Yükseköğretim Kurulu (YÖK), başarılı öğrencilerin üniversite eğitimini 3 yılda tamamlamasına imkân tanıyacak bir uygulama üzerinde çalışıyor. YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, düzenlemeyle öğrencilerin aynı müfredatı daha kısa sürede tamamlayabileceğini belirterek, uygulamanın önümüzdeki eğitim-öğretim yılından itibaren hayata geçirilmesinin hedeflendiğini açıkladı.
Öte yandan, eğitimciler ve sendikalar söz konusu planın akademik kalite ve öğrencilerin öğrenim deneyimi üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceği uyarısında bulunuyor. Eğitim Sen Yükseköğretim ve Eğitim Sekreteri Evrim Gulez, yoğunlaştırılmış programların hem öğrenciler hem de akademisyenler açısından sorunlu olacağını belirtirken, Çukurova Üniversitesi’nden Prof. Dr. Adnan Gümüş, üniversite eğitimini mesleki eğitimle karıştırmanın yanlış olduğunu ve sürenin kısaltılmasının bilimsel hedeflerle çeliştiğini vurguladı.
“Eğitiminin 4 yıldan 3 yıla düşürülmesi eğitim ve işgücü kalitesini olumsuz etkiler”
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Yükseköğretim ve Eğitim Sekreteri Evrim Gulez, üniversite eğitim süresinin 4 yıldan 3 yıla düşürülmesine ilişkin uyarılarda bulundu. Gulez, uygulamanın öğrenciler ve akademisyenler açısından olumsuz sonuçlar doğuracağını belirtti.
Gulez, “Programların yoğunlaştırılması, yetişmiş insan gücü yerine yüzeysel bilgiye sahip mezunlar üretir. Araştırma, eleştirel düşünme, laboratuvar ve proje çalışmaları gibi süreçler için zaman faktörü kritik öneme sahip. 3 yıllık yoğun program, bu becerilerin gelişimini engeller” dedi.
Akademisyenlerin ders yükü ve komisyon görevlerinin artacağını, araştırma, proje ve danışmanlık faaliyetlerinin sekteye uğrayacağını vurgulayan Gulez, “Akademik tükenmişlik artar, nitelik kaybı hızlanır” ifadelerini kullandı.
Öğrenciler için de olumsuz etkiler olacağını belirten Gulez, “Artan ders ve sınav yükü öğrenme sürecini hızlandıracak, eğitimde kalıcılığı düşürecek, kaygı ve tükenmişlik artacaktır. Bu durum, eşitsizliği derinleştirir” diye konuştu.
Gulez, işgücü piyasasına yönelik etkiler konusunda da uyararak şunları kaydetti:
“Üç yılda daha fazla mezun verilmesi, işsizliği azaltmaz; tam tersine genç işsizliği ve güvencesiz çalışmayı artırır. Niteliksizleşen diplomalar, emeğin değerini düşürür ve ücretlerin baskılanmasına yol açar.”
Sendika, üniversitelerin bilimsel özerkliğinin korunması, eleştirel düşüncenin desteklenmesi ve kamusal üniversite modelinin savunulması gerektiğini vurguladı.

“Toptan bir süre belirlemeye çalışmak, eğitim ve meslek anlayışından uzak bir yaklaşımı gösterir”
Çukurova Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi’nden Prof. Dr. Adnan Gümüş, üniversite eğitim süresinin 4 yıldan 3 yıla düşürülmesi tartışmalarına tepki gösterdi. Gümüş, üniversitenin “evrensel bilgi ve araştırma üretme kurumu” olduğunu vurgulayarak, sürenin kısaltılmasının bilimsel ve akademik açıdan sorunlu olduğunu belirtti.
Gümüş, “Üniversite, fiziğinden felsefesine, matematiğinden sanata kadar kapsamlı bilgi sunmalıdır. Bu bilgi birikimi topluma en yüksek düzeyde kazandırılmalı; sürenin kısaltılmasıyla evrensel bir eğitim mümkün değildir” dedi.
Üniversite eğitimi ile mesleki eğitimin birbirine karıştırıldığını ifade eden Gümüş, “Meslek eğitimi yüksekokul düzeyindedir. Üniversite, esas olarak bilgi üreten ve araştırma yapan bir kurumdur. Her mesleğe sabit süre biçilemez; tıp 5-6 yıl sürebilir, bazı meslekler 2-3 yılda tamamlanabilir” diye konuştu.
Gümüş, Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) sürelere ilişkin kararlarını eleştirerek, “Toptan bir süre belirlemeye çalışmak, eğitim ve meslek anlayışından uzak bir yaklaşımı gösterir. Üniversite 4 yıllık lisans, 6 yıllık yüksek lisans, 9-10 yıllık doktora ve ardından doçentlik gibi kademelerle düşünülmelidir” ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Gümüş, üniversite ile mesleki eğitimin net bir şekilde ayrılması ve her alanın gerektirdiği eğitim süresinin bilimsel ölçütlere göre belirlenmesi gerektiğini vurguladı.


