Collect Gallery, İstanbul’daki yeni yerindeki ilk sergisi, Bulgar sanatçı Todor Rabadzhiyski’nin “Kırılgan Adımda Zarafet” başlıklı sergisiyle açıldı. Sergi sergi, sanatçının yaratım, yıkım ve yenilenme döngülerini araştıran eserleriyle, geçmişin ve bugünün izlerini birleştiriyor.

Eserlerinde yıkım ve kurtuluşu bir arada yer veren Rabadzhiyski, paslanmış metal yüzeyler, kırık seramikler ve bozulmuş formlar ile her biri kendine özgü bir kırılganlık taşıyan aynı zamanda yeniden varoluşun izlerini taşıyan işlere yer veriyor. Sergide sanatçının ele aldığı mekânla kurduğu güçlü diyalogları ve doğanın etkilerini görmek mümkün.

Todor Rabadzhiyski İstanbul'daki ilk sergisi

Serginin teması, İstanbul’daki dinamik sanat ortamı ile örtüşüyor. 18. İstanbul Bienali ile eş zamanlı olarak gerçekleştirilen sergi, bienalin kırılganlık ve direnç temalarına güçlü bir paralellik sunuyor. Sergideki işler, doğanın etkisiyle şekillenen metal yüzeylerdeki oksitlenme, çatlaklar ve pas izleriyle geçmişin travmalarını ve yeniden dirilişi anlatıyor.

Galeri kurucusu Vladimir Iliev, bu sergiyle sadece Bulgar sanatçılarının Türkiye’de tanınmasını sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda Türkiye’nin sanat dünyasını uluslararası bir diyaloga açmayı hedeflediklerini belirtiyor. “Kırılgan Adımda Zarafet”, Rabadzhiyski’nin eserlerinin hem sanatsal hem de kültürel açıdan Türkiye’ye kattığı değerle, Collect Gallery’nin vizyonunun bir yansıması olarak dikkat çekiyor. Sergiyi küratör Prof. Dr. Fırat Arapoğlu ve Collect Gallery’nin kurucusu Vladimir İliev ile konuştuk.

7D76Aaa8 143F 41A2 B9D6 302A83095724

Küratörlük sürecinizde, Todor Rabadzhiyski’nin eserlerinin bir araya gelmesinde en çok hangi unsurlar öne çıktı?

Bu sergiyi hazırlarken önceliğimiz Todor Rabadzhiyski’nin yaratı, yıkım ve yenilenme döngüsünü vurgulayan bir bütünsellik oluşturmak oldu. Yapıtlardaki paslanmış çelikler, yüzeyler ve renkler, her parçayı yıkımın ve onarımın iziyle buluşturdu. Resimlerdeki metal üzerine boyamalar geçmişle bugün arasında bir köprü kuruyor. Ayrıca serginin Sofya’dan Limni Adası’na, oradan İstanbul’a uzanan üç aşamalı coğrafyası farklı mekânların yapısını işlerin kavramsal yapısına ekledi. Bu coğrafi katmanlar ve malzeme odaklı dizge Rabadzhiyski’nin üslubunu bir araya getiren temel unsurları oluşturdu.

Todor Rabadzhiyski İstanbul'daki ilk sergisi

Sergi, yaratım, yıkım ve yenilenme döngülerini araştırıyor. Bu temaların Todor’un eserlerinde nasıl şekillendiğini anlatabilir misiniz?

Sanatçı metali ve seramiği kazıyor, kırıyor ve paslandırıyor; ardından onları yeniden boyayarak veya onarıp bir araya getirerek tahribatın izini ve yeniden varoluşun işaretini yüzeylerde görünür kılıyor. Metallerdeki pas tabakası ve kırıklar birer yara izi gibi görünür, ama üzerindeki renkler ve müdahaleleri bu yarayı iyileştirme çabası olarak okunabilir. Benzer şekilde seramiklerdeki çatlaklar malzemenin kırılganlığını açığa çıkarırken çatlaklara nüfuz eden sır ve renkler sanki kırılganlığı onarmaya çalışan bir özelliğe sahiptir.

Serginin ilk bölümü, Limni Adası’nda mekâna özgü bir yerleştirme olarak gelişti. Bu projedeki doğa ile diyalog, eserlerde nasıl bir dönüşüm yarattı?

Limni Adası’ndaki Levietan yerleştirmesi, doğa ile iç içe bir çalışma olarak tasarlanmıştı. Rabadzhiyski, oksitlenmiş çelik plakalar ve kırık yüzeylerden oluşan enstalasyonunu açık arazide konumlandırarak işin hava, güneş ve rüzgâr gibi doğal etkilerle iletişimini sağladı. Bu müdahale manzarayı dönüştürdü ve metallerin paslanma süreci adanın toprağındaki hikâyelere dair gönderimlerde bulunuyordu.

Serginin ikinci bölümünde İstanbul’da yer alan paneller ve seramikler üzerinden bir anlatı oluşturuluyor. Bu materyal seçimlerinin anlamını ve izleyiciyle kurduğu ilişkiyi nasıl tanımlarsınız?

Serginin İstanbul ayağında metal levhalar üzerine resimler ve seramik heykeller birlikte sunuluyor. Paslı metal resimler kütlesel bir doku taşırken üzerlerindeki boyalar geçmişle şimdiki zamanı birbirine bağlıyor ve seramik heykeller ilk bakışta bir tür fosil hissi uyandırıyor. Bu izleyiciyi endüstriyel geçmiş ve doğanın izlerini düşünmeye davet ediyor.

“Kırılgan Adımda Zarafet”, 18. İstanbul Bienali ile eş zamanlı olarak sergileniyor. Bienalin temalarına nasıl bir paralellik taşıyor?

Kırılgan Adımda Zarafet 18. İstanbul Bienali’nin vurgu yaptığı kırılganlık içindeki dayanıklılık temasını yansıtıyor. Bienal’in Üç Ayaklı Kedi metaforu kırılgan anlarda bile ayağa kalkma gücünü simgelerken, Rabadzhiyski’nin yapıtları da yaralı güzellikler üzerinden umut dolu bir bakış sunuyor.

Collect7

Sergideki eserler, yıkımın izleriyle kurtarma eylemlerini birleştiriyor. Bu iki zıt unsur arasındaki dengeyi nasıl kurduğunuzu ve izleyiciye nasıl bir deneyim sunmayı amaçladığınızı anlatabilir misiniz?

Küratöryel yaklaşımımızda tahribatın izlerini ve onarımları eşit düzeyde sunmaya gayret ettik. Rabadzhiyski’nin işlerinde deformasyona uğramış, paslanmış yüzeyleri yan yana sergiledik: örneğin panellerde bir çatlağın yanında onu onayan renkler bulunuyor. Böylece her yapıt hasarlı ve yeniden dirilmiş bir hâl alıyor.

Todor Rabadzhiyski İstanbul'daki ilk sergisi

Sergideki işler, doğanın güçlerine yanıt veren bir dil taşıyor. Bu temayı, sanatçının çalışmalarıyla nasıl birleştiriyorsunuz?

Todor Rabadzhiyski’nin işleri doğayla sürekli diyalog hâlinde ve arazi projeleri ve atölye çalışmaları, kullandığı malzemenin doğal süreçlerle şekillenmesini öngörür. Örneğin Levietan yerleştirmesinde metaller, güneş, rüzgâr ve yağmur etkisiyle doğanın renkleri ve etkisiyle dönüşüm geçirdi ve İstanbul’daki videodaysa Levietan’ın rüzgâr ve güneşle değişimi açıkça gösteriliyor. Ayrıca seramik ve metal yüzeylerdeki oksidasyon, çatlama ve pas izleri izleyiciye malzemelerin doğa koşullarıyla nasıl etkileştiğini hissettiriyor.

Son olarak, Todor Rabadzhiyski’nin sanatı hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyenler için, sanatçının diğer projelerinden ve gelecekteki sergilerinden söz edebilir misiniz?

Todor Rabadzhiyski çok yönlü bir sanatçı; resim, heykel, enstalasyon ve çoklu-ortam yapıtlar üretiyor. Rabadzhiyski, uluslararası arenada tanınıyor ve Polonya ve Rusya’da genç sanatçı yarışmalarından ödüller aldı. İleriki dönem için Collect Gallery ve To Collect Contemporary Art’ın duyuruları takip edilerek Rabadzhiyski’nin yeni sergileri ve işbirlikleri hakkında bilgi edinilebilir.

Todor Rabadzhiyski İstanbul'daki ilk sergisi

23. Uluslararası Bodrum Bale Festivali 31 Temmuz'da başlıyor
23. Uluslararası Bodrum Bale Festivali 31 Temmuz'da başlıyor
İçeriği Görüntüle

Vladimir İliev: "İstanbul'un canlı sanatsal ekosistemi ve stratejik konumu bize ilham veriyor"

Bulgaristan ve Yunanistan'daki sanat galerisi girişimlerinize Türkiye'yi de eklediniz. Türkiye'de bir galeri açmaya sizi teşvik eden ne oldu?

İstanbul dinamik bir sanat merkezi ve Doğu ve Batı’yı birleştiren köprü görevi görüyor. Bizim To Collect Contemporary Art platformunun bir parçası olarak ilk adımımız Sofya’daki +359 Gallery’ydi. Ardından 2022’de İstanbul’da Collect Gallery’yi açtık ve İstanbul’da olmak, vizyonumuzu uluslararası boyuta taşımak için doğal bir adım oldu; şehrin canlı sanatsal ekosistemi ve stratejik konumu bize ilham veriyor.

Türkiye, Bulgaristan ve Yunanistan’ı karşılaştırdığınızda Türkiye sanat ortamının avantajları ve dezavantajları nelerdir?

İstanbul’un sanat ortamı çok canlı ve büyük.. Geçtiğimiz yıl galerimizde yerli ve yabancı birçok sanatçının sergisini açtık ve yoğun ilgi gördüler. Bu açıdan Türkiye’nin avantajı geniş ve hareketli bir piyasasının olması; dezavantajı ise rekabetin çok yüksek ve piyasanın dinamik olarak öngörülemez olması. Bulgaristan’da sanat dünyası daha küçük, sanatçılar arasında güçlü bir destek ağı var. Yunanistan ise zengin tarihi geçmişiyle birlikte son yıllarda genç sanatçıları cezbeden bir lokasyon.

Todor Rabadzhiyski İstanbul'daki ilk sergisi

Galeride hangi projeleri sergilemeyi planlıyorsunuz?

Yeni mekânımızda Bulgar sanatçı Todor Rabadzhiyski’nin Kırılgan Adımda Zarafet adlı kişisel sergisi yer alıyor. Bu proje, Bulgaristan, Yunanistan ve Türkiye’deki üç aşamalı bir sergi döngüsünün son ayağı. Ayrıca Limni’deki açık hava sanat etkinliğimiz Limnos Land Art gibi uluslararası projelerimiz devam ediyor.

Galerinin yeni mekânında Bulgaristan doğumlu bir sanatçının eserlerini görüyoruz. Sanatsal hedefleriniz arasında Türkiye'deki Bulgar sanatçıların tanınmasını sağlamak var mı? Benzer şekilde, Türkiye’den sanatçılar Yunanistan veya Bulgaristan'daki galerilerinizde yer bulabilir mi?

Kesinlikle.. Galerimizin amacı sınır ötesi sanat ilişkilerini geliştirmek. Biz Bulgar sanatçıları Türkiye’ye taşıyoruz. Örneğin Elenka Nazarova’nın son sergisi İstanbul’da gerçekleşti. Todor Rabadzhiyski de Bulgar kökenli bir sanatçı; onu İstanbul’a getirerek bu yolda devam ediyoruz. Benzer şekilde Türk sanatçıların Yunanistan veya Bulgaristan’da yer almalarını çok önemsiyoruz.

Todor Rabadzhiyski İstanbul'daki ilk sergisi

Çalışacağınız sanatçıları hangi kriterler ile seçiyorsunuz?

Önceliğimiz kavram ve sanatçının üretiminin çağdaş sanata uygunluğu. Galerimizin internet sitesinde de olduğu gibi çağdaşı tanımlayan işler arıyoruz. Estetik ve kavramsal bütünlük çok önemli: Seçtiğimiz sanatçıların estetik ve kavramsal bütünlüğüne değer verip, onların üretimlerini destekliyor ve geniş kitlelere ulaştırmaya çalışıyoruz.

Muhabir: Ahmet Çağatay Bayraktar