Vakıf Yönetim ve Danışma Kurulu’nun oybirliği ile verilen ödül, bu yıl ikinci kez bir sanat destekçisine sunuldu. Vakfın Genel Sekreteri Pınar Alpay Yüksel, Erimtan’ın hem mühendislik geçmişiyle Cumhuriyet’in üretim kültürünü taşıdığını hem de kurduğu kurumlar ve müze aracılığıyla Türkiye’nin sanat yaşamına “sessiz ama belirleyici katkılar yaptığını” söyledi.
Yüksel Erimtan’a 2025 yılı vakıf onur ödülü madalyası
Sevda-Cenap And Müzik Vakfı’nın (SCA Müzik Vakfı) 1988’de, Vakıf Kurucularından Cevza And Başman anısına başlattığı ve her yıl 6 Aralık’ta takdim edilen Vakıf Onur Ödülü Altın Madalyası, bu yıl sanat destekçisi Yüksel Erimtan’a layık görüldü. Vakıf Yönetim ve Danışma Kurulu, oybirliğiyle aldığı kararda Erimtan’ın “ülke müziğine ve müzisyenlere verdiği olağanüstü katkıları, isimsiz bir kahraman olarak destekleri ve Erimtan Müzesi bünyesinde aktif konser sezonları yaratması”na dikkat çekti.
Ödül töreni, 6 Aralık Cumartesi günü Vakıf kurucularının Ankara Kavaklıdere’deki tarihî And Evi’nde gerçekleştirilecek. Gelenekselleşen tören, Türkiye’nin klasik müzik tarihine geçmiş pek çok ismin anıldığı duygusal bir atmosferde her yıl sanatseverleri bir araya getiriyor.
“İki Cumhuriyet mühendisi, iki sanat destekçisi”
And Vakfı Genel Sekreteri Pınar Alpay Yüksel, ödül kararını değerlendirirken hem Erimtan’ın hem de 2017’de aynı ödüle layık görülen Vakfın 28 yıllık başkanı Mehmet A. Başman’ın ortak yönlerine dikkat çekti. Alpay, “2017 yılında ilk defa bir sanat destekçisine, Sevda-Cenap And Müzik Vakfı’nın 28 yıllık Başkanı Mehmet A. Başman’a post motem olarak verilen bu ödül, 39. yılında ikinci defa bir sanat destekçisine Mehmet bey gibi mühendis olan Yüksel Erimtan’a verilecek. Her ikisi de Cumhuriyetin ilk kuşak mühendislerinden olarak ülkelerinin kalkınmasına mühendislik bilgileri ve özel ilgi alanları olan tarih, eğitim, kültür ve sanatla ve bu alanlarda sivil toplum örgütlenmelerinde öncü roller üstlenerek katkı sunmayı kendine görev bildiler. Her ikisi de Atatürk’ün gösterdiği doğrultuda bilim ve kültürde medeniyetler seviyesinde çalışmış toplum yararına hizmetler vermiş iki dost” dedi.
Pınar Alpay Yüksel, Erimtan’ın Ankara’nın kültürel dokusuna sağladığı katkıları da vurgulayarak, “2015 yılında Ankara Kaleiçi’nde ziyarete açılan Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi inşaatını, Vakfımızın Ankara Kalesi’nde sürdürdüğü Çocuk Koromuz ve Türkü Dostları grubumuzun kalede yaşayan çocukları bana gezdirir, Yüksel bey de heyecan ve mutlulukla, koleksiyon ve hazırlıkları zorluklarından da bahsederek anlatırdı. Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi, şehrin çehresini değiştiren örnek bir kültür yapısı haline geldi. Hem gençlerin hem sanatçıların yollarının kesiştiği bir alan yarattı. Orada yıllar boyunca düzenlenen konserler, atölyeler, sergiler Ankara’nın kültür yaşamını zenginleştirdi” bilgisini verdi.
Yüksel son olarak, “Tören 2022 yılında And Evi’nde düzenlenmeye başlandıktan sonra bu gelenekle birlikte başlayan ve devam eden tasarrufla madalya sahibimizin adına Vakfımızca oluşturulan burs ile o yılın sahibin belirlediği klasik müzik alanında ki genç yeteneklerin ulusal ve/veya uluslararası eğitimlerine katkı sağlanmaya da başlandı” dedi.
Genel Sekreter, ödülün sadece bir onurlandırma olmadığını, geleceğe dönük somut bir katkı yarattığını da anlattı. 2022’den bu yana her madalya sahibinin adına oluşan burs fonuyla genç yeteneklerin ulusal ve uluslararası eğitimlerine destek veriliyor. Bu kapsamda bugüne kadar Rengim Gökmen, Filiz Ali ve Hasan Uçarsu bursları sanatçılara ulaşmış durumda. Yüksel Erimtan adına oluşturulan burs ise 2026 yılında kullanılmaya başlanacak.

Erimtan Müzesi’nden sivil toplum çalışmalarına
1996’da Kültür Varlıkları Koleksiyoncular Derneği’ni, 2009’da Yüksel Erimtan Kültür ve Sanat Vakfı’nı kuran Erimtan, Türkiye’nin kültür ortamına uzun yıllardır hem kurumsal hem bireysel düzeyde önemli katkılar sunuyor. 2015’te ziyarete açılan Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi, özellikle konser programları, tematik sergiler ve eğitim çalışmalarında model bir kurum olarak öne çıktı.
Erimtan bunun yanı sıra Devlet Tiyatroları Vakfı, ÇAĞSAV, ANAÇEV, HASVAK, AKA gibi birçok sivil toplum örgütünde kurucu veya yönetici olarak görev aldı; sanatçıların eğitimlerini destekleyen burslar ve enstrüman katkıları sağladı; Uluslararası Ankara Müzik Festivali gibi büyük etkinliklere sponsorluk vererek sanatın geniş kitlelere ulaşmasına katkı sundu.
“Bu ödülü sadece kendim adına değil, bütün büyüklerim adına alıyorum”
Altın Madalya’ya layık görülmekten duyduğu mutluluğu dile getiren Yüksel Erimtan, ödülü hayatı boyunca kendisini sanatla büyüten kuşaklara adadığını söyledi. Erimtan, “Sevda–Cenap And Vakfı tarafından Altın Madalyaya layık görülmek benim için derin bir onur… Bu ödülü yalnızca şahsıma değil, çocukluğumdan beri sanatın, müziğin ve Cumhuriyet değerlerinin içinde büyümeme vesile olan bütün büyüklerim adına kabul ediyorum. Sevda ve Cenap And gibi kültürümüze büyük katkıları olmuş iki kıymetli insanın hatırasıyla bağlantılı bir ödülü 98 yaşımda almak, hayatımın en anlamlı onurlarından biridir” diye konuştu.
Ödülün tarihsel yolculuğu ve geçmiş sahipleri
İlk kez 1989’da Cevat Memduh Altar’a verilen Altın Madalya, Türkiye’nin çok sesli müzik tarihine yön veren pek çok ismi onurlandırdı. Ahmet Adnan Saygun, Ulvi Cemal Erkin, Necil Kazım Akses, Leyla Gencer, İdil Biret, Suna Kan, Gürer Aykal, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, İlhan Baran, Ferhunde Erkin, Güher & Süher Pekinel, Cihat Aşkın, Rengim Gökmen, Filiz Ali ve son olarak 2024’te Hasan Uçarsu, ödülün önceki sahipleri arasında yer alıyor.
Her yıl madalya sahibinin yaşamı ve katkılarına ilişkin hazırlanan “Anı Kitabı”, bir sonraki törenle sanatseverlere sunuluyor. Geçen yılın madalya sahibi Hasan Uçarsu için Faruk Şüyün tarafından hazırlanan “Geleceğe Seslenen Gelenek” başlıklı kitap da yeni yıl armağanı olarak raflarda yerini alacak. Ayrıca madalya sahibi adına da bir burs oluşturulmaktadır.



