ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Washington'ın yaklaşık 1,5 yıldır İran'la diplomatik bir anlaşmaya varmak için çaba gösterdiğini belirterek, Tahran'ın işbirliği yapmamakta ısrar etmesi halinde ABD Başkanı Donald Trump'ın önünde "pek çok seçenek" bulunduğunu söyledi.
Rubio, Filipinler'in başkenti Manila'da düzenlenen 59. Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) Dışişleri Bakanları Toplantısı'nın ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Rubio: İran'ın nükleer silah edinmesini kalıcı olarak engellemek istiyoruz
ABD'nin İran'la yaşanan gerilimi diplomatik yollarla çözmek istediğini belirten Rubio, Washington'ın temel hedefinin İran'ın nükleer silah edinmesini kalıcı olarak engelleyecek bir anlaşmaya ulaşmak olduğunu ifade etti.
Rubio, Tahran yönetiminden "teröre verdiği desteği" sona erdirmesini ve nükleer silah geliştirmeye yönelik faaliyetlerinden vazgeçmesini istediklerini söyledi.
İran'ın daha önce verdiği taahhütleri yerine getirip getirmeyeceği konusunda güven sorunu yaşadıklarını savunan Rubio, Tahran'ın kısa süre önce imzalanan mutabakat zaptındaki yükümlülüklerini iki hafta içinde ihlal ettiğini öne sürdü.
"İran işbirliği yapmazsa Trump'ın pek çok seçeneği var"
İran'a yönelik yaptırım ya da askeri operasyon seçeneğinin gündeme gelip gelmeyeceği sorulan Rubio, Trump'ın önünde birçok seçenek bulunduğunu belirtti.
Rubio, "İran işbirliği yapmamakta ısrar etmeye devam ederse, Başkan'ın elinde pek çok seçenek var ve ben bu konularda başkanın önüne geçmeyeceğim. Ancak bence İran da bizim de pek çok seçeneğimiz olduğunu biliyor" dedi.
ABD'nin yaklaşık 1,5 yıldır İran'la anlaşma sağlamak için çaba gösterdiğini belirten Rubio, buna karşın gemilere yönelik saldırılar ve ABD vatandaşlarının hedef alınması karşısında sessiz kalamayacaklarını ifade etti.
Rubio'dan Hürmüz Boğazı açıklaması: "Bunu kabul etmeyeceğiz"
İran'la imzalanan mutabakat metninin Tahran'a Hürmüz Boğazı üzerinde hakimiyet sağlayıp sağlamadığı sorulan Rubio, mutabakatta boğazdan geçen gemilere yönelik saldırı düzenlenmemesinin öngörüldüğünü söyledi.
Rubio, "Mutabakatta boğazdaki hiçbir geminin vurulmayacağı yazıyordu, bu maddeyi ihlal ettiler" ifadelerini kullandı.
İran'ın süreç boyunca İHA ve füzelerle ticari gemileri hedef aldığını savunan Rubio, Tahran'ın küresel deniz taşımacılığını ve uluslararası su yollarını kontrol etmeye çalıştığını öne sürdü.
Rubio, "Bu kesinlikle kabul edilemez. Bunu kabul etmeyeceğiz. Bunun statüko haline gelmesine izin vermeyeceğiz" diye konuştu.
İran'ın nükleer silaha sahip olmasının ABD açısından kabul edilemez olduğunu yineleyen Rubio, bölgedeki sorunların büyük bölümünden Tahran'ı sorumlu tuttu.
"İran'da haksız yere gözaltına alınanların serbest bırakılmasını istiyoruz"
Rubio, İran'da "haksız yere gözaltına alınan" kişilerin serbest bırakılmasını istediklerini belirtti.
ABD ile İran arasında görüşmelerin yeniden başlaması halinde bu konunun öncelikleri arasında yer alacağını söyleyen Rubio, Tahran yönetiminden bu konuda adım atmasını beklediklerini ifade etti.
Rubio: ABD ile Çin arasında ilişki olmaması sorumsuzca olur
ABD'nin Çin politikalarının dikkatli bir şekilde yönetilmesi gerektiğini belirten Rubio, iki ülke arasındaki ekonomik ya da siyasi bir çatışmanın küresel ölçekte büyük sonuçlar doğuracağını söyledi.
Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi ile gerçekleştirdiği görüşmeye de değinen Rubio, iki ülke arasındaki hassas ticaret konularının ele alınması amacıyla kurulması önerilen "Ticaret Kurulu"nun hayata geçirilmesi yönünde ilerleme kaydedildiğini belirtti.
Rubio, "Ülkelerimizin küresel ekonomi ve dünya üzerinde yarattığı etki göz önüne alındığında, ABD ile Çin arasında ilişki olmaması pervasız ve sorumsuzca bir davranış olur" dedi.
Çin ile Filipinler arasında Güney Çin Denizi'ndeki bir sığlıkta yaşanan gerilime de değinen Rubio, gelişmeyi olumsuz bulduklarını ve gerilimin "tırmanma eğilimi" göstermesinden endişe duyduklarını söyledi.
Çin ve Rusya'nın nükleer görüşmelere dahil edilmesi gerektiğini söyledi
Rubio, Vang Yi ile yaptığı görüşmede nükleer konusunun gündeme gelmediğini belirtti.
ABD Başkanı Donald Trump'ın yaklaşımının ise nükleer silahların sınırlandırılmasına yönelik görüşmelere Çin ve Rusya'nın mutlaka dahil edilmesi yönünde olduğunu aktardı.
Çin ile Japonya arasındaki ilişkilerin kötüleşmesini de endişeyle takip ettiklerini belirten Rubio, Çin'de gözaltında bulunan ABD vatandaşlarıyla ilgili konuların Pekin yönetimiyle görüşüldüğünü söyledi.
Rubio ayrıca Çin'in ABD seçimlerine müdahalesi iddialarına değinerek, Pekin'in ABD içinde etkili olduğu başka alanların da bulunduğunu savundu.
"Küba halkı daha iyi bir geleceği hak ediyor"
Küba'ya ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Rubio, Havana yönetiminin uzun yıllardır özellikle Batı Yarımküre'de bu tür faaliyetlerin başlıca aktörlerinden biri olduğunu öne sürdü.
Küba'daki hedeflerinin halk için daha iyi bir gelecek oluşturmak olduğunu savunan Rubio, ülkenin ekonomik sisteminin işlemediğini ve bu nedenle insanların ülkeyi terk ettiğini söyledi.
Küba'nın artık Venezuela'dan petrol alamamasının ve Venezuela'nın elektrik sisteminden yararlanamamasının da ülkenin sorunlarını ağırlaştırdığını belirten Rubio, "Küba'daki en büyük sorun, rejimlerinin bir felaket olması. Ekonomik modelleri işlemiyor" dedi.
Küba'da rejim değişikliği isteyip istemedikleri sorusuna ise Rubio, "Bakın bu bir uluslararası ilişki, mini dizi değil" yanıtını verdi.
Küba'nın ABD'nin ulusal güvenliği açısından önemli olduğunu belirten Rubio, ülkedeki değişimin ne zaman gerçekleşeceğine ilişkin bir takvim vermediğini söyledi.
Rubio, "Umarım yarın olur, çünkü onlar (Küba halkı) bunu hak ediyor. Küba halkı daha iyi bir geleceği hak ediyor" ifadelerini kullandı.
Rubio, Lavrov ile görüşeceğini açıkladı
ABD Dışişleri Bakanı Rubio, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile de görüşeceğini açıkladı.
Rusya'nın Ukrayna ile savaşının, ABD ile Moskova arasında ortak zemin oluşturma imkanını birçok açıdan engellediğini belirten Rubio, buna rağmen potansiyel işbirliği alanlarını araştırmaya devam edeceklerini söyledi.
Rubio, savaşın sona ermesinin Rusya için de olumlu olacağını savunarak, Lavrov ile yapacağı görüşmede bu konuyu gündeme getireceğini belirtti.
ABD ve Rusya'nın dünyanın en büyük nükleer güçleri arasında olduğunu ifade eden Rubio, "Bizim için görüşmemek pervasız ve sorumsuzca bir davranış olur. Anlaşmazlık yaşadığımız alanlar olsa da Rus hükümetiyle bir ilişki kurmamız gerekiyor" dedi.
Suudi Arabistan ile nükleer anlaşma iddialarına yanıt
ABD'nin Suudi Arabistan ile bir nükleer anlaşmayı onayladığı yönündeki iddialara ilişkin soruyu da yanıtlayan Rubio, konu hakkında doğrudan yorum yapmadı.
Rubio, böyle bir anlaşmanın gündeme gelmesi halinde gerekli adımların Kongre ile birlikte ve kamuoyuna açık şekilde atılacağını belirtti.
ABD'nin hiçbir ülkeyle nükleer silahların yayılmasına ilişkin risk taşıyan bir anlaşmaya girmeyeceğini vurguladı.
"Hizbullah'ın Suriye'ye oluşturduğu tehdidin farkındayız"
Rubio, Hizbullah'ın Suriye'ye yönelik oluşturduğu tehdide ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.
Hizbullah'ın yeni Suriye hükümetinin düşmanı olduğunu savunan Rubio, örgütün zaman içinde Suriye yönetimini zayıflatmaya çalıştığını ve bunu sürdüreceğini öne sürdü.
Suriye'nin geleceğini güvence altına almak için Lübnan sınırını kontrol altında tutması gerektiğini belirten Rubio, bu şekilde silah ve mühimmat geçişinin engellenebileceğini söyledi.
Suriye'nin bir ulus devlet kurma sürecinde olduğunu ifade eden Rubio, ülkenin öncelikle iç sorunlarına odaklanması gerektiğini belirtti.
ABD'nin Suriye'yi terörizmi destekleyen ülkeler listesinden çıkardığını hatırlatan Rubio, bunun ülkenin ihtiyaç duyduğu ekonomik canlanmaya katkı sağlamasını umduklarını söyledi.




