Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der), yeni eğitim öğretim yılı için yaptığı açıklamada bir çocuğu okula göndermenin maliyetinin asgari ücreti aştığını, yüzlerce okul binasının deprem riski nedeniyle yıkıldığını ve temizlik malzemesi eksikliği yaşayan okullarda hijyen sorunları yaşandığını açıkladı. Dernek Başkanı Ömer Yılmaz, 24 Saat Gazetesi'ne yaptığı açıklamada okul binalarının deprem güvenliğine ilişkin bugüne kadar bakanlıklardan hiçbir istatistiki veri paylaşılmadığını söyledi.
Eğitim harcamaları enflasyonun çok üzerinde arttı
Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) Ağustos 2026 verilerine göre yıllık enflasyon yüzde 31,51 olarak gerçekleşirken, gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 33,79, ulaştırmada yüzde 35,08, konut ve enerjide ise yüzde 39,77 artış kaydedildi. TÜİK'in 2024 yılı verileri, toplam eğitim harcamasının yıllık yüzde 94,6 artışla 2 trilyon 200 milyar TL'ye ulaştığını gösteriyor. Genel enflasyon yüzde 31,5 seviyesindeyken eğitim enflasyonunun yüzde 53'ü aşması, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek tarafından Orta Vadeli Program açıklamasında "aşırı ve kabul edilemez bir fiyat artışı" olarak nitelendirildi.
Veli-Der, Şimşek'in bu değerlendirmesini hatırlatarak eğitimdeki fiyat artışının asıl nedeninin nitelik kaybı karşısında velilerin nitelikli eğitime yönelen talebi olduğunu vurguladı. Dernek, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'nün (OECD) 2025 verilerine de dikkat çekti: Türkiye'de eğitime ayrılan kamu harcamasının Gayrisafi Yurt İçi Hasıla'ya oranı yüzde 3,4 ile OECD ortalaması olan yüzde 4,7'nin belirgin şekilde gerisinde kalırken, genel bütçeden eğitime ayrılan pay 2015'teki yüzde 12,9'dan 2022'de yüzde 10,6'ya geriledi.
![]()
Servise binen öğrencinin ilk gün masrafı bile asgari ücretin üzerinde
Açıklamaya göre okula başlangıç maliyetleri geçen yıla kıyasla yüzde 23 ila 29 oranında arttı. Servis kullanan bir lise öğrencisinin başlangıç masrafı 81 bin 524 TL'yi, ilkokul öğrencisininki ise 77 bin 559 TL'yi buluyor. Asgari ücretle (28 bin 075 TL) geçinen bir aile, servisli bir ilkokul öğrencisinin yalnızca ilk günkü masraflarında dahi 49 bin 484 TL açık veriyor. En düşük kamu emekçisi maaşı olan 70 bin 224 TL bile tek bir çocuğun masrafını karşılamaya yetmezken, 23 bin 552 TL'lik en düşük emekli aylığı bu harcamanın üçte birini bile karşılamıyor.
Yalnızca kırtasiye ve giyim gideri ilkokulda 22 bin 566 TL'ye, lisede 26 bin 228 TL'ye ulaşıyor. Beslenme kalemindeyse ilkokul öğrencisinin aylık beslenme çantası maliyeti 2 bin 296 TL'yi, kantinden yalnızca tost, ayran ve su alabilen bir ortaokul veya lise öğrencisinin aylık harcaması ise en az 2 bin 990 TL'yi buluyor.

Ücretsiz okul yemeği talebi üç yılı aşkın süredir karşılıksız kaldı
Okul Yemeği Koalisyonu ve Veli-Der'in başını çektiği kampanyaya rağmen MEB, üç yılı aşkın süredir dile getirilen çağrılara karşın kalıcı ve kapsayıcı hiçbir adım atmadı. Bakanlığın okul öncesi kurumlarda bir öğün ücretsiz yemek uygulamasını kaldırmasına açılan dava, Danıştay tarafından "mali kaynaklar ve ihtiyaçlar arasındaki denge" gerekçesiyle kesin olarak reddedildi. Veli-Der, ücretsiz okul yemeğinin bir sosyal yardım değil, çocukların eğitim hakkının ve fiziksel gelişiminin ayrılmaz parçası olduğunu ve tüm kademelerde derhal, genel bütçeden finanse edilerek başlatılması gerektiğini savundu.
![]()
Tasarruf genelgesi okullarda hijyen krizine yol açtı
Derneğe göre hükümetin "Tasarruf Tedbirleri Genelgesi" okulları hijyenden, güvenlikten ve temel fiziki imkânlardan yoksun bıraktı. Kadrolu temizlik personeli istihdam edilmemesi ve İŞKUR bünyesindeki Toplum Yararına Programlar'ın (TYP) sınırlandırılmasıyla okullar sabun, tuvalet kağıdı ve dezenfektan gibi temel malzemelerden bile mahrum kaldı. Veli-Der, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in, taşerondan kadroya geçen temizlik personelini ima ederek kadrolu personelle okulların temizlenemediği, bu yüzden taşeron modeline dönülmesi gerektiği yönünde yorumlanabilecek açıklamalarını da eleştirdi ve okulların temizlik hizmetinin ancak yeterli sayıda kadrolu görevliyle sağlanabileceğini vurguladı.

900 okuldan 396'sı deprem riski nedeniyle yıkıldı
Tasarruf gerekçesiyle okul yatırımları ve inşaatları durduruldu; başta deprem bölgesi olmak üzere riskli bulunarak yıkılan veya güçlendirmeye alınan okul binalarının inşaatları zamanında tamamlanmadı. 6 Şubat depremlerinin ardından İstanbul Valiliği, İstanbul Sismik Riskin Azaltılması ve Acil Durum Hazırlık Projesi (İSMEP) kapsamında depreme dayanıksız bulunan 90'dan fazla okulu tahliye ederek öğrencileri başka binalara nakletti.
Basına yansıyan, MEB ile 15 üniversite arasındaki "Eğitim Yapılarının Afetlere Karşı Güvenliği İş Birliği Protokolü" kapsamında incelenen 900 okul binasından 396'sının riskli bulunarak yıkıldığı ortaya çıktı; bu oran yüzde 40'ı aşıyor. Veli-Der, bu sonucun MEB'e bağlı henüz denetlenmemiş yaklaşık 60 bin kamu okulu binasının güvenliği konusunda ciddi endişelere yol açtığını belirtti. Veli-Der Başkanı Ömer Yılmaz, yaptığı açıklamada bakanlığın bu konuda bugüne kadar herhangi bir istatistik paylaşmadığını ve derneğin sorularının yanıtsız kaldığını söyledi.
Yıkılan ve boşaltılan okullar nedeniyle birçok bölgede 2, 3 hatta 5 okul aynı binaya sıkıştırılıyor; bu durum ikili eğitime geçilmesine ve ders sürelerinin kısaltılmasına neden oluyor. Veli-Der, geçici olması gereken bu uygulamaların kalıcı hale getirildiğini vurgulayarak ikili eğitime ve kalıcı yaz saati uygulamasına son verilmesini talep etti.
Dernek açıklamasında şu ifadelere yer verildi: “Yıllardır Milli Eğitim Bakanlığını ikili eğitimin, kalıcı yaz saati uygulamasının sakıncaları konusunda uyarıyoruz. Ne var ki Bakanlık; güçlendirme veya risk gerekçesiyle binaları boşaltmakta, yenilerini zamanında inşa etmeyip okulları birleştirmekte ve bu geçici olması gereken çözümleri kalıcı uygulamalara dönüştürmektedir. Kamu hizmetinin sürekliliği ve eşitliği ilkelerini zedeleyen bu tablodan en ağır darbeyi çocuklarımız almaktadır. Eğitim hakkı kamusal bir sorumlulukla ele alınmalı, bütçeden eğitime yeterli, inşası bekleyen tüm okullar derhal tamamlanmalıdır. İkili eğitime ve kalıcı yaz saati uygulamasına son verilmeli, çocuklarımız için pedagojik, sağlıklı ve güvenli bir eğitim ortamı ivedilikle sağlanmalıdır.”

Okullarda risk derecesine göre "güvenlik karnesi" uygulaması başladı
MEB ve İçişleri Bakanlığı, okulları 120 puanlık bir güvenlik karnesiyle 4 risk derecesine ayıran yeni bir model uygulamaya koydu. 1. ve 2. derece riskli (kırmızı/mavi) okullar doğrudan polis ve jandarma tarafından korunurken, 3. ve 4. derece riskli (sarı/yeşil) okullar okul irtibat görevlisi polisler ve özel güvenlik koordinasyonunda denetleniyor. Güvenlik için TYP kapsamında istihdam edilmesi planlanan 30 bin bahçe görevlisi kadrosuna ise düşük ücret ve ağır çalışma koşulları nedeniyle personel bulunamıyor; birçok okul, maliyeti velilere yansıyan özel güvenlik görevlisi çalıştırmak zorunda kalıyor. Veli-Der, görevlendirilecek personelin çocuk psikolojisi ve pedagoji eğitimi almış, güvenceli ve kadrolu olması gerektiğini; okullara yeterli sayıda psikolojik danışman ve sosyal hizmet uzmanı atanmasını talep etti.
PISA 2025'te sınıfsal uçurum 248 puana çıktı
Veli-Der, MEB'in "başarı" söylemiyle sunduğu Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı'nın (PISA) 2025 sonuçlarının arka planındaki eşitsizliğe dikkat çekti. Derneğe göre sıralamadaki göreli yükseliş, sistemin niteliğinin artmasından değil diğer ülkelerin puanlarındaki düşüşten ve OECD'nin sınav yapılacak okulları önceden bildirmesi üzerine bu okullara özel öğretmen atanıp öğrencilerin özel kurslara tabi tutulmasından kaynaklanıyor. Nitekim 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçlarına göre lise son sınıf öğrencilerinin yalnızca yüzde 15,9'u dört yıllık bir lisans programına yerleşebildi.
Sosyoekonomik açıdan en avantajlı yüzde 25'lik dilim ile en dezavantajlı yüzde 25'lik dilim arasında 81 puanlık fark sürerken, en alt ve en üst dilim arasındaki fark 248 puana ulaşıyor. Kamu kaynaklarıyla teşvik edilen özel okullar ise PISA 2025'te fen, matematik ve okumanın tamamında kamu okullarının gerisinde kaldı. OECD genelinde tam gün devamsızlık oranı yüzde 22 iken Türkiye'de bu oran yüzde 53'e çıkıyor; öğrencilerin yüzde 43'ü yardımcı personel eksikliği yaşayan okullarda öğrenim görüyor. Veli-Der, Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) aracılığıyla çocuk yaşta işçileştirilen binlerce öğrencinin bu değerlendirmelerin dışında tutulmasının da gerçeği gizlediğini belirtti.

Karma eğitim "tercih özgürlüğü" söylemiyle aşındırılıyor
Dernek, MEB'in Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES) gibi protokoller aracılığıyla okulların kapısını cemaat ve tarikatlara açtığını, bunun eğitimde dinselleşme politikalarının vardığı boyutu gösterdiğini savundu. İmam hatip ortaokul ve liseleri ile hafızlık eğitimi veren kurumların yaygınlaşmasıyla okul binaları, sınıflar ve koridorlar cinsiyete göre ayrıştı. Mesleki ve teknik eğitime yönlendirmelerle bugün orta öğretimdeki her 100 öğrenciden 43'ü MESEM'lerde eğitim görüyor. 2018'deki yönetmelik değişikliğiyle tüm liselerde karma eğitimin kaldırılmasının yasal zemini hazırlanırken, 2021 Şurası kararlarının ardından 4-6 yaş Kuran kursları hızla yaygınlaştı. Veli-Der, karma eğitimin kamusal, laik ve demokratik eğitimin vazgeçilmez temeli olduğunu ve esnetilmesinin en başta kız çocuklarını eşit yurttaşlık haklarından koparacağını vurguladı.
Okul öncesi eğitim maliyeti asgari ücretin dörtte birine dayandı
Açıklamaya göre yasal olarak ücretsiz kabul edilen devlet anasınıflarında dahi İl Milli Eğitim Müdürlükleri ve Valiliklerin belirlediği "katkı payı" tavan ücretleri ile beslenme, kulüp ve materyal giderleri maliyetleri fahiş oranlarda artırdı. Büyükşehirlerdeki resmi tavan ücretler şöyle: İstanbul'da yemekli 3 bin 200 TL / yemeksiz bin 350 TL, Ankara'da yemekli 3 bin 100 TL / yemeksiz bin 700 TL, İzmir'de yemekli 3 bin 150 TL, Bursa'da yemekli 3 bin TL / yemeksiz bin 800 TL, Antalya'da yemekli 3 bin 200 TL (bağımsız anaokullarında 3 bin 700 TL'ye kadar).
Anadolu'nun diğer illerinde yemeksiz sınıflar bin ila bin 500 TL, yemekli sınıflar 2 bin ila 3 bin TL bandında seyrediyor. Özel sektörde aylık ücretlerin 15 bin - 45 bin TL'ye çıkması orta ve düşük gelirli aileleri kamuya yönlendirirken, kamudaki resmi katkı paylarına kırtasiye, kulüp ve servis giderleri eklenince bir çocuğun aylık maliyeti asgari ücretli bir velinin gelirinin yüzde 20-25'ini aşıyor.
Veli-Der, çocuk bakım sorumluluğunun neredeyse tamamen kadınların üzerine yıkıldığı Türkiye'de erişilebilir ve ücretsiz okul öncesi eğitim imkânının yokluğunun kadınları iş gücünden çekilmeye zorladığını, bu nedenle okul öncesi eğitimin hem kadının istihdamı hem toplumsal cinsiyet eşitliği açısından temel bir ön şart olduğunu vurguladı.

Veli-Der'in talepleri
Dernek, yeni eğitim öğretim yılı için şu talepleri sıraladı: Kamusal, parasız, laik, bilimsel ve nitelikli eğitim herkes için güvence altına alınmalı; MEB sorumluluğunda zorunlu, ücretsiz, laik ve bilimsel okul öncesi eğitim hayata geçirilmeli; çocuk emeği sömürüsüne son verilmeli, MESEM uygulamaları kaldırılmalı; kayıt parası, bağış, aidat gibi adlarla velilere ekonomik yük bırakılmamalı; okullarda ücretsiz yemek, temiz su ve sağlık hizmeti sunulmalı; servis ve ulaşım hizmetleri ücretsiz ya da kamu tarafından karşılanmalı; eğitim bütçesi artırılmalı, kamu okullarının ihtiyaçları devlet tarafından karşılanmalı; temizlik ve güvenlik hizmetleri için yeterli sayıda kadrolu personel istihdam edilmeli; öğretmen açığı giderilmeli, ücretli öğretmenlik uygulamalarına son verilmeli; demokratik ve katılımcı okul işleyişi güçlendirilmeli; tarikat ve cemaatlerin eğitim alanındaki faaliyetlerine son verilmeli.



