Resmi Gazete’de yayımlanan ve köprü ile otoyolların işletme hakkı devri, kiralama, intifa hakkı ve gelir ortaklığı gibi yöntemlerle 31 Aralık 2031 tarihine kadar özelleştirilmesinin önünü açan düzenlemeye ilişkin YENİ Parti Ekonomi Eşgüdüm Konseyi tarafından kapsamlı bir yazılı açıklama yapıldı.

"Tartışma mülkiyet değil, fiyatlama gücü ve kamu geliridir"

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın "satış yapılmadığı, mülkiyetin devlette kaldığı" yönündeki açıklamalarına yanıt verilen bildiride, meselenin mülkiyetten ziyade kamu kaynaklarının ve fiyatlama yetkisinin devri olduğu vurgulandı:

"Millet bu köprü ve otoyolların bedelini önceki kuşakların vergileriyle zaten ödemiştir. Borcu bitmiş, halen düzenli kamu geliri sağlayan varlıklardır. Şimdi aynı millet, kendi varlığını kullanabilmek için özel işletmecinin finansman maliyetini ve kârını da ödemeye zorlanacaktır. Devlet, bir defalık peşin kaynak uğruna 30 yıllık düzenli nakit akışından vazgeçmektedir."

Açıklamada, iki Boğaz köprüsü ve otoyollardan 30 yılda elde edilecek toplam gelirin, yalnızca 2026 yılı merkezi yönetim bütçesinden ödenecek faiz tutarının altıda birini dahi karşılamadığı savunuldu.

"2012'de 'vatana ihanet' denilen işlem neden yeniden masada?"

Aynı varlıkların 2012 yılındaki ihale sürecinin hatırlatıldığı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"2012 yılında iki köprü ve sekiz otoyolun 25 yıllık işletme hakkı için verilen 5,7 milyar dolarlık teklif, bizzat dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yetersiz bulunarak iptal edilmiş; hatta Erdoğan bu bedeli 'vatana ihanet' sözleriyle nitelendirmişti. 2012'de 5,7 milyar dolarlık teklifi kabul etmek 'vatana ihanet' idiyse, bugün çok daha ağır finansman koşullarında bu stratejik varlıkların 30 yıllık gelirini devretmek nedir?"

Özelleştirmenin vatandaşın bütçesine ek yük getireceğinin altı çizilen metinde; bayramlardaki ücretsiz geçişlerin riske gireceği, özel şirketin kâr hedefleri doğrultusunda geçiş ücretlerinin zamlanacağı ve Karayolları Genel Müdürlüğü'nün Hazine sübvansiyonlarına bağımlı hale geleceği öne sürüldü.

"Ulaşım ve bakım güvenliği şirketlerin insafına bırakılamaz"

Boğaz köprülerinin stratejik konumuna dikkat çekilen açıklamada, yapısal güvenlik ve bakım riskleri gündeme taşındı. 2004 yılında 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ndeki askı halat kopması sonrası KGM tarafından 236 halatın yenilendiği hatırlatılarak, 30 yıllık süreçte güçlendirme ve ağır bakım maliyetlerini kimin üstleneceğinin belirsiz olduğu belirtildi.

Olası bir deprem veya olağanüstü afet anında köprülerin yönetim ve müdahale yetkisinin kimde olacağı soruldu.

"Osmanlı'nın malikâne düzenine dönüştür"

Uygulamanın Osmanlı maliyesindeki kriz dönemlerinde başvurulan "malikâne" sistemiyle benzerlik taşıdığı savunulan açıklamada, iktidara 5 maddelik çağrı yapıldı:

  1. 11750 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı derhal yürürlükten kaldırılmalıdır.

  2. Yapılan tüm değerleme, fizibilite ve danışmanlık raporları şeffaf şekilde kamuoyuyla paylaşılmalıdır.

  3. Şirketlere hiçbir şekilde döviz, gelir veya geçiş garantisi verilmeyeceği peşinen taahhüt edilmelidir.

  4. Bakım, izleme ve güvenlik protokolleri TBMM denetimine açılmalıdır.

    DEM Parti'nin yeni PM'sinde 33 yeni isim seçildi
    DEM Parti'nin yeni PM'sinde 33 yeni isim seçildi
    İçeriği Görüntüle
  5. Köprü ve otoyol gelirleri bütçe açıklarına değil; altyapının güçlendirilmesine ve yeni kamusal yatırımlara aktarılmalıdır.

Açıklama, "Bu köprüler ve otoyollar iktidarın değil, milletindir. Milletin 30 yıllık gelirini bugünün faiz faturasına ve rant transferine kurban ettirmeyeceğiz" ifadeleriyle tamamlandı.

Kaynak: Anka Haber Ajansı