geç kalınmış bir karar. Bunun buraya gideceği belliydi. Çünkü anormal değerler var. Değeri o olmaması gereken firmalara bakıyorsunuz; arkasında hiçbir rasyonel gerekçe olmadan yükseliyor. Piyasa değeri defter değerinin 50 misline çıkmış hisseler var. Bu durum ancak Nvidia gibi teknoloji üreten, büyük küresel beklentisi olan şirketlerde görülebilir. Bahsi geçen firmalar böyle yapılar değil. Vatandaş serbest fonlara yatırım yaparken 'Bu fon hangi hisselerde pozisyon almış, organik bağ var mı, halka açıklık oranı nedir?' diye sormuyor. İlk etapta kazandığını görünce hep sürecek sanıyor, ardından çöküş geliyor. SPK olanı biteni bir güzel seyretti, sonra dışarıdan gelen baskıyla düğmeye basmak durumunda kaldı."

"Alınan kararların arkasında durulmalı, panik satışları önlenmeli"

Düzenleyici kurumların aldığı tedbirlerin sürdürülmesi gerektiğini vurgulayan Aktaş, piyasalardaki mevcut denge arayışına ilişkin, "Şu anda taşlar yerine oturuyor. Bence geri adım atılmaması lazım. Yapılması gereken yapıldı ve bu kararın arkasında durulacak. Buradaki en kritik nokta panik satışlarıdır. Panik halinde herkes çıkmaya başlarsa tehlike büyür, bu paniğin önüne geçilmesi gerekir" değerlendirmesinde bulundu.

"Finansal okuryazarlık yetersiz, manipülasyon bir dolandırıcılıktır"

Borsaya katılan bireysel yatırımcı profilinde finansal okuryazarlığın yetersiz olduğunu dile getiren Prof. Dr. Aktaş, temel analiz bilinmeden yatırım yapıldığını ifade etti:

"Toplumda finansal okuryazarlık yok denecek düzeyde. Bilanço okumayı, gelir tablosu incelemeyi bilmeyenler var. Sadece net kâra bakıp 'firma kârdaymış' denilerek, adeta pazardan domates alır gibi hisse alınıyor. Spekülasyon ile manipülasyonu ayırmak gerekir; spekülasyon bilgiye dayalı pozisyon almaktır, manipülasyonda ise doğrudan aldatma vardır. Fiktif işlemler ve yalan haberlerle fiyat hareketlendirmek dolandırıcılıktır ve kanunen yasaktır."

"Halka arzlarda hatalar yapıldı: Kendi hissesiyle oynayan patronlar var"

Borsaya yeni girecek şirketlerin seçiminde seçici davranılması gerektiğinin altını çizen Aktaş, halka arz politikalarını şu sözlerle eleştirdi:

"Az ve öz firma olması lazım. Açılmaması gereken firmaların açılmasına müsaade ettik. Ne yazık ki borsada kendi hissesiyle oynayan patronlar bile var. Bunlar konuşuluyor, tehlikeli şeyler. Firma büyük beklentilerle halka açılıyor, birkaç ay sonra iflas noktasına geliyor. Her halka arza müsaade edilmemeli, bu süreçte geçmişte hatalar yapıldı."

Kaynak: Haber Merkezi