İngiltere'nin Canterbury bölgesinde menenjit salgını alarmı verildi. Üniversite kampüsünde görülen salgın nedeniyle 2 kişi hayatını kaybetti, 10’u aşkın kişi hastanede tedavi altına alındı. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Esin Davutoğlu Şenol, salgının alışılmadık hızına dikkat çekerek, 24 Saat Gazetesi’ne değerlendirmelerde bulundu.

Şenol, “İngiltere’nin Canterbury bölgesinde, daha doğrusu üniversite kampüsünde genç erişkinlerde meningokok bakterisinin neden olduğu bir menenjit salgını var. Enfeksiyon hastalıklarında nadir gördüğümüz yüksek oranlardan biriyle karşı karşıyayız” dedi.

Esin Davutoğlu Şenol1

“Bir haftada 34 vaka… Bu alışıldık değil”

İngiltere’nin Kent’e bağlı Canterbury bölgesindeki üniversite kampüsünde görülen vakaların meningokok bakterisinden kaynaklandığını belirten Şenol, normal tablo ile mevcut durum arasındaki farkı şöyle anlattı:

“İngiltere’de yılda ortalama 350 menenjit vakası görülür. Ama burada bir haftada 34 kişiye ulaşıldı, 29’u doğrulandı. Bu, patlayıcı bir salgın. Menenjite birden fazla bakteri ve bazı virüsler yol açabilir ama burada meningokok bakterisinin neden olduğu bir salgın söz konusu.”

Şenol, vakaların hızla artmasının bilimsel olarak dikkatle izlenmesi gereken bir durum olduğunun altını çizerek, “Bir haftada bu kadar hızlı artış olması, ‘bulaşıcılığında bir artış mı var?’ sorusunu gündeme getiriyor” dedi.

“Salgın davranış değiştirirse alarm veririz”

Salgınların doğasındaki değişimlerin kritik olduğuna dikkat çeken Şenol, bu tür durumların sağlık otoriteleri için bir alarm anlamına geldiğini belirterek, “Salgınlar davranış değiştirdiği zaman alarm veririz. Bu bakteriye bir şey mi oluyor, bulaşıcılığı artıyor mu, daha geniş yayılım olur mu diye bakarız. Bu bir panik nedeni değil ama çok ciddi biçimde odaklanılması gereken bir durumdur” diye konuştu.

Şenol şunları söyledi: “Mesela İngiltere ne yaptı? İngiltere, ilk iki vakadan ve ölümün görüldüğü andan itibaren derhal bütün kampüste aşı ve antibiyotik tedarik sistemlerini kurdu ve kampüsteki öğrencilerin, kampüse gelmiş ya da uğramış kişilerin e-posta ve telefonlarına bilgi verdi.

Başka ne yaptı? İzole ettiği bakterinin tüm özelliklerini ortaya koyacak genotipik analizler yaptı. Bu analizlerle salgının ne anlama geleceğini belirleyerek dünyayla paylaşıyor. Tüm sahayı, kamuoyunu ve sağlık çalışanlarını her gün ayrıntılı şekilde bilgilendiriyor. Hangi klinik belirtiler olduğu, hangi aşıların uygulanacağı gibi konularda düzenli bilgi veriyor. Ayrıca çekirdek gruptan daha geniş gruplara aşılamayı yaygınlaştırmaya çalışıyor. Zaten İngiltere bu aşılama programını 2015’ten itibaren uyguluyor. Ancak salgına maruz kalanlar aşılanmamış gruplar, yani 2015’ten önceki kuşaklar.”

İngiltere’nin salgına bu şekilde odaklandığını kaydeden Şenol, “B grubu bir meningokok söz konusu ve İngiltere bunun genetik analizini çıkardı. Bu bakteri son 5 yıldır o bölgede dolaşımda ve daha önce de saptanmış.

Dolaşımda olması ne demek? Biz bu bakteriyi aslında boğazımızda ve burnumuzda taşıyoruz. Ancak salgın oluşturabilmesi için bakterinin saldırgan hale gelmesi ve bu durumdaki bakterinin yakın temasla bulaşması gerekiyor” dedi.

Ingiltere Menenjit

Ölüm oranı yüksek: “Yüzde 10’dan bahsediyoruz”

Salgında iki kişinin hayatını kaybettiğini belirten Şenol, meningokok enfeksiyonlarının ölümcüllüğüne dikkat çekerek, “29 doğrulanmış vakadan ikisi hayatını kaybetti. Yüzde 10’luk bir ölüm oranından bahsediyoruz. Bu, enfeksiyon hastalıklarında nadir gördüğümüz yüksek oranlardan biridir. Saatler içinde ölümcül seyredebilir. Doktor müdahale edene kadar hastayı kaybedebiliyoruz” değerlendirmesini yaptı.

“Üniversite kampüsleri bir Petri kabıdır”

Genç erişkinlerin neden risk altında olduğunu anlatan Şenol, özellikle üniversite ortamlarına dikkat çekerek salgının yayılma riskini şöyle anlattı:

“Bu bakteri aslında boğazımızda ve burnumuzda taşınır. Ancak salgın yapması için saldırgan hale gelmesi ve yakın temas gerekir. Üniversite yaş grupları bu açıdan çok risklidir. Ortak yaşam alanları, yurtlar ve kalabalık ortamlar bulaşı kolaylaştırır. Üniversite kampüsleri bir Petri kabıdır; yani mikropların çoğalması için uygun bir besi yeridir.”

“Covid gibi yayılmaz ama toplu yaşam alanları riskte”

Salgının Covid-19 benzeri küresel bir yayılıma dönüşmesinin beklenmediğini ancak buna rağmen riskli alanların bulunduğunu belirten Şenol, “Bu hastalık çok yakın temasla bulaşıyor. Covid gibi havadan, koridordan geçerken bulaşan bir hastalık değil. Ancak bulaş hızında artış varsa yurtlar, askeriyeler, bakım evleri, kreşler ve işçilerin toplu yaşadığı alanlar risk altına girer” dedi.

Türkiye’de geçmişte benzer ortamlarda menenjit kaynaklı ölümler yaşandığını da hatırlatan Şenol, “Türkiye’de asker ölümleri ve işçi ölümleri gördük bu hastalık nedeniyle” diye konuştu.

İngiltere’nin müdahalesi: “Alarmlar çok iyi çalıştı”

İngiltere’nin bu salgın karşısında hızlı ve organize bir yanıt verdiğini belirten Şenol, alınan önlemleri şöyle sıraladı:

“İlk vakalardan itibaren kampüste aşı ve antibiyotik tedariki sağlandı. Öğrencilere ve kampüste bulunan herkese e-posta ve telefon yoluyla anlık bilgilendirme yapıldı. İzole edilen bakterinin genetik analizi çıkarıldı ve dünyayla paylaşıldı. Her gün sağlık çalışanlarına ve kamuoyuna detaylı bilgilendirme yapılıyor.”

Aşı-4

“Menenjit saatler içinde öldürebilir”

Menenjit hastalığının klinik seyrine dikkat çeken Şenol, belirtilerin çoğu zaman grip ile karıştırıldığını şöyle anlattı:

“Çok ağır bir grip gibi başlar. Ancak 6-8 saat içinde hızla kötüleşip ölüme gidebilir. Döküntüler ortaya çıkabilir ve bakteri çok hızlı şekilde kana karışabilir.”

Menenjitin aşıyla önlenebilir bir hastalık olduğunu vurgulayan Şenol, özellikle çocuklar ve risk grupları için ücretsiz aşılama çağrısı yaptı:

“İlk 1 yıl içinde çocuklara uygun bir aşılama programı ücretsiz sağlanmalı. Risk grupları mutlaka tespit edilip aşılanmalı.”

İngiltere’de aşının 2015’ten beri uygulandığını ancak salgından etkilenen grubun aşısız kişiler olduğunu da ifade eden Şenol, “Sadece risk gruplarını aşılamakla yetinirseniz 2 bin 500 kişiden birini kurtarırsınız. Ama geniş aşılama yaparsanız yüzde 85 koruma sağlarsınız. Önlenebilir bir hastalıktan 21 yaşındaki gençlerin ölmesi kabul edilemez” dedi.

“Türkiye’de durum bilinmiyor”

Türkiye’de menenjit vakalarına ilişkin sağlıklı veri bulunmadığını belirten Şenol, “Ayrıca henüz görülmediğini de bilmiyoruz. Çünkü evleriyle aciller arasında kaybettiğimiz insanlara ait bir dökümümüz yok. Bu nedenle bilmiyoruz. Ani ve hızlı ölümlerin hepsine kalp krizi deyip geçme eğiliminde insanlar. Genç ölümlerini doğru tanımlamıyoruz, bu nedenle gerçek tabloyu bilmiyoruz” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de yeterli aşılama yapılmadığını da belirten Şenol, “Sadece aşılamayı yapmamak değil, bizi de dinlemiyorlar” dedi.

Esin Davutoğlu Şenol

Yenidoğanlarda yaz sıcaklığı tehlikesi: Sıvı kaybı ve sarılık uyarısı
Yenidoğanlarda yaz sıcaklığı tehlikesi: Sıvı kaybı ve sarılık uyarısı
İçeriği Görüntüle

“Türkiye’de sistem tedaviye odaklı”

Bu salgının Türkiye’ye etkisinin olup olmayacağını ve Türkiye’nin sağlık sistemini de değerlendiren Şenol, koruyucu sağlık sisteminin zayıf olduğunu vurguladı:

“Türkiye’de sağlık sistemi ‘daha iyi’ deniyor ama bu doğru değil. Kişi başına düşen hekim sayısı İngiltere’den daha az. Bir hekim günde ortalama 12,5 hasta bakıyor. Bu durum, iyi hekimlik değerlerinden uzaklaşmaya yol açıyor. Sistem koruyucu değil, tedavi edici bir yapıya dönüşmüş durumda.”

“Yeni salgınlar kaçınılmaz”

Pandemi sonrası dönemde yeni salgınların kaçınılmaz olduğunu belirten Şenol, sağlık sisteminin buna göre yeniden yapılandırılması gerektiğini şöyle ifade etti:

“Covid’in başında söyledik; bundan sonra bölgesel ve küresel salgınlar göreceğiz. Ancak buna uygun, esnek ve hızlı tepki verebilen bir sistemimiz yok. Bu salgın önemli bir alarm oluşturdu ama Türkiye’nin bundan ders çıkaracağını zannetmiyorum. Uluslararası hareketliliğin bu kadar yoğun olduğu bir dünyada ‘bizde yok’ demek bilimsel bir yaklaşım değil.”

Muhabir: Sultan Özer