Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP), "2026 Yılı İlk 6 Ay Raporu" ile Türkiye'de kadına yönelik şiddetin güncel tablosunu ortaya koydu. Rapora göre ocak-haziran döneminde 150 kadın erkek şiddeti sonucu yaşamını yitirirken, 151 kadının ölümü şüpheli olarak kayıtlara geçti. Platform, verileri İstanbul'da Bilim Beyoğlu'nda düzenlediği basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaştı; toplantıya kadın örgütleri, siyasi parti temsilcileri ve şüpheli ölüm ile kadın cinayeti mağduru yakınları da katıldı.

KCDP, verileri basına yansıyan haberler ile platforma doğrudan yapılan başvuruları derleyerek oluşturduğunu ve raporu "femisid" (kadın olduğu için ya da toplumsal cinsiyet kimliğine aykırı görülen davranışlar bahane edilerek bir erkek tarafından öldürülme veya intihara sürüklenme) kavramı çerçevesinde hazırladığını belirtiyor.

Kadın Cinayetleri-6

Beş yılın tablosu: Cinayet sayısı 2021'den bu yana dalgalı seyrediyor

Platform, 1 Temmuz 2021'de Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesinin ardından geçen dört yılda kadın cinayeti sayılarının yıl başına göre nasıl değiştiğini de paylaştı. Buna göre yılın ilk altı ayında öldürülen kadın sayısı 2021'de 131, 2022'de 164, 2023'te 147, 2024'te 205, 2025'te 136, 2026'da ise 150 olarak kaydedildi. Platform, sözleşmeden çekilmenin ardından geçen süreçte kadın cinayeti sayısının dönemsel dalgalanmalarla birlikte yüksek seyretmeye devam ettiğini ve sözleşmenin kadınlar için taşıdığı önemin verilerle bir kez daha görünür olduğunu savundu.

Kadınlar en çok evli olduğu, birlikte olduğu ya da ayrıldığı erkekler tarafından evlerinde öldürüldü

Rapora göre öldürülen 150 kadının 64'ü, yani yüzde 43'ü evli olduğu erkek tarafından öldürüldü. 17 kadın birlikte olduğu erkek, 10 kadın eskiden evli olduğu erkek, 4 kadın ise eskiden birlikte olduğu erkek tarafından öldürüldü. Böylece 95 kadının, yani öldürülen kadınların üçte ikisinden fazlasının, evli olduğu, birlikte olduğu, ayrıldığı ya da boşandığı erkekler tarafından öldürüldüğü ortaya çıktı.

Aile içi failler de tabloda önemli yer tutuyor: 10 kadın akrabası, 9 kadın babası, 6 kadın oğlu, 2 kadın ise kardeşi tarafından öldürüldü. 9 kadın tanıdığı biri tarafından öldürülürken, 17 kadının faille yakınlık derecesi tespit edilemedi. Platform, kadınların en çok kendi hayatlarına dair karar almak istediklerinde -boşanmak, ayrılmak ya da şiddetten uzaklaşmak istediklerinde- öldürüldüğüne dikkat çekti.

Indir (1)-1

Raporun en çarpıcı bulgularından biri, öldürülen kadınların büyük bölümünün ev içinde hayatını kaybetmesi oldu. 150 kadının 92'si, yani yüzde 61'i evde öldürüldü. Ev dışındaki cinayet yerleri arasında sokak (17 kadın), araba (8 kadın), ıssız yerler (6 kadın), arazi (4 kadın) ve iş yeri (3 kadın) öne çıktı. 2 kadın su kenarında, 2 kadın diğer kamusal alanlarda, 1 kadın otelde öldürülürken, 13 kadının nerede öldürüldüğü tespit edilemedi.

Kadınlar öldürülürken yalnız kalmadı: Yanındakiler de hedef oldu

KCDP verilerine göre öldürülen 150 kadının 50'sinin yanında bulunan bir kişi de (çoğunlukla çocuğu, annesi, kardeşi, arkadaşı ya da komşusu) aynı olayda öldürüldü ya da yaralandı. Bu oran, kadın cinayetlerinin yüzde 33'ünde şiddetin kadının çevresindeki kişilere de yönetildiğini gösteriyor. Platform, bu verinin kadın cinayetlerinin bireysel değil toplumsal bir şiddet düzeninin sonucu olduğunu ortaya koyduğunu vurguladı.

Indir (2)

Hangi bahanelerle öldürüldüler?

Öldürülen 150 kadının 17'si, yani yüzde 11'i kendi hayatına dair karar almak istediği için öldürüldü. 11 kadın ekonomik gerekçeler bahane edilerek, 5 kadın ise "diğer" gerekçelerle öldürüldü. Ancak 117 kadının, yani yüzde 78'inin hangi bahaneyle öldürüldüğü tespit edilemedi. Platform, bu yüksek belirsizlik oranının kadın cinayetlerinde failin geçmişinin ve şiddet öyküsünün yeterince açığa çıkarılmadığını gösterdiğini belirtti.

Af ve infaz politikaları eleştirisi: 15 kadın adli sicil kaydı olan erkeklerce öldürüldü

Rapora göre 2026'nın ilk altı ayında öldürülen 150 kadından 15'i, daha önce suç işlemiş ya da ceza almış, adli sicil kaydı bulunan erkekler tarafından öldürüldü. Platform, af düzenlemeleri ve cezasızlık politikalarının şiddet faillerine yeniden alan açtığını, geçmişte hakkında uzaklaştırma kararı bulunan kişilerin serbest kaldıklarında yeniden kadınları hedef aldığını savundu. Ayrıca, 150 kadının 78'i yani yüzde 52'si ateşli silahla öldürüldü. Platform, bireysel silahlanmaya erişimin bu denli kolay olmasının kadınlar için doğrudan bir tehdit oluşturduğunu vurguladı.

Çocuktan yaşlıya: Kadın cinayetleri her yaş grubunu vuruyor

Öldürülen 150 kadının 58'i 36-65 yaş aralığında, 41'i 25-35 yaş aralığındaydı. Çocuklar da tablonun dışında kalmadı: 0-11 yaş grubunda 3, 12-14 yaş grubunda 2, 15-18 yaş grubunda 4 kız çocuğu olmak üzere en az 9 çocuk öldürüldü. 18-25 yaş aralığında 9 genç kadın, 66 yaş ve üzerinde ise 10 kadın yaşamını yitirdi. 23 kadının yaş bilgisine ulaşılamadı.

Kadın Şiddet

Koruma altındaki sekiz kadın öldürüldü

Raporun devlet mekanizmalarının işleyişine dair en dikkat çekici bulgusu, öldürülen 150 kadından 8'inin öldürüldüğü anda 6284 sayılı Kanun kapsamında aktif bir koruma ya da tedbir kararına sahip olmasıydı. Bu kadınlardan 7'si için tedbir kararı, 2'si için barınma imkânı, 1'i için ise kreş desteği bilgisi kayıtlara geçti. 4 kadının öldürüldüğü anda 6284 kapsamında bir kararı bulunmadığı tespit edilirken, 138 kadının (yüzde 92) bu kapsamdaki durumu tespit edilemedi. Platform, kanunun kâğıt üzerinde kalmaması, kararların bütün kurumlarca hızlı ve denetlenebilir biçimde uygulanması gerektiğini vurguladı.

Boşanma ve şikâyet aşamasındaki kadınlar da korunamadı

Ulaşılabilen verilere göre öldürülen 150 kadının 9'u boşanma aşamasındaydı. 4 kadının polise ya da savcılığa şikâyette bulunduğu, 3 kadının ise hem boşanma sürecinde hem de adli başvurusu olduğu belirlendi. 134 kadının adli başvuru durumuna ilişkin bilgiye ulaşılamadı. Platform, kadınların başvuru mekanizmalarına yöneldiklerinde dahi yeterince korunmadığını, başvuruların etkin takip edilmemesinin cinayetlere zemin hazırladığını belirtti.

Rapor ayrıca kadın cinayetlerinde mağdurların çalışma durumuna ilişkin verilerin basına yeterince yansımadığına dikkat çekti. Ulaşılabilen bilgilere göre öldürülen kadınlardan yalnızca 15'inin bir iş yerinde çalıştığı biliniyor; büyük çoğunluğunun çalışma durumu tespit edilemedi. Platform bu boşluğu, TÜİK'in Mayıs 2026 işgücü istatistikleriyle ilişkilendirdi: Söz konusu verilere göre kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 35, istihdam oranı ise yüzde 31,4 düzeyinde bulunuyor; işgücüne dahil olmayan kadın sayısı ise 21 milyon 982 bin olarak kayıtlara geçti. Platform, TÜİK'in "ev işleriyle meşgul" tanımının kadınların ücretsiz bakım emeğini görünmez kıldığını ve bu durumun kadınları ekonomik açıdan daha kırılgan hale getirdiğini savundu.

Thumbs B C 8Fce01Fc478Ceeaaf9008Cb3704Ad616

Geride kalan çocuklar: En az 68 kadının çocuğu vardı

Öldürülen 150 kadının 68'inin (yüzde 45) çocuğu olduğu, 2 kadının ise cinayet sırasında hamile olduğu belirlendi. 11 kadının çocuğu olmadığı tespit edilirken, 69 kadının çocuk sahibi olup olmadığına dair bilgiye ulaşılamadı. Medeni duruma ilişkin verilerde ise 70 kadının evli, 22 kadının bekâr olduğu belirlenirken 58 kadının medeni haline dair bilgiye ulaşılamadı.

151 şüpheli ölüm: Geçmişte “şüpheli” sayılan 12 dosyanın cinayet olduğu ortaya çıktı

Rapora göre 2026'nın ilk altı ayında 151 kadının ölümü şüpheli olarak kayıtlara geçti. Bunlara ek olarak, geçmiş yıllarda şüpheli ölüm olarak sınıflandırılan 12 dosyanın yürütülen takipler sonucunda aslında kadın cinayeti olduğu ortaya çıktı. Şüpheli ölümlerde de faille yakınlık büyük ölçüde belirsiz kaldı: Kadınların yüzde 92'sinin şüpheliyle yakınlık derecesi tespit edilemedi. Şüpheli ölümlerin yüzde 64'ü evde, yüzde 15'i su kenarında, yüzde 3'ü otelde gerçekleşti.

Platform, şüpheli ölüm dosyalarının "intihar", "kaza" ya da "belirsiz ölüm" olarak hızla kapatılmasının kabul edilemez olduğunu, her dosyanın kadın cinayeti ihtimali gözetilerek bağımsız ve etkin biçimde yeniden soruşturulması gerektiğini vurguladı.

Istanbul Sozlesmesiyasatir

5 ilde dolandırıcılık operasyonu: 6 şüpheli gözaltına alındı
5 ilde dolandırıcılık operasyonu: 6 şüpheli gözaltına alındı
İçeriği Görüntüle

“İstanbul Sözleşmesi yaşatır”

Raporun açıklandığı basın toplantısında konuşan KCDP Genel Temsilcisi Gülsüm Kav, ailelerin yıllardır adalet arayışını sürdürdüğünü, ancak devletin yürütmesi gereken soruşturma yükümlülüğünün çoğu zaman ailelerin üzerinde kaldığını söyledi. Kav, şüpheli ölüm dosyalarının karanlıkta kalmasının yalnızca tek bir ölümün değil, gerçeğin ve adaletin de karanlıkta kalması anlamına geldiğini, bu durumun yeni hak ihlallerine zemin hazırladığını belirtti.

KCDP Genel Sekreteri Fidan Ataselim ise açıklamasında, yıllardır kadınların kim tarafından nasıl öldürüldüğü ve cinayetlerin neden önlenemediğinin sorgulandığını vurgulayarak hükümetin "Aile Yılı" ilan ettiği bir dönemde aile içi cinayetlerin görmezden gelinemeyeceğini ve faili meçhul dosyaları yeniden inceleyecek birimlerin, intihar ya da kaza denilerek kapatılmış dosyaları da ele alması gerektiğini vurguladı.

Toplantıya, kadın cinayeti ve şüpheli ölüm mağduru yakınları da katıldı. Konuşmacılardan biri, adli sürecin yıllar içinde iki kez takipsizlikle kapandığını, kızının tırnaklarında bulunan erkek DNA'sına rağmen dosyanın etkin soruşturulmadığını anlattı.

KCDP, İstanbul Sözleşmesi'nin yeniden uygulanmasını, 6284 sayılı Kanun'dan taviz verilmemesini, koruma kararlarının etkin ve hızlı biçimde uygulanmasını, bireysel silahlanmanın denetim altına alınmasını ve her şüpheli kadın ölümünün kadın cinayeti ihtimali gözetilerek titizlikle soruşturulmasını talep etti.

Muhabir: Cemre Polat