Er-12

Tarım ülkesi olan Türkiye’nin Üç milyonu aşan köylü ailesinin geçimini sağlayacağı toprağı yoktu. Toprak sahipleri, ya köylüyü işçi olarak veya yarıcı olarak çalıştırırlardı. Yarıcılık hasadın çeyrek veya yarısını vermek suretiyle fakir köylünün toprağı işlemesi işlemiydi.
Başbakan Şükrü Saracoğlu hükümeti topraksız ya da az topraklı çiftçilere toprak dağıtmak amacıyla çıkarılan 11 Haziran 1945 tarihinde Çiftçiyi Topraklandırma Kanununu çıkardılar. Bununla kalmayıp 4670 sayılı (15 Haziran 1945) 11 Haziran tarihini takip eden pazar gününün her yıl Toprak Bayramı olarak kutlanmasına ilişkin kanunu çıkardılar.
Kanunun tartışıldığı Mayıs 1945'te, kanun büyük bir muhalefet ile karşılaşmıştır. Bu muhalefeti yürüten vekiller ya kendileri ya da akrabaları toprak sahibi olan kimselerdi. Büyük toprak sahibi Aydın Milletvekili Adnan Menderes liderliğinde, Refik Koraltan, Mehmet Fuat Köprülü ve Celal Bayar 7 Haziran 1945'te, Dörtlü Takrir (https://www.akademikparadigma.com/dortlu-takrir-amaci-icerigi-neticesi/) adıyla karşı bir önerge sunmuşlardır. Daha sonra CHP’den ihraç edilen üç siyasetçi ve daha sonra istifa eden Celal Bayar’ın katılımıyla, 7 Ocak 1946'da Demokrat Parti'yi kurmuşlardır.
Cumhuriyet döneminde Mustafa Kemal Atatürk, ilk tarım sayımını 1927'de, Tarım Kredi Kooperatiflerini 1929'da ve Tarım Satış Kooperatiflerini 1935'te ve Toprak Mahsulleri Ofisi 1938'de kurdurarak tarım, toprak, üretim ve köylüye ne kadar önem verdiğini göstermiştir Cumhuriyetini ilk on yılda köylüye 1.077.526 dönüm arazi dağıtılmış, düşük faizli ve 20 yılda taksitle ödemeli kredilerle, toprak sahibi olan köylünün tohum ve tarım araçları sahibi olmasını sağlamıştır. İlk işletilen arazi, yeni yetiştirilmeye başlanan fidanlıklar, bağlar ve zeytinliklerden belirli bir süre için vergi alınmaması kuralı kabul edilmiştir.
Osmanlı İmparatorluğu’nda Aşar adı verilen ve her türlü toprak gelirinin %10’unun devlete verildiği vergi sistemiyle köylü ezilmiş ve sefalete götürülmüştür. Cumhuriyet hükümeti 1925 tarihinde Aşar vergisini kaldırmıştır. Eskiden Osmanlı Sultanına ait olan bu topraklar, gerçek sahiplerine, halka verilince zaten bu verginin bir anlamı da kalmamıştır.
Er3Tarımsal Eğitim; Çağdaş anlamda tarım eğitimi için Atatürk’ün direktifiyle şimdiki Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün yerinde Ankara Ziraat Yüksek Mektebi açılır. 1930 yılında İstanbul, Bursa, İzmir ve Adana’da birer orta ziraat okulu açılır. Ankara’da 1930 yılında kurulan Yüksek Ziraat Okulu, 16 Haziran 1933’te faaliyete geçen Ankara Yüksek Ziraat Enstitüsü 1948 yılında Ziraat Fakültesi adını aldı.
Mustafa Kemal Atatürk 1925 yılından itibaren kendisine ait çiftliklerde geleneksel tarım anlayışını kökten değiştiren uygulamalar gerçekleştirerek köylüye örnek oldu. Atatürk’ün Ankara’da Gazi Orman Çiftliği, Silifke’de Tekir, Yalova’da Baltacı, Tarsus’ta Piloğlu, Dörtyol’da Karabasamak çiftlikleri tarımda yeniliklerin uygulatılması ve yaygınlaştırılması maksadıyla kullanılıyordu. Atatürk, bu çiftliklerini 1937 yılında devlete bağışlamıştır.
Ancak, son yıllarda toprağa verilen önem azaldı. Ülkemizde şu anda varsa yoksa esnaflık, aracılık, ithalat, madencilik herkesin ilgi alanına girerken, önlenemeyen köyden kente göçler, yaratılan yanlış algılar toprağın ve tarımın önemini ikinci, hatta üçüncü plana atarak karnımıza doyuran tarım ve toprak göz ardı edildi.
Toprak ne kadar önemli; Sadece 40-50 cm. toprak 20.000 yılda oluşabilmektedir. Yani insanlığın M.Ö 3000’lü yıllarda Tarım Toplumu haline gelmesinden binlerce yıl önce oluşmaya başlayan toprak bugün ancak kullanabilmektedir. Ama biz, on binlerce yılda oluşan bu toprakların üstünü betonla kapladık, altındakileri çıkarmaya çalışarak tarımsal arazileri azaltmaya devam ediyoruz. Aklıma AB üyesi bir Danimarkalının sözü geldi. “Biz yabancılara toprak, ev satışını serbest bıraksaydık, Almanya iki dünya savaşında kanla yapamadığını parayla yapar, ülkemizi satın alırdı”.
Topraktan çıkan ağaçların çiçeklerine, meyvelerine, bakarken bu güzelliklere can veren toprağı ihmal ettik. "Toprak varsa hayat var" unuttuk.