Ataşehir’deki Quick Tower bünyesinde kâr amacı gütmeyen bağımsız bir sanat platformu olarak faaliyetlerini sürdüren Quick Art Space, sonbahar sezonunu kapsamlı bir grup sergisiyle karşılıyor. Sergi, yakın geçmişe dair yüzeysel bir nostaljiden ziyade, küresel salgının yarattığı kırılmanın birey ve sanatçı üzerindeki sanatsal izdüşümlerini tartışmaya açıyor.
5 sanatçıdan mekâna özgü yapıtlar
Sergide; Ayşe Kapusuz, Şebnem Keçeli, Ayça Özkaynak, Erinç Seymen ve İrem Tok’un proje için özel olarak ürettiği ya da Quick Tower’ın mimari dokusuna uyarlayarak yeniden kurguladığı farklı disiplinlerdeki yapıtları yer alıyor.
Bir araya gelen eserler; dış dünyaya yönelik fiziksel hareketin kısıtlandığı bir eşikte, asıl yolculuğun insanın kendi zihinsel ve ruhsal derinliğine doğru gerçekleştiği fikrini odağına alıyor. "Aynı yerde kalarak da uzun bir yol alınabileceği" tezini işleyen sergi, yavaşlamanın ortaya çıkardığı yeni farkındalık biçimlerini ziyaretçilerle paylaşıyor.
Ziyaretçiyi sürece katan kolektif kolaj çalışması
Serginin dikkat çeken unsurlarından birini, Quick Art Space Yönetim Kurulu Başkanı Mine Erdemoğlu tarafından geliştirilen katılımcı sanat uygulaması oluşturuyor.
Hazırlanan kolektif kolaj çalışması sayesinde sergi mekânını gezen sanatseverler, izleyici konumundan çıkarak sürece bizzat dahil olabiliyor. Ziyaretçilerin kendi katkılarıyla şekillenen bu ortak üretim, "aynı yerde kalarak ortak bir iz bırakma" deneyimini somutlaştırıyor.
Kamusal program ve sergi söyleşileri yolda
Özellikle orta kariyerindeki yaşayan sanatçıları destekleme ve görünür kılma misyonuyla hareket eden platform, sergi süresince kamusal etkinliklere de ev sahipliği yapacak. Küratör eşliğinde sergi turları ve sanatçı konuşmalarını içeren kapsamlı paralel programın detayları önümüzdeki günlerde kamuoyuyla paylaşılacak.
Serginin kurumsal kimlik ve afiş tasarımlarını Suat Gürsözlü, sergi mekan tasarımını Kubilay Özmen üstlenirken, koordinasyonunu ise Büşra Bakkalbaşı yürütüyor.





