Kayseri'de 1934 yılında doğan ve babasının inşaat kalfası olması vesilesiyle teknik bilimlerle erken yaşta tanışan mimar Abdullah Dönmez, eğitim hayatını Ankara ve İstanbul'da tamamlayarak 1957 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Mimarlık Fakültesi'nden mezun oldu. Dönmez'in Anıtkabir ile bağı ise diplomasından çok önce, teknik öğretmen okulunda öğrencilik yaptığı yıllara dayanıyor. Anıtkabir'in inşaatında çalışan babasının yanında iki yaz tatilini geçirdi. "Oradaki pek çok rölyefte benim de çekiç izim var" diyen Dönmez, o yılları gururla hatırlıyor.

Whatsapp Image 2026 05 15 At 14.27.23

Henüz üniversite öğrencisiyken Dönmez'in adı, Atatürk'ün naaşının nakil işlemlerinde teknik hizmet vermek üzere seçilen özel bir listede yer aldı. Ankara Vali Muavini Celalettin Coşkun başkanlığındaki heyet tarafından oluşturulan bu on kişilik ekipte altı öğrenci, dört öğretmen bulunuyordu; Dönmez öğrenci üyelerden biriydi.

“Anıtkabir merasiminde teknik hizmet veren altı öğrenciden biriydim”

Atatürk’ün naaşının Etnografya Müzesi’ndeki geçici kabrinden çıkarılma sürecinde, lahdin altındaki bodrum katına inen dört kişiden biri olduğunu da belirten Abdullah Dönmez, Atatürk’ün vefatından Anıtkabir’in inşasına kadar olan süreci şöyle anlattı:

“1944 yılına kadar Anıtkabir yapılması fikri olgunlaştı ve müsabaka sonucu mimarinin nasıl olacağına karar verildi. Atatürk'ün naaşı, Anıtkabir yapılıncaya kadar İstanbul Üniversitesi'nin profesörü, patolog Lütfi Aksu tarafından tahnit edildi, yani bir nevi mumyalandı, İstanbul'dan alınarak Ankara'ya getirildi ve geçici olarak Etnografya Müzesine konuldu.

Atatürk'ün Anıtkabir merasiminde teknik hizmetleri vermek için bakanlıkça okulumuz görevlendirildi. Okul, altısı talebe dördü öğretmen olmak üzere 10 kişi belirledi, talebelerden biri de bendim. 1953’ün kasım ayında, Türk Ocağı salonunda Ankara Vali Muavini Celalettin Coşkun’un başkanlığında toplanıldı. 4 Kasım'da ve 10 Kasım'da kimlerin hangi hizmeti göreceği tespit edildi.”

L Anitkabirin Yapimi 1C0Bf

"Ay yıldız tabuta adeta mühürlenmişti"

Dönmez, 4 Kasım günü Etnografya Müzesi’nde Atatürk'ün naaşının tabutundan çıkarılırken olanları şöyle anlattı: “Mermerleri söktük, lahdin altındaki toprağı çuvallara doldurduk ve dört arkadaşımla beraber tabutun olduğu yere indik. Tabut, demir bir sehpa üzerine konulmuştu ve üzerinde Türk bayrağı örtülüydü. Biz tabutun dört köşesine dağıldık ve üzerindeki bayrağı dört ucundan tutarak kaldırdık. O sırada yukarıda bekleyen bakanların ve devlet ricalinin hayret nidaları yükseldi; müthiş bir manevi hava oluştu. Bayrağın üzerindeki ay yıldız tabuta yapışmış olarak kalmıştı. O zamanlar baskı teknolojisi olmadığı için ay yıldız bayrağın üzerine dikilerek monte edilmişti ve o dikiş yerleri deforme olduğu için tabuta adeta mühürlenmişti.”

Whatsapp Image 2026 05 15 At 14.50.52

“Atatürk'ün o muhteşem çehresi aynı şekilde, aynı heybetiyle muhafaza ediliyordu”

Tabut açıldığında Atatürk’ü görmenin onun için unutulmaz olduğunu vurgulayan Dönmez, “Cevizden yapılmış muhteşem bir tabuttu, çok ağırdı. Vinçle yukarı çekilmesini sağladık, biz de yukarı çıktık. Tabutu hazırlanan masanın üzerine koyduk, kapağındaki vidaları sökerek açtık. İçindeki ilaçlanmış odun talaşlarını dışarı aldık. Atatürk'ün naaşı kurşundan yapılmış kefende muhafaza haldeydi. O kurşun muhafaza kesildikten sonra pamuklar arasında Atatürk'ün beyaz kefene ve sarılı naaşı çıktı. Profesör kefeni açtı ve Atatürk'ün o muhteşem çehresi aynı şekilde, aynı heybetiyle muhafaza ediliyordu.

Koltuğunun altından iki tane şişe çıktı. Profesör Lütfi Aksu 1938'de tahnit yapılırken tahniti bozacak solüsyonu şişelere koyarak Atatürk'ün koltuk altına koymuştu. Onunla, pamukla birlikte Atatürk'ün vücudu silindi; yeni bir kefene sarıldı, yeni bir tabuta kondu ve tabut kapatıldı. Daha önce hazırlanmış olan katafalkın üzerine konuldu, üzerine bayrak örtüldü, dört köşesine dört tane meşale kondu. Türk Ocağı salonunda bekleyen asker ve üniversite talebeleri saygı duruşu için hazır hale geldi ve dörderli gruplar halinde ikişer saat arayla taziye mesajı başlamış oldu. Böylece Atatürk'ün naaşı hem orada bulunanların ziyaretine hem de halkın ziyaretine 4 Kasım'dan 10 Kasım'a kadar açık bulunduruldu” diye konuştu.

K A S I M 9 20251109 2 71571968 119005215

“Kabre, ülkenin dört bir yanından getirilen vatan toprakları serpildi”

Naaşın Etnografya Müzesi’nden alınarak kortej eşliğinde Anıtkabir’e getirilmesi ve ebedi istirahatgahına defnedilmesi aşamalarında da bulunan Dönmez, yaşanan anları şu ifadelerle dile getirdi:

“10 Kasım günü sabah saat 9'u 5 geçe siren sesleriyle birlikte Atatürk'ün naaşı askerler tarafından top arabası konuldu. Top arabasını 136 teğmen çekiyordu. Arabanın iki yanında altışardan 12 general yürüyordu. Yine top arabasının arkasında bir takım Harbiyeli vardı. Yürüyüş, Türk Ocağı önünden başladı. Ulus, İstasyon, Tandoğan Meydanı ve saat 12 gibi Anıtkabir merdivenlerinin önünde durdu. Kortejde Ankara'da bulunan bütün kordiplomatik, başta Celal Bayar olmak üzere devlet ricali oradaydı. Ankara Radyosu, yürüyüş güzergahındaki muhtelif yerlere aralıklı spikerler koymuş ve o spikerler vasıtasıyla yürüyüşün hangi noktada olduğunu, neler olduğunu durmadan anons ediyorlardı.

Whatsapp Image 2026 05 15 At 14.50.52 (1)

AK Parti MYK Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplandı
AK Parti MYK Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplandı
İçeriği Görüntüle

“Bu manevi sorumluluğu taşımak hayatımın en büyük onuruydu”

Naaş, generallerin omzunda Anıtkabir alanındaki mozoleye getirildi. Defin sırasında kabre ülkenin dört bir yanından getirilen vatan toprakları serpildi. O sırada Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın beynime kazınan konuşmasını hiç unutamam. Bayar, tabutun başında ‘Atatürk, sen bizdendin. Seni halife yapmak, padişah yapmak isteyenler oldu iltifat etmedin, milli irade yolunu seçtin. Hayatını, şahsiyetini, milletin hizmetine vakfettin. Türk’ün gıpta ettiği, taltif ettiği, övdüğü ve övüldüğü vasıflara mal ettin. Bütün bu medeniyet meziyetlerinde, Türkün ta kendisiydin. Seni şimdi kurtardığın vatanın her köşesinden gelen topraklara gömüyoruz fakat hakiki yerin Türk milletinin millet dolu sinesidir” diyerek veda etti. Bu manevi sorumluluğu taşımak benim hayatımın en büyük onuruydu.”

K A S I M 9 20251109 2 71571968 119005206

“Teknik üniversite okumuş bir köy çocuğu olarak varlığımı Atatürk’e borçluyum”

Atatürk'ü anlamak için mutlaka Nutuk’u defalarca okumak gerektiğinin altını çizen Dönmez, gençliğe öğütlerde bulundu. Atatürk’ün öğretilerinin gelecek nesiller için yollarını aydınlatacak bir meşale olduğunu söyleyen Dönmez, “Atatürk, dış düşmanlardan ziyade içteki hainlerle çok daha fazla uğraşmış. Cumhuriyetin ilanından önce Ankara'ya gelen milletvekillerinden bazıları imkansızlıklar neticesiyle geri dönmek istemişler. Atatürk de bunun üzerine ‘Bazı arkadaşlar yoksulluğumuzu bahane ederek memleketlerine dönmek istiyorlarmış. Kimseyi Büyük Millet Meclisine zorla davet etmedim. Herkes kararında özgürdür. Ben kutsal davama inanmış bir insan olarak hiçbir yere gitmemeye karar verdim. Hepiniz gidebilirsiniz. Asker Mustafa Kemal olarak ben mavzerimi elime alır, fişekleri göğsüme dizer, bayrağı elime alır ve Elma Dağına çıkarım, orada tek kurşunum kalıncaya kadar vatanı savunurum. Kurşunlar bitince vücudumu bayrağıma sarar, kanımı kutsal bayrağıma içire içire tek başıma can veririm. Ben buna ant içtim’ demiş. Atatürk, işte budur.

Ben bu yaşımda, varlığımı Atatürk'e borçluyum. Bir köyden çıkarak teknik üniversiteyi bitirmiş bir insan olarak onun sayesinde okudum. Ve bütün hücrelerim ‘Atatürk’ diye sızlıyor. Bunun için, ülkenin kurtuluşu ve Türkiye Cumhuriyeti'nin devamı, Atatürk ilkelerine bağlılıktan geçiyor. O yoldan ayrıldığımız zaman felaket bizi bekliyor” dedi.

Whatsapp Image 2026 05 15 At 14.27.23 (1)

“Gençler vatanlarını terk etmesin, Atatürk’e bağlılık galip gelecek”

Yaşam şartları yüzünden gençlerin yurt dışına gitme eğiliminde olduğunu ama vatanlarını terk etmemeleri gerektiğini söyleyen Dönmez, bugünkü gençliğin tarihe bağlılığı ve vatan sevgisi hakkında ise şöyle konuştu: “Şu anda Türk gençliği ikilemde kalmış durumda. Ne yapacağının, hayata nasıl tutunacağının telaşı içerisinde. Ülkeden gitmek isteyenler de var ama kimse vatanını terk etmesin. Şuna eminim ki Atatürk sevgisi, Atatürk inkılaplarına bağlılık aşısı tutmuş vaziyette. Daima o aşıyı alanlar galip gelecek”

Whatsapp Image 2026 05 15 At 14.27.23 (2)

Meslek hayatı boyunca imza attığı mimari projelerin ötesinde Abdullah Dönmez, edebiyat ve resimle iç içe bir yaşam sürdürüyor. "Ojeni", "İki Tanrılı Dünya & Tengri-Ötüken", "Çalınan Hayatlar ve Tüketilen İnsanlık", "Modernite ve Mimari" gibi farklı alanlarda yayımlanmış kitapları var. 92 yaşında, aktif bir internet ve sosyal medya kullanıcısı olan Dönmez, yazdığı şiirleri ve yaptığı resimleri dijital mecralarda paylaşarak üretmeye devam ediyor. Bitmeyen bir enerjiyle çalışan Dönmez, hayatının her alanında vatan sevgisini ve çalışma disiplinini yansıtmaya devam ediyor.

Muhabir: Cemre Polat