İstanbul'da 14 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi'nin akranları tarafından öldürülmesinin ardından Türkiye kamuoyunda “suça sürüklenen çocuklara” yönelik yasal düzenlemeler tartışılmaya başlandı. Olayın ardından gelen tepkiler üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, Adalet Bakanlığına yeni bir yasal düzenleme talimatı verdi. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, özellikle 15–18 yaş arasındaki çocukların ağır suçlarda ceza indiriminden yararlanmasının yeniden değerlendirileceğini belirtti.

Mevcut yasada çocukların yaş grubuna göre ceza sorumluluğu farklılık gösterirken, yeni düzenlemenin “15–18 yaş arası” için özel bir kategori oluşturabileceği ve mahkemelere ceza indirimi uygulamama yetkisi tanıyabileceği belirtiliyor. Düzenleme, yalnızca bireysel ceza hukuku açısından değil; çocuk hakları, aile sorumluluğu ve yeniden topluma kazandırma politikaları bakımından da önemli tartışmalar doğuruyor.

Adalet Bakanı-1Planlanan düzenlemenin içeriği henüz tam olarak netleşmese de Bakan Tunç’un açıklamalarına göre, 15-18 yaş grubu çocuklar için TCK’nın 31. maddesinde öngörülen ceza indirim oranları gözden geçirilecek. Düzenleme kapsamında, çocuklara veya bakıma muhtaç bireylere yönelik sistematik kötü muamelelerin cezaları artırılacak.

Aile yükümlülüklerinin ihlaline dair suçların yaptırımları güçlendirilecek. Sosyal inceleme raporlarının çocuk davalarında zorunlu hale getirilmesi ve gerekçesiz olarak alınmamasının önlenmesi sağlanacak. Çocuk hükümlülerin cezaları çocuk kapalı cezaevlerinde infaz edilecek ve iyileşme durumunda eğitim evlerine ayrılabilecek.

Çocuklar hakkında verilen koruyucu ve destekleyici tedbirlerin etkin uygulanması için kurumlar arası koordinasyon artırılacak. Çocuğun yararına alınan tedbir kararlarına aykırı hareket eden anne, baba veya sorumlular hakkında etkin yaptırımlar uygulanacak.

Bu kapsamda, suça sürüklenen çocuklar ve suç mağduru çocuklar için daha etkin soruşturma, kovuşturma ve infaz süreçleri üzerinde duruluyor. Özellikle Türk Ceza Kanunu'ndaki çocukların ceza sorumluluğu yaş sınırlarının ve buna bağlı ceza indirimlerinin yeniden değerlendirilmesi bekleniyor.

Konuyu hem hukuki hem de toplumsal yönleriyle değerlendirmek üzere Av. Dr. Arzu Ongur ile konuştuk.

Suça Sürüklenen Çocuk

“Suça sürüklenen çocuk”

Çocuk Koruma Kanunu’nda geçen “suça sürüklenen çocuk” kavramının, işlediği iddia edilen bir fiil nedeniyle hakkında soruşturma veya kovuşturma yürütülen ya da güvenlik tedbiri kararı verilen çocuklar için kullanıldığını belirten Av. Dr. Ongur, bu çerçevede 18 yaşını doldurmamış her bireyin çocuk kabul edildiğini vurguladı. Ongur, kavramın önemine işaret ederek şöyle konuştu:

“Suça sürüklenen çocuk, Türk hukukunda 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun üçüncü maddesinde tanımlanmıştır. Bu tanıma göre, hakkında ceza muhakemesi süreci yürütülen veya güvenlik tedbiri uygulanmasına karar verilen her çocuk bu statüye sahiptir. Türk Medeni Kanunu uyarınca da 18 yaşını doldurmamış her birey çocuk kabul edilmektedir.”

15–18 Yaş aralığına özel kategori

Ceza sorumluluğunun üç temel grupta düzenlendiğini söyleyen Ongur, “İlk grup 12 yaşını doldurmamış çocuklardır, bu yaş grubunda yalnızca çocuğa özgü güvenlik tedbirleri uygulanır. İkinci grup 12-15 yaş arasındaki çocukları kapsar, burada cezalandırma ancak çocuğun fiilin anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğine bağlıdır. Son grup ise 15-18 yaş arasındaki çocukları içerir, bu yaş grubundakiler esasen tam ceza sorumluluğuna sahiptirler ancak yaşın etkisi nedeniyle indirim uygulanır” dedi.

Ongur, bu indirimin önemini kasten öldürme suçundan örnekle açıklayarak, “Bir yetişkin ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alırken, aynı fiili işleyen 15–18 yaş aralığındaki çocuk, yaş indirimi nedeniyle 18 ila 24 yıl arasında hapis cezasına çarptırılır” sözlerini aktardı.

Çocuk-11

“Hâkime takdir yetkisi verilmeli”

Ağır ve planlı suçlar söz konusu olduğunda indirim uygulamasının zorunlu tutulmasının sorun yarattığını ifade eden Ongur, özellikle sabıka kaydı kabarık olan ve tehlikeli suçlara karışan çocukların örneklerini hatırlatarak şunları aktardı:

“Uygulamada 17 yaşında olup 20’ye yakın sabıka kaydı bulunan, hatta bunların arasında cinsel saldırı gibi ağır suçlar bulunan çocuklarla karşılaşıyoruz. Bu gibi durumlarda indirimin zorunlu tutulması hem mağdur haklarını hem de caydırıcılığı zedeliyor.”

AK Parti MYK Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplandı
AK Parti MYK Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplandı
İçeriği Görüntüle

Bu nedenle hâkimlere takdir yetkisi tanınmasının daha doğru olacağını düşündüğünü söyleyen Ongur, “Bu doğrultuda, TCK m.31/3’te yer alan ‘diğer cezaların üçte biri indirilir’ şeklindeki zorunlu indirim ibaresinin, ‘indirim uygulanabilir’ şeklinde değiştirilerek hâkime somut olay adaleti açısından takdir yetkisi tanınması, ceza adalet sisteminin amacına daha uygun olacaktır. Zira toplumdaki adalet algısının ve cezaların caydırıcılığının sağlanması devletin en temel görevlerinden biridir.

Uluslararası düzenlemeler (BM Çocuk Hakları Sözleşmesi m.40, Beijing Kuralları vb.) çocukların yargılanmasında farklı usuller ve cezaların çocuk yaşı gözetilerek belirlenmesini öngörse de bu düzenlemeler mutlak indirim zorunluluğu getirmemektedir. Dolayısıyla, indirim uygulamasını tamamen kaldırmadan, yalnızca zorunluluğu ortadan kaldırarak hâkimin takdirine bırakmak uygun olacaktır” dedi.

Mahkeme-8

Ailelere ceza uygulanması tartışması

Toplumda zaman zaman dile getirilen “ailelere ceza verilmesi” taleplerine de değinen Ongur, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesinin altını çizdi. Anayasa’nın 38’inci maddesinin bu durumu açıkça ortaya koyduğunu belirterek şöyle devam etti: “Ceza sorumluluğu şahsidir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları da bu yöndedir. Dolayısıyla bir başkasının fiilinden dolayı ebeveynin cezalandırılması mümkün değildir.”

Ancak kimi zaman ebeveynlerin çocuklarını suça teşvik ettiğini, hatta azmettirdiğini gördüklerini söyleyerek bu noktada yasal boşluğa dikkat çeken Ongur, ebeveynin, çocuğunu suça teşvik etmesi halinde bunun daha ağır bir nitelikli hal olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Ongur, “Ebeveynlerin çocukları suça teşvik ve hatta azmettirdikleri örneklerle karşılaşmaktayız. Ceza politikasının mevcuttaki tercihleri ile yasa koyucu tarafından belirlenmiş Ceza Kanunlarının bu durumu yeteri kadar dikkate almadığını görüyoruz.

Zira ebeveyn etkisi ile suça sürüklenmiş bir çocuk var ise bu durumda ebeveyn azmettiren ya da suça iştirak eden sıfatıyla yargılanıyorsa, kendi çocuğunu azmettirdiği yahut suça teşvik ettiği için ilgili suç bakımından daha ağır cezayı gerektiren bir nitelikli hal olarak değerlendirilmesi gündeme gelebilmelidir.

Bu kapsamda da kanunda suça sürüklenen çocuğun ebeveynlerinin azmettirmesi yahut suça teşvik etmesi halinde verilecek cezanın artırılmasını öngören bir düzenlemenin ihtiyaç olduğunu söyleyebiliriz” ifadelerini kullandı.

Hakim-2

Yasal süreç nasıl işleyecek?

Ongur, olası düzenlemenin yasalaşma sürecini de açıkladı: “Böyle bir yasal değişiklik, genellikle Adalet Bakanlığı bünyesinde hazırlanan bir taslak metin ile başlar. Taslak, ilgili kurum ve paydaşların görüşleri alınarak şekillendirilir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulur. TBMM’de önce ilgili ihtisas komisyonunda (genellikle Adalet Komisyonu) ele alınır, ardından Genel Kurul’da görüşülerek oylanır. Kabul edilen metin Cumhurbaşkanının onayının ardından Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girer. Bu süreç, siyasi iradenin önceliğine ve Meclis takvimine bağlı olarak birkaç aydan bir yıla kadar değişen bir sürede tamamlanabilir.”

Ancak böyle bir değişikliğin Anayasa ve uluslararası sözleşmeler ile çelişen bir nitelik taşımaması gerektiğinin altını çizen Ongur, “Burada çocuğun yararı, toplumun yararı, çocuğun yaşı gibi tüm unsurlarla birlikte bir değerlendirme yapılması gerektiğini düşünmekteyim” dedi.

Avukat Arzu Ongur Avukat Dr. Arzu Ongur

Uluslararası uygulamalar

Diğer ülkelerdeki sistemlerle karşılaştırmalar yapan Ongur, çocuk adalet sistemlerinin farklı modeller üzerine kurulduğunu aktardı. İskandinav ülkelerinde ceza sorumluluğu yaşının yüksek tutulduğunu, çoğunlukla 15–16 yaş olduğunu, bu yaşın altındaki çocuklara yalnızca koruyucu tedbirlerin uygulandığını söyledi. İngiltere ve ABD gibi bazı ülkelerde ise yaş sınırının daha düşük olduğunu, 10 yaş gibi erken yaşlardan itibaren sorumluluk getirildiğini fakat bu çocuklar için özel mahkemeler ve indirimli cezaların uygulandığını belirtti.

Ongur, “Türkiye’de ceza sorumluluğu yaşı 12’dir ve 15–18 yaş grubunda tam sorumluluk kabul edilir ancak yaş indirimi uygulanır. İsveç ve Finlandiya’da ise ciddi indirimler söz konusudur ve hapis dışı tedbirler önceliklidir. ABD’de bazı eyaletlerde ağır suçlar işleyen 14 yaş üstü çocuklar doğrudan yetişkin mahkemelerinde yargılanabilmektedir” diye konuştu.

Muhabir: Cemre Polat