2025 yılı yaz aylarında Türkiye, son yılların en şiddetli kuraklık dönemlerinden birini geride bıraktı. Özellikle Ege ve Marmara bölgelerinde hissedilen su krizi, 2026 yazı için çözüm odaklı yaklaşımların ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Geçen yıl Türkiye, bazı bölgelerde son 52 yılın en düşük yağış verilerini görerek rekor bir kuraklık yaşadı. Bu durum popüler tatil yörelerinde ciddi su krizlerine yol açtı. İzmir Çeşme'de Kutlu Aktaş Barajı’nın doluluk oranı yüzde 2,26’ya kadar geriledi. Su kesintileri günde 10 saate kadar çıkarıldı, plajlarda duşlar kapatıldı ve turizm sektörü rezervasyon iptalleriyle sarsıldı. Muğla Bodrum'da yer altı sularının yetersiz kalmasıyla mahallelerde dönüşümlü kesintiler uygulandı; havuz doldurma ve bahçe sulama faaliyetlerine kısıtlamalar getirildi. Tekirdağ'da Naip Barajı tamamen boşalırken, Şarköy gibi yazlıkçı nüfusun yoğun olduğu bölgelerde su yönetimi çıkmaza girdi. Uşak'ta Küçükler Barajı’nın kurumasıyla şehir merkezinde su verilme süresi günde sadece 6 saat ile sınırlandırıldı.

24 Saat'e konuşan Su Politikaları Derneği Başkanı ve Su Politikaları Uzmanı Dursun Yıldız, tatil yörelerinde artan mevsimsel pik su talebinin yönetilmesi için "Arz ve Talep Yönetimi"nin birlikte uygulanması gerektiğini vurguladı. Yıldız bu kapsamda su baskısı altındaki bölgelerde geleneksel "arz yönetimi" stratejilerinin tek başına yeterli olmadığını belirterek, değişken su tarifesi ve su verimliliği teşviklerinin acilen hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.

Yazlık tatil yörelerinde su yönetiminin zor olmadığını ifade eden Yıldız, sadece yaz aylarında nüfusu artan bu bölgelere yönelik baraj, isale hattı, şehir şebekesi, arıtma tesisi, atık su arıtma tesisi projelerinin ekonomik yapılabilirliğinin de düşük olduğunu söyledi.

Ankara’da narkotik operasyonu: 4 şüpheli gözaltına alındı
Ankara’da narkotik operasyonu: 4 şüpheli gözaltına alındı
İçeriği Görüntüle

"Önlemsiz su temini sürdürülebilir değil"

Söz konusu bölgelerde yüksek sıcaklıkların artık standart haline geldiğini belirten Yıldız, yaşanan su sıkıntısı nedeniyle bölgede kontrolsüzce açılan su kuyularının, yer altı sularının kalitesini olumsuz etkilediğini ekledi. "Tatil yörelerimizde hızla artan ve turistik dönemde en yüksek seviyeye çıkan su ihtiyacını sadece arz yönetimi ile karşılayabilmek, yani başka hiçbir önlem almadan bu ihtiyaç için her koşulda su temin etmeye çalışmak doğru ve sürdürülebilir bir politika değil" diyen Yıldız yapılacak yeni binalar için imar planlarına su temin şartı getirilmesi gerektiğini savundu.

"Su dağıtımında adalet sağlanmalı"

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yayımladığı "İçme Suyu Sistemlerinde Su Kayıplarının Kontrolü Yönetmeliği"ne göre Türkiye geneli içme sularının yüzde 31,6'sı şebekeden evdeki musluklara giden sürede kaybedildiğini işaret ediyor. Sularda kayıp ve kaçak oranının binalarda yeni tesisat kullanımı ve yerel yönetimlerin su sistemlerini yenilemesiyle azaltılabileceğine işaret eden Yıldız, suyun adaletli kullanımı için de özellikle büyük tesisleri işaret etti: "Aşırı su tüketiminin sıkı bir denetim altına alınması ve su dağıtımında adaletin sağlanması da gerekir. Tatil yörelerimizin sürekli yaşayan yerlilerine insani su tüketim hakkı ve kademeli su tarifesi uygulamasıyla, hane halkı gelirinin yüzde 3’ünü aşmayacak şekilde, su temin edilmeli."

Thumbs B C 96Eada9519C060A4A1401Af3Fc5279C2

İzmir'de 2025 Haziran ayında barajlar kritik seviyeye düşmüştü

"İlkbahardaki yağışlar rehavete neden olmasın"

Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) verilerine göre, Türkiye genelinde 2026 yılının kış ve ilkbahar dönemi yağışları, kurak geçen 2025 yılına kıyasla artış gösterdi. Şubattan nisana kadar olan üç aylık dönemde yağış miktarları uzun yıllar ortalamasının üzerinde gerçekleşti. 2025 yılı şubat ayında Türkiye genelinde ortalama yağış miktarı 40.0 mm olarak ölçülmüştü. 2026 yılı şubat ayında ise bu miktar 136.8 mm olarak kaydedildi. Uzun yıllar ortalaması 59.8 mm olan şubat ayı yağışları, bu yıl normalinin iki katını aşarak son 66 yılın en yüksek şubat ayı değerine ulaştı.

2025 yılı mart ayında son 35 yılın en düşük seviyelerinden biri görülmüş ve 28.8 mm yağış kaydedilmişti. 2026 yılı mart ayında yağış miktarı 81.1 mm’ye yükselerek uzun yıllar ortalamasının yüzde 33 üzerine çıktı. 2026 yılı nisan ayı yağışları 86.5 mm olarak gerçekleşti ve uzun yıllar ortalamasının yüzde 50 üzerinde tamamlandı. Bölgesel bazda incelendiğinde; Marmara, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde geçen yılın nisan ayına kıyasla yüzde 40 ile yüzde 100 arasında artışlar ölçüldü.

Türkiye genelinde 1 Ekim - 30 Nisan tarihlerini kapsayan kümülatif su yılı yağışları, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 72 artış göstererek son 66 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. 2025 yılı su döneminde 322,9 milimetre olarak ölçülen kümülatif yağış miktarı, 2026 yılının aynı döneminde 555,3 milimetreye yükseldi. Bu yılki yağış ortalamasındaki artışın su yönetiminde rehavete neden olmaması gerektiğini işaret eden Yıldız, mevcut kaynakların bilinçsizce kullanılmasının geçen yaz yaşanan su krizine benzer bir krize neden olabileceği konusunda uyardı.

Doğal kaynakların sürekli tüketim nedeniyle baskı altında olduğu tatil bölgelerinde yeni inşaatların oluşturacağı su krizine dikkat çeken Yıldız, yeni yapılacak imar planlarına mutlaka "su temin şartı" getirilerek plansız büyümenin önüne geçilmesi gerektiğini savundu.

06 2025 07 H A Z I R A N 09 20250606 2 69395702 113843659

"2033'e kadar turizmde yüzde 40 su tasarrufu hedefleniyor"

Yerel yönetimlerin uygulayacağı değişken tarifelerin de su kullanımında kontrolü sağlayabileceğini ifade eden Yıldız 2023'te "Su Verimliliği Strateji Belgesi ve Eylem Planı" ve 2024’te Tarım ve Orman Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı arasında imzalanan protokolün önemine dikkat çekti. Söz konusu protokollerin 2033'e kadar turizm sektöründe su verimliliği çalışmalarıyla yüzde 40’a varan su kazanımı hedeflendiğini ifade eden Yıldız, bu hedeflere ulaşılmasında değişken su tarifeleri ve verimlilik teşviklerinin anahtar rol oynayacağının altını çizdi.

"Türkiye'de su meselesinin temeli akıllı talep yönetimi"

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından Mart 2025'te yapılan imar yönetmeliği değişikliğinde yeni yapılarda gri su dönüşümünün turizm tesislerini de kapsadığını hatırlatan Yıldız, "200 yatak ve üzeri kapasiteye sahip oteller ve konaklama tesisleri, 10 bin metrekareyi aşan alışveriş merkezleri, 30 bin metrekareyi geçen büyük kamu binalarında duş, lavabo ve küvetlerden gelen suların (gri su) arıtılarak sadece tuvalet rezervuarlarında yeniden kullanılması şart koşuluyor. Eğer yeni projelerde bu mekanik tesisat planlaması yer almazsa yapı ruhsatı verilmiyor; mevcut inşaatlarda ise sistem kurulmadığı takdirde iskan düzenlenemiyor. Bu düzenleme ile büyük turizm tesislerinde duş, küvet ve lavabolardan akan suların arıtılarak tuvalet rezervuarlarında veya bahçe sulamasında yeniden kullanılması, böylece özellikle yaz aylarında turizm yörelerindeki şebeke suyu üzerindeki büyük baskının azaltılması amaçlanıyor. Tüm bu düzenlemeler ise yıllardır ifade ettiğimiz bir gerçeği tekrar gösteriyor. Türkiye için su sadece bir "arz" meselesi değil, akıllı bir "talep yönetimi" meselesi. Talep yönetimini de suyun kaynaktan çıkıp sistemde kayıp-kaçak oranını en az seviyede ileterek ve ortaya çıkan atık suyu sağlıklı bir şekilde geri dönüştürerek sağlayabiliriz.

Muhabir: Ahmet Çağatay Bayraktar