İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından İstanbul’da başlayan ve zamanla Türkiye’nin birçok şehrine yayılan gösteriler sırasında polislerin vatandaşlara yönelik müdahalesi tepki topladı.
23 Mart’ta Saraçhane Meydanı’ndaki eyleme katılan avukat Bilge Ocakcıoğlu, Vezneciler Metro Durağı önünde polis müdahalesine maruz kaldı. Ocakcıoğlu, avukatları aracılığıyla, müdahaleye katılan polisler, emniyet yetkilileri, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü ve İstanbul Valiliği hakkında suç duyurusunda bulundu. Şikayetinde, copla darbedildiğini, gözünün hedef alınarak biber gazına maruz kaldığını belirten Ocakcıoğlu, darp raporu aldığını ve müdahaleye ilişkin video kaydını da savcılığa sunduğunu ifade etti.
İstanbul Valisi Davut Gül, yaptığı değerlendirmede, "elde edilen görüntülerin düşük çözünürlüklü olması, polislerin kask numaralarının ve yüzlerinin seçilememesi" nedeniyle sorumlu kişilerin kimliğinin tespit edilemediğini belirtti.
Bu gerekçeyle görevli polis memurları hakkında soruşturma izni verilmemesine, disiplin yönünden ise dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildi.
Olayla ilgili ‘yeterli somut kanıt bulunmadığı’ için soruşturma başlatılmadı
Avukat Ocakcıoğlu'nun avukatları konuyu istinaf mahkemesine taşıdı. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Birinci İdari Dava Dairesi, Valiliğin aldığı kararı yerinde bulunarak başvurularını reddetti. Kararda, şu ifadeler kullanıldı:
"Olayda, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Görevlileri hakkında; müştekilerin 23/03/2025 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediyesinin önünde bulunan Saraçhane meydanındaki mitinge katıldığı, saat 23.10'dan itibaren kask ve sicil numaraları bulunmayan görevlilerin orantısız şekilde, hiçbir uyarıda bulunmadan biber gazı, plastik mermi ve cop kullanarak müdahalede bulundukları, kalabalık grubun dağılmasına engel olarak orantısız müdahale ettikleri, müştekilerin görevlilerce gözü doğrudan hedef alınarak biber gazı sıkıldığı, Vezneciler metro istasyonundan görevlilerce darp edildiği, copla vurulduğu, şiddet uygulayan görevliye sicil- numarasının sorulduğu, ancak görevlinin tekrar yakın mesafeden biber gazı sıktığı, İstanbul Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastanesinden darp raporu aldığı, olaylara ilişkin olarak görüntü kayıtları bulunduğu yönünde iddiaları üzerine yapılan ön inceleme sonucunda soruşturma izni verilmediği görülmüş olup; ilgililer hakkında ceza soruşturması yapılmasına yeterli somut bilgi ve belgenin dosya muhteviyatı itibariyle mevcut olmadığı anlaşıldığından, soruşturma izni verilmemesine ilişkin kararın Dairemizce yöntem ve yasaya uygun bulunması nedeniyle yapılan itirazın reddine oybirliğiyle karar verildi."

Bunun üzerine Ocakcıoğlu'nun avukatları, "işkence ve kötü muamele yasağı", "adil yargılama hakkı", "etkin soruşturma yükümlülüğü", "yaşam hakkı", "toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı" ihlalleriyle AYM'ye başvurdu.
“Ali İsmail Korkmaz'a atılan ve ara sokak arasında gözükmeyen o son tekme bugün Bilge Hanım'a vurulmuştur”
Bilge Ocakcıoğlu’nun avukatlarından Emrah Altunoğlu AYM’den beklentilerini şu sözlerle anlattı:
"Bizce anlaşılması gereken polis şiddetinin kamusallaşması tehlikesi bulunduğudur. Bu kamusal şiddet Soma'da Gezi'de Saraçhane olaylarında da ortaya çıkmıştır. Yargı erki, yürütmenin bu yanlış kamusallaşma sürecini engellemeli kuvvetler ayrılığı düzlemini hukuk devleti çizgisine çekmelidir. Anayasa mahkemesine Yaptığımız bu bireysel başvurudan beklentimiz budur.
Ali İsmail Korkmaz'a atılan ve ara sokak arasında gözükmeyen o son tekme bugün Bilge Hanım'a vurulmuştur. Polis memurunun adil bir şekilde yargılanması ve derhal mesleğine son verilmesi gerekmektedir. Bizce kendisi için de en hayırlısı olan budur."





