Türkiye'de tarımsal üretim, artan girdi maliyetleri ve ürün satış fiyatları arasındaki makasın açılmasıyla yeni bir maliyet baskısıyla karşı karşıya kaldı. Doğu Karadeniz'de fındık üreticileri yükselen işçilik, gübre ve hasat giderleri nedeniyle kazanç sağlamakta zorlanırken Şanlıurfa'nın Hilvan ilçesinde mazot ve gübre fiyatlarındaki artış çiftçilerin ekim hazırlıklarını etkiledi.

Altınordu Ziraat Odası Başkanı Atakan Akça ve Hilvan Ziraat Odası Başkanı Hikmet İpar, tarımsal üretimdeki maliyet artışlarını, üreticilerin karşılaştığı ekonomik sorunları ve gelecek sezona ilişkin beklentilerini değerlendirdi.

FINDIKTA KİLOGRAM MALİYETİ 227 TL'YE ULAŞTI

Ordu’da fındık üreticisinin en büyük gider kalemleri hangileri? Üreticinin gübre, zirai ilaç, akaryakıt ve işçilik giderlerinde geçen yılın aynı dönemine göre nasıl bir değişim yaşandı; bir dönüm fındık bahçesinin güncel üretim maliyeti ne kadar?

Atakan Akça: Doğu Karadeniz Bölgesi'nde fındık üreticisinin en büyük gider kalemini toplama işçiliği oluşturuyor. Bunun yanı sıra gübre, zirai ilaç ve hasat maliyetlerindeki artış da üretim giderlerini yükseltiyor. Geçen yıla kıyasla maliyetlerde ortalama yüzde 60-80 arasında artış yaşandı. Bu yıl Doğu Karadeniz Bölgesi'nde fındığın kilogram başına üretim maliyeti 227 TL olarak hesaplandı.

"FINDIK ÜRETİCİSİ SERBEST PİYASADA ZARAR EDİYOR"

Fındığın satış fiyatı ile üretim maliyetleri arasındaki ilişki, üreticinin kazancını nasıl etkiliyor? Gübre, ilaç, bakım, hasat ve işçilik giderleri birlikte değerlendirildiğinde, üreticinin satış gelirinden elinde kalan tutar ne düzeyde?

Atakan Akça: Doğu Karadeniz Bölgesi'nde fındığın kilogram başına ortalama üretim maliyeti 227 TL olarak hesaplandı. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) alım fiyatı üzerinden yapılan hesaplamada, bu yıl yaklaşık yüzde 10 oranında kazanç elde edilebileceği görüldü. Ancak fındığın serbest piyasada kilogram başına 170-180 TL bandında alıcı bulduğu mevcut koşullarda, Doğu Karadeniz Bölgesi'ndeki fındık üreticisinin bu yıl zarar ettiğini söylemek doğru olur.

Atakan Akça

DÜŞÜK FİYATLAR FINDIK BAHÇELERİNİN BAKIMINI ETKİLİYOR

Artan girdi maliyetleri Ordu’da fındık üreticilerinin bahçe bakımını ve gelecek sezon hazırlıklarını nasıl etkiliyor, bu durumun verim ve kaliteye olası yansımaları neler?

Atakan Akça: Bu yıl yağışlı hava koşulları, fındık üreticilerinin çeşitli sorunlarla karşılaşmasına neden oldu. Serbest piyasada fındık fiyatlarının düşük seyretmesi de üreticilerin bahçe bakımı ve gübreleme konusunda daha temkinli davranmasına yol açtı.

Üretim maliyetlerinin altında kalan serbest piyasa fiyatları, üreticileri gelecek sezon için tedirgin etti. Bu yıl bahçe bakımının ve bitki beslemesinin yeterince yapılamaması durumunda, önümüzdeki sezon fındığın verim ve kalitesinin olumsuz etkilenmesi kaçınılmaz olacak.

FINDIK ÜRETİCİSİNE DÖNÜM BAŞINA 3 BİN TL DESTEK TALEBİ

Ordu’da fındık üretiminin sürdürülebilmesi ve üreticinin artan maliyetler karşısında korunması için hangi ekonomik destek ve düzenlemelere öncelik verilmesi gerekiyor?

Atakan Akça: Doğu Karadeniz Bölgesi'nde, arazi eğiminin yüzde 6 ve üzerinde olduğu alanlarda fındık üretimi yapan çiftçilerin üretim maliyetlerini düşürecek adımların atılması gerekiyor. Coğrafi koşullar nedeniyle makineleşmenin sınırlı kaldığı bu arazilerde üretim, büyük ölçüde insan gücüne dayalı olarak yürütülüyor. Bu durum, işçilik maliyetlerini artırıyor ve üreticilerin yükünü ağırlaştırıyor.

Özellikle eğimi yüzde 6 ve üzerinde olan arazilerde fındık üretiminin sürdürülebilmesi için üreticilere dönüm başına 2 bin 500-3 bin TL civarında destek verilmesi gerekiyor. Bu destek, söz konusu arazilerde üretim maliyetlerini düşürebilir. Ayrıca coğrafi koşullar nedeniyle alternatif ürün yetiştirme imkânı bulunmayan Doğu Karadenizli üreticilerin fındık üretimini sürdürmelerine ve geçimlerini sağlamalarına katkı sunabilir.

İPAR: "HİLVAN'DA TARIMSAL GİRDİ MALİYETLERİ ENFLASYONU AŞTI"

Hilvan’da gübre, mazot, tohum ve zirai ilaç fiyatlarında geçen yılın aynı dönemine göre nasıl bir değişim yaşandı? Üreticilerin en fazla maliyet yüküyle karşılaştığı kalemler hangileri?

Hikmet İpar: Tüm girdi kalemlerinde enflasyonun üzerinde bir artış yaşandı. En yüksek artışlardan biri, savaş nedeniyle mazot fiyatlarında görüldü. Gübre fiyatları da ikinci sırada yer aldı. Bu maliyet artışları, ekim çalışmalarımızın gecikmesine neden oldu ve geleceğe daha fazla tereddütle bakmamıza yol açtı.

Tohum, gübre, mazot ve zirai ilaç dâhil olmak üzere bütün üretim girdilerinde enflasyonun üzerinde bir artış yaşandı. Buğday fiyatlarında da üreticinin beklentisi karşılanmadı. Bu yıl buğday için 16,50 TL fiyat açıklandı ancak ürünlerimizi bu fiyattan Toprak Mahsulleri Ofisine (TMO) satamadık. Yağışların etkisiyle buğdayın protein oranında düşüş yaşandı. Bu durum hem fiyat beklentilerimizin karşılanmamasına hem de protein değerindeki düşüş nedeniyle ürünün daha düşük fiyattan satılmasına yol açtı.

Ürünlerimizin çok az bir bölümü 16,50 TL fiyat seviyesine ulaşabildi. Birçok üretici buğdayını 14-15 TL arasında değişen fiyatlarla sattı. Önceki yıllarda yüzde 13-14 seviyelerinde olan protein oranı, bu yıl bazı ürünlerde yüzde 1'e kadar düştü. TMO, alım sırasında buğdayın protein oranını ölçüyor ve bu değere göre fiyat uyguluyor.

Üretici, hasat ettiği buğdayı düşük fiyattan sattıktan sonra yeni sezon için tohum almak istediğinde daha yüksek maliyetlerle karşılaştı. İlaçlanmamış, gübrelenmemiş veya selektörden geçirilmemiş sıradan buğdayın piyasa fiyatı şu anda 20-24 TL arasında değişiyor. Sertifikalı tohum almak isteyen üreticilerin ise kilogram başına 34-35 TL ödemesi gerekiyor. Böylece üreticinin sattığı ürün ile yeniden almak zorunda olduğu tohum arasındaki fiyat farkı daha da açıldı.

Mazot fiyatlarında da savaşın etkisiyle ciddi bir artış yaşandı. Bu yükseliş, yalnızca akaryakıt giderlerini değil, tarımsal üretimin diğer maliyetlerini de etkiledi. Girdi fiyatlarındaki artışın enflasyonun çok üzerinde seyretmesi, üreticilerin ekonomik koşullarını zorlaştırdı ve geleceğe ilişkin umutsuzluğu artırdı.

Hikmet İpar-5

"ÜRETİM MALİYETLERİ BİR SEZONDA YÜZDE 30'U AŞTI"

Hilvan’da bir dönüm arazinin üretim maliyeti geçen yıla göre ne kadar arttı ve bu artış en çok hangi ürünlerde hissediliyor?

Hikmet İpar: 2025-2026 üretim sezonunda dönüm başına maliyetimiz 14 TL'nin üzerindeydi. 2026-2027 sezonu ise henüz tam anlamıyla başlamadı. Şu anda ekim çalışmaları sürüyor ancak üretimin toplam maliyetinin sezon sonunda ne kadar olacağını kesin olarak bilmiyoruz.

Bahar aylarında uygulanacak gübrenin fiyatı, işçilik giderleri, biçerdöver ücretleri ve önümüzdeki dönemde mazota gelecek zamlar, toplam maliyeti doğrudan etkileyecek. Bu nedenle mevcut koşullarda yaptığımız hesaplamalara göre, 2025-2026 sezonuyla karşılaştırıldığında maliyetlerde şimdiden yüzde 30'un üzerinde bir artış yaşandı.

Şu anki şartlarda sertifikalı tohum kullanan bir üreticinin dönüm başına maliyetinin yaklaşık 20 TL'ye ulaşacağını düşünüyoruz. Ancak sezon ilerledikçe karşılaşacağımız yeni maliyetleri henüz bilmiyoruz. Bütün üretim girdilerindeki fiyat artışları maliyetleri yükseltirken, özellikle mazot fiyatlarındaki artış belirleyici bir rol oynuyor.

"MAZOT MALİYETİ ÇİFTÇİNİN TARLA SÜRÜMÜNÜ AZALTTI"

Artan tarımsal girdi maliyetleri Hilvan’da çiftçilerin ekim tercihlerini ve üretim miktarlarını etkiliyor mu? Üreticilerin daha az arazi ekmesi veya gübre ve zirai ilaç kullanımını azaltması gibi durumlarla karşılaşıyor musunuz?

Hikmet İpar: Tabii ki. Öncelikle artan mazot fiyatları nedeniyle çiftçiler tarla sürümünü iki aşamadan tek aşamaya düşürdü. Daha önce derin sürümün ardından yağmur beklenir, yabancı ot tohumları çimlendikten sonra ikinci sürüm yapılarak otların gelişmesi engellenirdi. Bu yöntemle zirai ilaç kullanımının da azaltılması sağlanırdı. Ancak bu yıl çiftçiler, maliyetleri düşürmek için yağmurun ardından tek sürümle doğrudan ekime geçiyor.

Üretici enflasyonunda ekim verileri: Enerji fiyatları yıllık yüzde 33,42 arttı
Üretici enflasyonunda ekim verileri: Enerji fiyatları yıllık yüzde 33,42 arttı
İçeriği Görüntüle

Üreticiler artık farklı ürünlere yönelmek yerine ellerindeki tohumları ekerek üretimi sürdürmeye çalışıyor. Çünkü çiftçiler hangi üründen daha fazla kazanç sağlayabileceklerini öngöremiyor. Geçmiş yıllardaki ekim tercihlerinin büyük ölçüde devam etmesini bekliyoruz.

Bir süre önce pamuk fiyatlarının 47-50 TL seviyesine yükselmesi nedeniyle bazı üreticilerin bu ürüne yönelebileceğini düşünüyorduk. Ancak hasadın başlamasıyla fiyatlar 39-40 TL bandına geriledi. Bu nedenle pamuğa geçiş beklentisi de zayıfladı. Pamuk üretimimiz son 13 yılda yaklaşık 2 milyon 500 bin-2 milyon 750 bin ton seviyelerinden 1 milyon 300 bin tona kadar düştü. Mevcut koşullarda çiftçiler, hangi ürünü ekerlerse kazanç sağlayabileceklerinden emin olamıyor.

Muhabir: Esin Özdemir