Bir binanın güvenliği yalnızca kolonlarından, kirişlerinden ya da kullanılan betonun niteliğinden ibaret değil. O binanın üzerinde yükseldiği zeminin nasıl bir yapıya sahip olduğu, deprem dalgalarını nasıl taşıdığı ve yer altında hangi koşulların bulunduğu da en az yapı kadar önemli. Tam da bu noktada, çoğu yurttaşın adını duyduğu ancak ne yaptığını ayrıntılı olarak bilmediği jeofizik mühendisliği devreye giriyor.

Yerin altını adeta bir “röntgen” gibi tahribatsız yöntemlerle inceleyen jeofizik mühendisleri; zeminin özelliklerinden faylara, yer altı suyundan maden ve enerji kaynaklarına, tünel ve barajlardan mevcut yapıların incelenmesine kadar geniş bir alanda çalışıyor. 6 Şubat depremleri ise deprem güvenliğinin yalnızca bina güvenliğiyle sınırlı olmadığını, yerel zemin koşullarının ve bilimsel veriye dayalı kent planlamasının önemini bir kez daha ortaya koydu.

Ziya Orhan Derinsu3Ziya Orhan Derinsu

Geçtiğimiz günlerde Gazeteciler Cemiyeti’ni de ziyaret eden TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu'ndan Dr. N. Yıldırım Gündoğdu ve Ziya Orhan Derinsu ile odalarının 40. yılını kutladığı, Türkiye'de jeofizik eğitiminin 100. yılına hazırlandığı bir dönemde, mesleğin deprem güvenliğinden enerji ve su kaynaklarına uzanan rolünü, kentlerin neden ayrıntılı yer bilimleri verilerine ihtiyaç duyduğunu ve afetler yaşanmadan önce nelerin yapılması gerektiğini konuştuk...

Dr. N. Yıldırım Gündoğdu 2Dr. N. Yıldırım Gündoğdu

“Bizim mücadelemiz, afet olduktan sonra kayıpları saymak yerine, afet öncesinde kayıpları önleyebilecek bilimsel çalışmaları yaygınlaştırmaktır” diyen Dr. N. Yıldırım Gündoğdu ve Ziya Orhan Derinsu’nun 24 Saat Gazetesi’nin sorularını yanıtladı:

Jeofizik mühendisliği nedir? Bir yurttaşın anlayacağı şekilde, ne iş yaptığınızı nasıl anlatırsınız?

Jeofizik mühendisliğini en basit hâliyle, yerin altının ve mühendislik yapılarının fiziksel parametrelerini jeofizik yöntemler ile tahrip etmeden araştıran; elde ettiği verilerle modeller oluşturan ve yorumlayan bir mühendislik dalı olarak tanımlayabiliriz. Nasıl ki bir doktor vücudumuzun organlarını, kemiklerin, dokuların veya damar durumunu doğrudan göremediği için röntgen, MR veya ultrason gibi yöntemlerden yararlanıyorsa, biz de yerin ve yapıların araştırmasını jeofizik yöntemler ile inceliyoruz.

Jeofizik Zemin Dolgu Araştırması Ile Elde Edilen 2D Elektronik Model Zemin dolgu araştırması ile elde edilen 2D elektronik model

‘Yalnız binayı değil, üzerinde yükseldiği zemini de tanımak zorundayız’

Ancak işimiz yalnızca bir “görüntü” elde etmek değil. Ölçümü planlıyor, veriyi topluyor, işliyor, modelliyor ve mühendislik açısından değerlendiriyoruz. Bu anlamda sadece ölçmek işimizin sadece bir kısmı... Zeminin özelliklerinden yer altı suyuna, faylara; maden, petrol ve doğal gaz aramalarından jeotermal kaynaklara; tünellerden barajlara ve mevcut yapıların incelenmesine kadar geniş bir alanda çalışıyoruz. Türkiye’de bunun yurttaşa en doğrudan dokunan yönlerinden biri ise deprem ve yapı güvenliği. Çünkü bir yapıyı değerlendirirken yalnızca binayı değil, üzerinde yükseldiği zemini de tanımak zorundayız.

Bu, doktor-röntgen benzetmesini biraz açar mısınız?

Bu benzetmeyi özellikle kullanıyoruz çünkü yaptığımız işi herkesin anlayabileceği bir dille anlatıyor. Fakat jeofizik mühendisliği yalnızca “filmi çekmek” gibi düşünülmemelidir. Hangi yöntemin hangi problem için kullanılacağına karar vermek, ölçümü doğru tasarlamak, veriyi değerlendirmek ve yer altının nasıl bir yapıya sahip olduğunu ortaya koymak da işimizin parçasıdır. Her sahaya veya yapıya farklı yöntem ve yöntem parametreleri ile tasarım yapılmalıdır.

Jeofizik 3 Boyutlu Fay Düzlemi

3 boyutlu bir fay düzlemi

"Sadece görüntü oluşturmuyor, o görüntünün ne söylediğini de değerlendiriyoruz"

Sismik yöntemlerle tabakaların dalga hızlarını, olası petrol kapanlarını, deprem dalgalarının davranışını, elektrik yöntemlerle suya doygun bölgeleri, boşlukları, fayları, arkeolojik yapıları veya elektromanyetik yöntemler ile jeotermal araştırmaları, derin kabuk araştırmalını araştırabiliyoruz. Yer ve yapı radarı ile yakın yüzey zemin özelliklerini, kolonları, kirişleri tahribatsız tarayabiliyoruz. Tüm bu yöntemlerimiz frekans ve ortam bağımlı olarak mikro ölçekten makro ölçeklere kadar uygulanmaktadır. Sahaya uygun yöntem ve parametreleri jeofizik mühendisi belirlemelidir. Verilerimizden iki ve üç boyutlu modeller oluşturuyor ve bunların ne anlattığını mühendislik açısından yorumluyoruz. Dolayısıyla biz yalnızca görüntüyü oluşturan değil, o görüntünün ne söylediğini değerlendiren taraftayız.

Jeofizik mühendisliği hayatımızın hangi noktalarında var ama biz çoğu zaman fark etmiyoruz?

Yaşadığımız binanın zemininden kullandığımız yer altı suyuna, tünellerden barajlara, madenlerden petrol ve doğal gaza, jeotermal enerji kaynaklarına kadar geniş bir uygulama alanımız var.

Temel ihtiyacımız olan suyu bulabiliyoruz, bir karayolu veya demir yolu inşa edilmeden, tünel açılmadan önce güzergâhtaki yer altı koşullarını, bir barajda su sızıntısına neden olabilecek zayıf bölgeleri, bir maden sahasında cevherin uzanımını araştırıyoruz. Petrol ve doğal gaz aramalarında olası yüksek verimli noktaların belirlenmesine, jeotermal sahalarda sistemin anlaşılmasına katkı sağlıyoruz. Ama yurttaşa en doğrudan dokunan nokta deprem ülkesi olduğumuz gerçeği ile üzerinde yaşadığımız zeminin doğru tanınmasıdır.

Jeofizik Hatay Deprem Sonrası Sismik Çalışma1Hatay- deprem sonrası sismik çalışma

Bir binanın yapılacağı zeminin değerlendirilmesinde jeofizik mühendisi tam olarak ne yapar?

Bir yapı yapılmadan önce zeminin farklı derinliklerdeki özelliklerini, tabakaların kalınlıklarını, dalga hızlarını, olası zayıf ve su içeren bölgelerini ve zeminin hâkim titreşim periyodunu belirleyebiliyoruz. Bunun için sismik kırılma, yüzey dalgası analizleri, elektrik yöntemler ve mikrotremor gibi tekniklerden yararlanıyoruz. Yaptığımız modeller ile zemini daha kapsamlı tanıyabiliyoruz. Bu sayede ortaya çıkarttığımız parametreler ve zeminin dinamik bir yük altında nasıl davranacağı, yapının nasıl tasarlanacağına temel oluşturmaktadır. Bu durum doğrudan yapı sağlığını ilgilendirir.

Jeofizik Hatay Deprem Sonrası Sismik Çalışma2Hatay- deprem sonrası sismik çalışma

"Deprem güvenliği sadece yapı güvenliğinden ibaret değil"

6 Şubat depremlerinden sonra jeofizik mühendisliği açısından hangi eksiklikler daha görünür hâle geldi? Bugün hâlâ yapılması gerekenler neler?

6 Şubat depremleri, deprem güvenliğinin yalnızca bina güvenliğinden ibaret olmadığını bir kez daha gösterdi. Çok geniş bir bölgede meydana gelen bu depremler, yerel zemin koşullarının, yapılaşma kararlarının ve afet öncesi hazırlıkların ne kadar önemli olduğunu ortaya koydu. Özellikle farklı zemin koşullarına sahip bölgelerde yapılaşma kararlarının yalnızca genel değerlendirmelerle değil, yerel ölçekte elde edilen bilimsel verilerle desteklenmesi gerektiği daha belirgin hâle geldi. Bugün hâlâ üzerinde durulması gereken konulardan biri, kentlerin tamamını kapsayan ayrıntılı yer bilimleri araştırmalarının yaygınlaştırılmasıdır. Bir kentin yalnızca belirli bölgelerinde yapılan çalışmalarla bütün yerleşim alanlarının zemin özelliklerini temsil etmek her zaman mümkün değildir. Özellikle hızlı yapılaşmanın olduğu bölgelerde, güncel ve ayrıntılı yer altı verilerine ihtiyaç duyulmaktadır. Bugün kentlerin tamamını kapsayan ayrıntılı yer bilimleri çalışmalarının yaygınlaştırılmasına, verilerin güncel tutulmasına ve planlama süreçlerine gerçekten yansıtılmasına ihtiyaç var. Sadece yeni yapılacak binaların değil, mevcut yapı stokunun bulunduğu alanların da zemin koşullarıyla birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Kurumlar arasında veri paylaşımı ve süreklilik de önemli.

Sohbetimizde “Doğal afetlerde bir canımızı daha kaybetmek istemiyoruz” demiştiniz. Jeofizik mühendislerinin afetlerdeki rolü nedir?

Doğal olayları engelleyemeyiz; ancak bunların afete dönüşmesini ve yaratacağı kayıpları azaltmak için bilimsel veriden yararlanabiliriz. Jeofizik mühendisliğinin önemli yeteneklerinden biri de riskleri afet meydana gelmeden önce ortaya koymaya katkı sağlamaktır.

Afet riskini azaltmada jeofizik mühendislerini önemi

Deprem açısından yalnızca fayların nerede olduğunu bilmek yeterli değildir. Deprem dalgalarının geçtiği zeminin özelliklerini de bilmemiz gerekir. Çünkü aynı deprem farklı zeminlerde farklı etkiler oluşturabilir. Bunu yer altı modelleri ile ortaya koyabiliyoruz.

Şanlıurfa TEKNOFEST'e nasıl gidilir, ücretsiz otobüsler nereden kalkıyor? Ücretsiz otobüsler, duraklar ve sefer saatleri
Şanlıurfa TEKNOFEST'e nasıl gidilir, ücretsiz otobüsler nereden kalkıyor? Ücretsiz otobüsler, duraklar ve sefer saatleri
İçeriği Görüntüle

Bir diğer örnek heyelan: Olası heyelan bölgelerinde zayıf tabakaları, kayan yüzeyi gösteren modeller ortaya çıkarıyoruz. Önlem alınmasında bu bilgiler kullanılıyor.

Hedef afet riskini azaltmaksa burada jeofizik mühendislerinin rolü büyüktür. Yer altıyla ilgili bir mühendislik kararı verilecekse, o kararı destekleyecek verinin jeofizik mühendisi tarafından ölçülmesi ve yorumlanması gerekir. Elbette jeofizik mühendisliği tek başına bütün afet risklerini ortadan kaldırmaz. Ancak jeoloji, inşaat ve diğer mühendislik disiplinleriyle birlikte çalıştığında, tehlikelerin önceden belirlenmesine ve doğru önlemlerin alınmasına önemli katkı sağlar. Bizim mücadelemiz, afet olduktan sonra kayıpları saymak yerine, afet öncesinde kayıpları önleyebilecek bilimsel çalışmaları yaygınlaştırmaktır.

‘Amacımız, deprem bilincini doğru bilgiyle oluşturmak’

Deprem okuryazarlığı konusunda bir çalışma yapmak istediğinizi belirtmiştiniz. Bunu biraz açar mısınız?

Deprem okuryazarlığını, toplumun depremi yalnızca korkulan bir felaket olarak değil, bilimsel olarak anlaşılması ve hazırlık yapılması gereken bir doğal olay olarak görmesi şeklinde tanımlayabiliriz. Özellikle sosyal medyada çok fazla bilgi dolaşıyor ve bunların tamamı doğru değil.

Biz deprem nedir, faylar nasıl çalışır, zemin depremi nasıl etkiler, yapı güvenliği neden önemlidir ve doğru bilgiye nereden ulaşılır gibi konuları herkesin anlayabileceği bir dille anlatmak istiyoruz. Bunun eğitim kurumlarında, yerel yönetimlerde, mahallelerde ve medya aracılığıyla yaygınlaşması önemli. Deprem okuryazarlığı yalnızca deprem çantası hazırlamak değildir; yaşadığımız bölgenin risklerini bilmek, oturduğumuz binanın güvenliğini önemsemek ve bilimsel bilgiyle hareket etmek de bunun parçasıdır. Amacımız deprem bilincini doğru bilgiyle oluşturmaktır.Jeofizik Sismik Hızlardan Elde Edilen Harikat

Bir bölgede yapılan sismik çalışmaya ait sismik hızlardan elde edilen harita

Mesleğinizin önündeki en önemli sorun nedir? Yetki, mevzuat, istihdam, kamudaki örgütlenme mi?

Öncelikle jeofizik mühendisliğinin, ülkenin ihtiyaç duyduğu temel mühendislik disiplinlerinden biri olarak kabul edilmesi gerekiyor. Buranın altını kalın çizgiyle çiziyoruz: Türkiye bir deprem ülkesidir ve bununla baş edebilmemiz için, güvenli yapılaşma, dirençli kentler için jeofizik mühendisliği bu ülkenin en ihtiyaç duyduğu mesleklerden biridir.

Ayrıca enerji, su, yenilenebilir enerji gibi önemli ihtiyaçlarımıza da çözüm sunan bir mesleğin karar alma ve denetim mekanizmalarında yerinin daha fazla olması gerekir. Bu çalışmaların yapıldığı kamu kurumlarında ve yerel yönetimlerde yeterli jeofizik mühendisi istihdamı önemli. Çünkü bir jeofizik ölçümün ve modelin niteliğini bu alanda uzman kişilerin değerlendirmesi gerekir.

Bunun yanında mesleki sorumlulukların açık tanımlanması ve mevzuatın nitelikli uygulamayı sağlayacak biçimde işlemesi gerekiyor. Dolayısıyla yetki, mevzuat ve istihdamı birlikte ele almak gerekiyor.

Jeofizik mühendislerinin Türkiye’de daha etkin rol alması için ne değişmeli? Oda olarak öncelikli talebiniz nedir?

Türkiye bir deprem ülkesi ve jeofizik mühendisliği kamusal güvenlik açısından önemli bir mühendislik alanı. Kamu kurumlarında ve yerel yönetimlerde görev ve sorumluluklarımızın daha etkin tanımlanmasını, yeterli sayıda jeofizik mühendisi istihdam edilmesini istiyoruz. Deprem öncesi hazırlık, kentsel dönüşüm, imar planlaması, afet risklerinin belirlenmesi ve büyük mühendislik projelerinde mesleğimizin etkin biçimde yer alması gerekiyor. Benzer şekilde maden, jeotermal, petrol, doğal gaz ve hidrokarbon araştırmalarında birincil meslek dallarından birisi jeofizik mühendisliğidir.

Oda olarak önceliklerimizden biri, mesleğin yasal ve kurumsal çerçevesinin güçlendirilmesi ve nitelikli jeofizik çalışmaların yaygınlaştırılması… Bu, kamu yararı ve güvenli yaşam alanları açısından bir zorunluluktur.

Jeofizik Cemiyet ZiyaretBugün bu röportajı okuyan bir yurttaşın jeofizik mühendisliği konusunda aklında kalmasını istediğiniz tek şey nedir?

Bu mesleğin bu ülke için önemi aklında kalsın isteriz. TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası, odamız, meslek örgütümüz bu yıl 40. yaşını kutluyor. Ayrıca 2027, Türkiye’de Jeofizik Eğitiminin 100. yılı. 40 yıllık bir emekten, cumhuriyet ile yaşıt bir gelişimden bahsediyoruz. Doğal kaynaklar için, güvenli kentler için, yenilebilir enerji için ülkemizin bu mesleğe ve bu mesleği yapacak gençlerine ihtiyacı var.

Muhabir: Sultan Özer