YENİ Parti lideri Özgür Özel'den 25 Eylül Dünya Eczacılar Günü paylaşımı
YENİ Parti lideri Özgür Özel'den 25 Eylül Dünya Eczacılar Günü paylaşımı
İçeriği Görüntüle

Sağlık Bakanlığının kamu hastanelerindeki kalp merkezlerinde kalp ve damar hastalıklarına yönelik tanı, tedavi ve takip hizmetleri sürdürülüyor. Bakanlık bünyesinde 101 erişkin ve 16 pediatrik olmak üzere toplam 117 kalp merkezi faaliyet gösteriyor.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, kalp ve damar hastalıklarının insanların yaşam süresiyle birlikte günlük aktivitelerini ve genel yaşam kalitesini doğrudan etkileyebildiği belirtildi.

Özellikle erken yaşlarda kazanılan sağlıksız yaşam alışkanlıklarının kalp sağlığı üzerinde olumsuz sonuçlara yol açabileceği ve ilerleyen dönemlerde ciddi hastalıkların ortaya çıkmasına zemin hazırlayabileceği kaydedildi.

117 kalp merkezinde kapsamlı hizmet sunuluyor

Kalp ve damar sağlığının korunmasında sağlıklı yaşam alışkanlıklarının edinilmesi, risklerin erken dönemde tespit edilmesi ve uygun tedavinin uygulanmasının önem taşıdığı bildirildi.

Kalp ve damar hastalıklarının teşhis ve tedavisi için kamu hastanelerinde hizmet veren 101 erişkin kalp merkezi ile 16 pediatrik kalp merkezinin koordineli şekilde çalıştığı aktarıldı.

İleri tıbbi imkanlara ve uzman sağlık kadrolarına sahip merkezlerde başta kardiyoloji ve kalp damar cerrahisi olmak üzere ilgili tıp branşlarının işbirliğiyle hastaların süreçleri birlikte değerlendiriliyor.

Bu merkezlerde erken tanıdan ileri tedavilere kadar farklı sağlık hizmetleri sunulurken, ileri düzey kalp yetmezliği bulunan ve gerekli tıbbi koşulları karşılayan hastalar da değerlendirmeye alınıyor.

Kalp nakillerinin takibi de uzman ekiplerce yapılıyor

Kalp merkezleri, gerekli durumlarda kalp nakline ilişkin işlemlerin yürütülmesinde de önemli görev üstleniyor.

Kamu hastanelerinde geçen yıl 46 kalp nakli gerçekleştirilirken, 2026'nın ilk yarısında 11 kalp nakli yapıldı. Nakil uygulanan hastaların işlem sonrasındaki takip ve tedavileri de uzman sağlık ekiplerinin gözetiminde devam ediyor.

Bakanlık bünyesindeki kalp merkezleri sayesinde vatandaşların kalp ve damar hastalıklarına yönelik sağlık hizmetlerine daha hızlı ulaşabilmesine imkan sağlanırken, ciddi kalp hastalıklarında ileri tanı ve tedavi yöntemlerinden yararlanılmasının da önü açılıyor.

Kalp hastalıklarına karşı koruyucu sağlık çalışmaları sürüyor

Kalp ve damar hastalıklarının ortaya çıkmasını önlemeye yönelik çalışmalar da koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında devam ediyor.

Birinci basamak sağlık kuruluşlarında kalp ve damar hastalıklarına ilişkin risk değerlendirmeleri gerçekleştirilirken, hipertansiyon ve diyabet gibi önemli risk faktörlerinin erken tespiti ve kontrol altında tutulmasına yönelik çalışmalar yürütülüyor.

Tütün ve tütün ürünlerinin kullanımını azaltmaya yönelik mücadele devam ederken, dengeli beslenme ve düzenli fiziksel aktivitenin günlük yaşama dahil edilmesi teşvik ediliyor. Bunun yanında toplumun sağlık okuryazarlığını geliştirmeye yönelik eğitim ve farkındalık faaliyetleri gerçekleştiriliyor.

Kalp sağlığında riskleri hastalık oluşmadan azaltmak hedefleniyor

Kalp sağlığının korunmasının yalnızca hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi uygulanmasından ibaret olmadığı, hastalık gelişmeden önce risklerin azaltılmasını da kapsayan bütüncül bir yaklaşım gerektirdiği vurgulandı.

Kalp ve damar hastalıklarından korunmak için tütün ve tütün ürünlerinden uzak durulması, sağlıklı ve dengeli beslenilmesi, günlük fiziksel hareketin artırılması ve ideal vücut ağırlığının korunması önem taşıyor.

Kan basıncı, kan şekeri ve kolesterol değerlerinin düzenli şekilde kontrol ettirilmesi ve aile hekimine başvurularak kalp ve damar hastalıkları açısından risk değerlendirmesi yaptırılması da öneriliyor.

Göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı veya inme belirtilerinin ortaya çıkması halinde ise vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor.

Kalp ve damar hastalıklarının önemli bir bölümünün önlenebilir risk faktörleriyle bağlantılı olduğu belirtilirken, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesiyle hem bireylerin yaşam kalitesinin yükseltilebileceği hem de toplum genelindeki hastalık yükünün azaltılabileceği ifade edildi.

Kaynak: Anadolu Ajansı