Ankara’nın sanatla kurduğu ilişki galerilerin duvarlarına asılan resimlerden, sergi salonlarında karşılaşılan heykellerden ibaret değil. Kentin kültür hayatı, sanatın gündelik yaşamın içine ne ölçüde girebildiğiyle, farklı disiplinlerin birbirine hangi kapıları açabildiğiyle de şekilleniyor. Mimariyle sanatın, bağımsız oluşumlarla kurumsal yapıların, genç sanatçılarla farklı kuşakların aynı zeminde buluşması da bu karşılaşmaların bir parçası.
Ankara’da bu buluşma alanlarından biri olma iddiasıyla yola çıkan ARTNOUVA Sanat Fuarı, üçüncü yılında kapılarını açmaya hazırlanıyor. Atis Fuarcılık tarafından düzenlenen fuar, 21-25 Ekim tarihleri arasında ATO Congresium Ankara Kongre ve Sergi Merkezi’nde sanatseverleri ağırlayacak. “Mekân-Eser Buluşması” sloganıyla düzenlenen organizasyon; resim, heykel, seramik, fotoğraf ve yeni medya alanlarında eserlerin yanı sıra enstalasyon ve mimari projelere de yer verecek.
100’ü aşkın katılımcının ve yaklaşık 1.200 sanatçının eserlerinin yer alacağı fuar, yalnızca sergileme ve satış alanlarıyla sınırlı kalmayacak. Sanat piyasasından yapay zekâya, telif haklarından sanat sektörünün güncel sorunlarına uzanan başlıklarda 24 söyleşi ve 18 workshop da gerçekleştirilecek.

“Ankara’ya yeni bir sanat fuarı kazandırmak istiyoruz”
ARTNOUVA’nın üçüncü yılına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Atis Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Bilgin Aygül, fuarın ilk iki yılda farklı şehirlerden, üniversitelerden, galerilerden ve sanat inisiyatiflerinden katılımcıları bir araya getirdiğini belirtti. ARTNOUVA’nın henüz uluslararası bir fuar niteliğine ulaşmadığını ancak bu yönde gelişme potansiyeli taşıdığını ifade eden Aygül, önümüzdeki yıllarda fuarın uluslararası ölçekte büyümesini hedeflediklerini söyledi.
Aygül, ARTNOUVA’nın çıkış noktasında sanat ile mekânı buluşturma düşüncesinin bulunduğunu vurgulayarak şöyle konuştu:
“İstiyoruz ki mekân ve sanatı buluşturalım. Özellikle yerel yönetimlerin, mimarların, iç mimarların bu fuarda olmaları çok değerli. Bu sene gerçekten onu biraz daha artırdık. Önümüzdeki yıllarda bu sayıyı belki yüzde otuzlara çıkartma çabası içinde olacağız. Ama Türkiye'de mekânla sanatı birleştiren bir sanat fuarının olması, kamusal alanındaki sanat ihtiyaçlarını da karşılıyor olması çok değerli.”
Sanat ve mimarlık arasındaki ilişkinin yalnızca estetik bir birliktelikten ibaret olmadığını belirten Aygül, sanat eserlerinin yapıların ve yaşam alanlarının bir parçası hâline gelmesinin yeni iş birliklerine kapı aralayabileceğini dile getirdi. Fuarda mimarlık alanının görünürlüğünü artırmayı önemsediklerini kaydeden Aygül, farklı disiplinlerin bir araya gelmesinin kentlerin kültürel gelişimine de katkı sunabileceğini ifade etti.
Aygül, bu yılki programda yeni medyanın da öne çıkan başlıklardan biri olduğunu belirterek dijital deneyim alanlarının ve farklı teknolojik uygulamaların kamusal mekânlarda giderek daha fazla yer bulduğuna dikkat çekti. ARTNOUVA’da mimari projelerin yanı sıra heykel ve yeni medya çalışmalarının da ziyaretçilerle buluşacağını söyleyen Aygül, fuarın farklı üretim biçimlerine alan açmasını hedeflediklerini kaydetti.
“Fuarlar yalnızca eserlerin alınıp satıldığı mekânlar değil”
ARTNOUVA’nın sanatçılar, galeriler ve mimarlar arasında yeni ilişkiler kurulmasına zemin hazırlamasını önemsediklerini belirten Aygül, fuarların canlı yapısına dikkat çekti. Organizasyonların kendilerini yenilemeleri ve değişen sanat ortamına uyum sağlamaları gerektiğini ifade eden Aygül, farklı iş birliklerinin önümüzdeki yıllarda da artarak sürmesini beklediklerini söyledi. Aygül, fuarların işlevini şu sözlerle anlattı:
“Tabii zaten fuarlar eserlerin veyahut da ürünlerin alınıp satıldığı mekânlardan çok iş birliklerinin kurulduğu ve farklı projelerin yaşama geçtiği, o projelerin köpürtüldüğü mekânlar. Fuarlar canlı organizmalar gibi büyür, gelişir. Eğer yenilenmezse de ölür. Yani insan gibi, herhangi bir organizma gibi sürekli yenilenmesi, beslenmesi, çağa ayak uydurması gerekiyor.”
Aygül’e göre ARTNOUVA’nın önümüzdeki yıllarda Ankara’nın sanat takviminde düzenli olarak yer edinmesi, yalnızca fuar alanındaki etkinliklerle değil, burada kurulan ilişkilerin kentteki diğer sanat mekânlarına ve kamusal alanlara taşınmasıyla da mümkün olacak.

Dodi Dündar: “Sanatın gelişmesi için rekabet kadar dayanışmaya da ihtiyacımız var”
ARTNOUVA Yönetim Kurulu Üyesi Süleyman Dodi Dündar ise fuarın üçüncü yılında genç sanatçıların ve bağımsız oluşumların görünürlüğünü artırmayı önemsediklerini belirtti. Dündar, sanat fuarlarının başarısının yalnızca ziyaretçi sayıları ve satış rakamlarıyla ölçülemeyeceğini vurgulayarak sanatçılara açılan alanın ve eserlerle izleyiciler arasında kurulan ilişkinin belirleyici olduğunu söyledi.
Türkiye’nin önemli sanat derneklerinden Birleşmiş Ressamlar ve Heykeltıraşlar Derneği’nin (BRHD) başkanlığını da yürüten Dündar, ARTNOUVA’nın yalnızca eserlerin sergilendiği ve alınıp satıldığı bir organizasyon olarak kalmaması gerektiğini ifade etti. Dündar, fuarın üçüncü yılına ilişkin yaklaşımını şöyle anlattı:
“ARTNOUVA’nın üçüncü yılında önceliğimiz, sanatçıların kendilerini özgürce ifade edebildikleri, farklı kuşakların ve sanat anlayışlarının bir araya gelebildiği bir ortam oluşturmak. Genç sanatçıların ve bağımsız oluşumların daha fazla görünürlük kazanmasını özellikle önemsiyoruz.
Bence bir sanat fuarının başarısını yalnızca ziyaretçi sayısıyla ya da satış rakamlarıyla değerlendiremeyiz. Asıl mesele, sanatçıya nasıl bir alan açtığınız ve izleyiciyle nasıl bir ilişki kurabildiğinizdir. Biz ARTNOUVA’nın sadece eserlerin alınıp satıldığı bir organizasyon değil, sanat üzerine konuşulan, tartışılan ve yeni karşılaşmaların yaşandığı bir buluşma noktası olmasını istiyoruz. Çünkü sanatın gelişmesi için rekabet kadar dayanışmaya da ihtiyacımız var.”
"Benim için önemli olan, kararların sanatçıdan bağımsız değil, sanatçıyla birlikte alınabilmesi"
Dündar, fuarda İnisiyatifsizler Sanat Platformu bünyesinde eserleriyle de yer alacak.
Yönetim kurulundaki sorumluluğunun yanı sıra sanatçı kimliğiyle de fuarın içinde bulunmasının, sanatçıların üretim ve görünürlük süreçlerine ilişkin değerlendirmelerini doğrudan deneyimlerine dayandırmasını sağladığını belirten Dündar, sanatçının ihtiyaçlarının karar alma süreçlerinde gözetilmesi gerektiğini vurguladı. Sanatçıların üretim süreçlerinde karşılaştıkları güçlükleri kendi deneyimlerinden bildiğini ifade eden Dündar, yönetim kurulu üyeliğini bu sorunlara daha geniş bir perspektiften bakma ve çözüm üretme sorumluluğu olarak değerlendirdi.
Dündar, sanatçı ve yönetici kimlikleri arasındaki ilişkiyi şu sözlerle açıkladı:
“Sanatçı kimliğimin yöneticiliğimi beslediğini düşünüyorum. Çünkü sanatçının neye ihtiyacı olduğunu anlamanın en iyi yollarından biri, o üretim sürecinin içinde olmaktır. Benim için önemli olan, kararların sanatçıdan bağımsız değil, sanatçıyla birlikte alınabilmesi.”
Bağımsız sanat platformlarının sanatın mevcut kurumlar ve piyasa ilişkileriyle belirlenen sınırların dışına çıkabilmesi açısından önem taşıdığını belirten Dündar, bu oluşumların eleştirel kimliklerini koruyarak kurumsal yapılarla iş birliği yapabileceklerini dile getirdi.
Dündar, eserleriyle İnisiyatifsizler Sanat Platformu’nda olacak: “Bağımsız sanat oluşumlarını önemli buluyorum"
Dündar, İnisiyatifsizler Sanat Platformu’nun fuardaki varlığına ilişkin değerlendirmesinde, “Bağımsız sanat oluşumlarını önemli buluyorum çünkü sanatın yalnızca mevcut kurumların ve piyasa ilişkilerinin belirlediği sınırlar içinde gelişemeyeceğini düşünüyorum. Sanatın biraz itiraz etmeye, alışılmış olanı sorgulamaya ve yeni yollar denemeye ihtiyacı var” ifadelerini kullandı.

Bağımsız platformlarla galeriler ve kurumsal yapılar arasında bir karşıtlık kurulmasının zorunlu olmadığını kaydeden Dündar, ilişkilerin eşitlik ve karşılıklı saygı temelinde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Bu iş birliklerinin bağımsız oluşumların özgürlüklerini ve eleştirel yaklaşımlarını ortadan kaldırmaması gerektiğini vurguladı.
“Sanat piyasasının büyümesi, sanatçının koşullarının iyileştiği anlamına gelmiyor”
Sanatçıların üretimlerini sürdürebilmelerinin günümüz sanat ortamının temel meselelerinden biri olduğuna dikkat çeken Dündar; malzeme maliyetleri, atölye giderleri, sergileme olanakları ve ekonomik belirsizliklerin sanatçıların karşılaştığı sorunlar arasında yer aldığını belirtti.
Sanat piyasasındaki büyümenin sanatçıların yaşam ve üretim koşullarını kendiliğinden iyileştirmediğini ifade eden Dündar, sanat fuarlarının bu sorunların tamamını çözmese de sanatçıların görünürlüğünü artırabileceğini, yeni ilişkiler kurmalarına ve eserlerini izleyiciyle doğrudan buluşturmalarına katkı sunabileceğini söyledi.
Dündar, sanatın ekonomik değerinin yanı sıra düşünsel, kültürel ve toplumsal boyutunun da gözetilmesi gerektiğini vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu:
“Sanat fuarları elbette bu sorunların tamamını çözemez. Ama sanatçının görünürlüğünü artırabilir, yeni ilişkiler kurmasını sağlayabilir ve eserini doğrudan izleyiciyle buluşturabilir. Ben özellikle bu doğrudan karşılaşmayı önemsiyorum. Çünkü sanat eseri yalnızca ekonomik bir değer değil; düşünsel, kültürel ve toplumsal bir üretimdir.”
Sanatçının yalnızca piyasanın beklentilerine göre üretim yapmak zorunda kalmadığı, emeğinin karşılığını alabildiği ve toplumla bağ kurabildiği bir sanat ortamına ihtiyaç olduğunu belirten Dündar, sanatın toplumsal dönüşümdeki rolüne de işaret etti. Dündar, “Çünkü sanatın gerçek değeri yalnızca alınıp satılabilmesinde değil, insanın ve toplumun düşünme biçimini değiştirebilmesindedir” sözleriyle sanatın piyasa değerini aşan anlamını vurguladı.
Beş gün boyunca sanat, söyleşi ve atölyeler
ARTNOUVA Sanat Fuarı, 21-25 Ekim tarihleri arasında ATO Congresium Ankara Kongre ve Sergi Merkezi’nde ziyaret edilebilecek. Resim, heykel, seramik, fotoğraf ve yeni medya alanlarından eserlerin yanı sıra mimari projelere de yer verilecek fuarda, sanatın güncel meselelerini tartışmaya açan söyleşiler ve atölyeler düzenlenecek.
Fuarın açılış günü olan 21 Ekim’de saat 18.00’de açılış konuşmaları, saat 18.30’da ise Musa Göçmen Senfoni Orkestrası konseri gerçekleştirilecek. Genel ziyaret günlerinde sanatseverler 22 ve 23 Ekim’de 11.00-20.00, 24 Ekim’de 11.00-21.00 ve son gün olan 25 Ekim’de 11.00-19.00 saatleri arasında fuarı gezebilecek.
Tam biletin 500 TL, öğrenci biletinin ise 250 TL olarak belirlendiği ARTNOUVA, üçüncü yılında sanat ile mimariyi buluşturmanın yanı sıra bağımsız sanat oluşumlarının, genç üreticilerin ve farklı disiplinlerin bir arada görünürlük kazanabileceği bir alan oluşturmayı hedefliyor.





