Son yıllarda özellikle sosyal medya etkisiyle yaygınlaşan serum ve damar yoluyla vitamin uygulamaları (IV vitamin), hızlı çözüm arayan kişilerin tercih ettiği yöntemler arasında yer alıyor.
Yorgunluk, halsizlik ve bağışıklığı güçlendirme gibi beklentilerle başvurulan bu uygulamaların her birey için gerekli olmadığı, bazı durumlarda ise sağlık açısından risk taşıyabileceği belirtiliyor. Damar yoluyla vitamin desteğinin yalnızca belirli tıbbi ihtiyaçlarda ve gerekli değerlendirmeler yapıldıktan sonra uygulanması gerekiyor.
Serum ve vitamin uygulamalarında merak edilenler
Serum ve IV vitamin uygulamalarına ilişkin tartışmalar sürerken, bu yöntemlerin hangi durumlarda kullanılması gerektiği, kimler için uygun olmadığı ve bilinçsiz uygulamaların ne gibi sonuçlara yol açabileceği merak ediliyor.
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) Bilim Komisyonu Üyesi Uzm. Dr. Selda Handan Karahan, serum ve vitamin uygulamalarına dair bilinmesi gereken noktaları anlattı.
Karahan, uygulamaların tıbbi gereklilik dışında tercih edilmemesi gerektiğini belirterek, doğru bilinen yanlışlara ilişkin açıklamalarda bulundu.
Serum ve damar yoluyla vitamin uygulamalarına ilginin artış nedenleri neler?
İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) Bilim Komisyonu Üyesi Uzm. Dr. Selda Handan Karahan, son yıllarda serum ve damar yoluyla uygulanan vitamin tedavilerinin (IV vitamin) popüler hale gelmesinin en önemli nedenlerinden birinin, teknolojinin ve çağın getirdiği hızlı çözümlere ulaşma isteği olabileceğini belirtti.
Karahan, bu uygulamalara yönelimin temel nedenleri arasında sosyal medyada özellikle bu tarz içeriklerin artmasının ve günümüz iş yaşamının insan hayatında oluşturduğu stres ile yorgunluğa hızlı çözüm arayışının bulunduğunu ifade etti.
Yoğun iş temposu, yetersiz uyku ve stres nedeniyle kişilerin beslenme, uyku ve egzersiz gibi önemli yaşam tarzı değişiklikleri yapmak yerine, sosyal medya ve çevrenin etkisiyle tek seferde etki gösterdiği iddia edilen damar yoluyla uygulanan serum ve vitamin tedavilerine yöneldiğini belirten Karahan, bunun son yıllarda bu uygulamalara olan ilgiyi artırdığını söyledi.

Damar yoluyla vitamin uygulamalarının gerekli olduğu durumlar
Karahan, damar yoluyla vitamin uygulamalarının (IV vitamin) her birey için gerekli bir yöntem olmadığını, belirli tıbbi durumlarda uygulanması gerektiğini belirtti.
Gerçek endikasyonların başlıklar altında değerlendirilebileceğini ifade eden Karahan, sindirim sistemi emilim bozuklukları, ağızdan alımın mümkün olmadığı durumlar, akut sıvı ve elektrolit kayıpları ile gösterilmiş hayati ve ağır eksikliklerin bu kapsamda yer aldığını aktardı.
Sindirim sistemi emilim bozuklukları hakkında bilgi veren Karahan, çölyak, Crohn, kısa bağırsak sendromu veya bariatrik cerrahi (mide küçültme) geçmişi olan hastalarda ağızdan emilimin yetersiz olabileceğini belirtti.
Karahan, bu gibi durumlarda damar içi veya kas içi uygulamaların çözüm yolu haline gelebildiğini ifade etti.
Ağızdan alımın mümkün olmadığı durumlara da değinen Karahan, aşırı bulantı, kusma, yutma güçlüğü veya bilincin kapalı olduğu durumların bu grupta değerlendirilebileceğini aktardı.
Akut sıvı ve elektrolit kayıplarının da damar yoluyla destek gerektirebilen durumlar arasında yer aldığını belirten Karahan, ağır dehidratasyon, güneş çarpması ve akut gastroenterit yani ishal ve kusmanın aşırı ve yoğun şekilde eşlik ettiği durumların bu kapsamda bulunduğunu söyledi.
Gösterilmiş hayati ve ağır eksikliklerde ise ağızdan takviyeye yanıt vermeyen veya acil replasman gerektiren tabloların değerlendirildiğini belirten Karahan, elektrolit bozuklukları, diyabete ikincil gelişen koma gibi ciddi ve ağır hastalıklar ile ağır ve derin anemilerin bu grupta yer aldığını ifade etti.
Yorgunluk yaşayan herkes serum veya vitamin desteği almalı mı?
Karahan, yorgunluk yaşayan herkesin serum veya vitamin desteğine ihtiyaç duyduğu düşüncesinin doğru olmadığını vurguladı.
"Hayır kesinlikle doğru değildir" ifadelerini kullanan Karahan, dışarıdan bilinçsiz takviye kullanımı yerine öncelikle bazı hastalıkların araştırılması gerektiğini belirtti.
Anemi, hipotiroidi, diyabet, karaciğer veya böbrek fonksiyon bozukluğu, kronik enfeksiyonlar ya da depresyon gibi hastalıkların değerlendirilmesi gerektiğini aktaran Karahan, bu süreçte öncelikle bir hekim tarafından hastanın değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Karahan, gerekli muayeneler ve tetkikler sonucunda karar verilmesinin önemine dikkat çekti.
Karahan, sindirim sistemi sağlıklı ve düzgün çalışan bir bireyde, damar yoluyla verilen vitaminlerin ağızdan alınan takviyelere kıyasla sağlığa uzun vadeli katkı açısından kanıtlanmış bir üstünlüğünün olmadığını ifade etti.
Vücudun ihtiyacından fazla olan suda çözünen vitaminleri doğrudan idrar yoluyla dışarı attığını belirten Karahan, bunun B ve C vitaminleri için geçerli olduğunu söyledi.

Bilinçsiz serum ve vitamin uygulamalarının riskleri
Karahan, serum ve damar yoluyla uygulanan vitamin tedavilerinin kontrolsüz şekilde yapılması halinde çeşitli sağlık riskleri oluşturabileceğini belirtti.
Alerjik reaksiyonlar ve anafilaksi riskine dikkat çeken Karahan, özellikle damar içi kompleks B vitaminleri, yüksek doz C vitamini veya demir uygulamalarının ölümcül olabilen anafilaktik şoka yol açabileceğini ifade etti.
Steril çalışılmadığında damar iltihabı (flebit), lokal apse ve hatta sistemik enfeksiyon (sepsis) riskinin bulunduğunu belirten Karahan, uygulama koşullarının önem taşıdığını söyledi.
Böbrek ve karaciğer gibi organların çalışmasında bozulma veya hasar oluşabileceğini aktaran Karahan, yüksek doz C vitamininin böbrek taşı oluşumunu (okzalat taşları) tetikleyebileceğini belirtti.
Karahan, bireyin kalp veya böbrek yetmezliği bulunması halinde kontrolsüz sıvı verilmesinin akciğer ödemine, kişinin solunumunun durmasına ve hatta ölüme yol açabileceğini ifade etti.
Aşırı vitamin yüklenmesine de değinen Karahan; A, D, E ve K gibi yağda eriyen vitaminlerin kontrolsüz damar içi kullanımının böbrek ve karaciğer gibi hayati organların çalışmasını bozabileceğini söyledi.
Uygulama öncesinde hangi tetkikler yapılmalı?
Karahan, gerekli tetkikler yapılmadan hiçbir besin takviyesinin yüksek dozda uygulanmaması gerektiğini belirtti.
Bu gibi durumlarda mutlaka kandan bazı tetkiklerin değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Karahan, öncelikle D vitamini (25-OH Vitamin D), B12 vitamini ve folik asit (B9 vitamini), demir, ferritin ve total demir bağlama kapasitesi ile elektrolitlerin değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Karahan, elektrolitler kapsamında sodyum, potasyum, kalsiyum ve magnezyum düzeylerine bakılması gerektiğini belirtirken, lüzum halinde çinko seviyesinin de değerlendirilebileceğini ifade etti.
Ruhsatsız ortamlarda yapılan uygulamalara dikkat
Ruhsatsız ortamlarda ve hekim gözetimi olmadan yapılan damar yoluyla serum ve vitamin uygulamalarının halk sağlığı açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirten Karahan, anafilaksi (alerjik reaksiyon) gelişmesi halinde müdahale edecek tıbbi donanımın ve uzman sağlık personelinin bulunmadığı ortamlarda hayati risklerin ortaya çıkabileceğini söyledi.
Karahan, epinefrin (adrenalin), oksijen ve resüsitasyon ekipmanının bulunmadığı yerlerde yapılan uygulamaların yaşamı tehdit eden sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.
Sağlık Bakanlığı mevzuatına göre damar içi tüm uygulamaların yalnızca yetkili sağlık kuruluşlarında; yani hastane, tıp merkezi ve polikliniklerde, hekim reçetesi veya hekim kontrolüyle yapılması gerektiğini hatırlattı.
Toplumda doğru sanılan yanlışlar
Toplumda serum ve damar yoluyla vitamin uygulamalarına ilişkin yanlış inanışların bulunduğunu belirten Karahan, "Serum aldım sonucunda kendimi enerjik hissettim" düşüncesinin sık karşılaşılan bir tepki olduğunu söyledi.
Karahan, hissedilen rahatlamanın çoğunlukla damar yoluyla verilen serum fizyolojik gibi sıvıların dehidratasyonu gidermesi ve kişinin tedavinin fayda sağlayacağına inanmasından kaynaklanan plasebo etkisiyle oluştuğunu ifade etti.
Bir diğer yanlış inanışın ise "Damar verilen vitamin fazlası atılır, zarar vermez" düşüncesi olduğunu belirten Karahan, aksine yüksek doz vitaminlerin böbrek fonksiyonlarını bozabileceğini ve böbrek taşı oluşumuna neden olabileceğini söyledi.
Grip sırasında serum takılmasının iyileşmeyi hızlandıracağı yönündeki düşüncenin de doğru olmadığını ifade eden Karahan, viral enfeksiyonların tedavisinin istirahat, semptomatik takip ve doğru beslenme olduğunu, serumun grip etkeni olan virüsü yok etmediğini belirtti.
Karahan, gribi önlemenin en etkili yollarından birinin ise mevsim başlamadan grip aşısı yaptırmak olduğunu kaydetti.

Güçlü bağışıklık için yaşam tarzı önerileri
Güçlü bir bağışıklık sisteminin damar yoluyla verilen sıvılarla değil, sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarıyla desteklenebileceğini belirten Karahan, dengeli beslenme, kaliteli uyku, düzenli fiziksel aktivite, yeterli su tüketimi ve stres yönetiminin önemine dikkat çekti.
Karahan; farklı sebze ve meyvelerin yer aldığı, antioksidan açısından zengin Akdeniz tipi beslenme modelinin sağlıklı yaşam için önemli katkılar sağladığını ifade etti.
Karahan, vücudun doğal uyku-uyanıklık düzenine uygun şekilde her gece 7-8 saat kesintisiz uyumanın bağışıklık sistemi için önemli olduğunu belirterek, haftada en az 150 dakika orta şiddette egzersizin faydalı olduğunu söyledi.
Altta yatan hastalığı bulunan kişilerde egzersiz ve beslenme önerilerinin mutlaka hekim kontrolünde ve diyetisyen eşliğinde belirlenmesi gerektiğini vurgulayan Karahan, gün içinde yeterli miktarda su tüketiminin de büyük önem taşıdığını ifade etti.
Kronik kortizol yüksekliğinin bağışıklık sistemini baskıladığını ve sık hastalanmaya neden olabileceğini belirten Karahan, bu nedenle kişinin iş dışında bir hobi edinmesinin veya farklı uğraşlarla stresini yönetmesinin faydalı olacağını söyledi.
“En etkili takviye doğru yaşam tarzıdır"
Karahan, serum ve damar yoluyla uygulanan vitamin takviyelerinin bir güzellik veya kişisel bakım yöntemi olarak görülmemesi gerektiğini belirtti. Bu uygulamaların yalnızca tıbbi gereklilik bulunması halinde yapılması gereken tedavi yöntemleri olduğunu ifade etti.
Hekim muayenesi ve kan tahlili yapılmadan, acil müdahale imkanı bulunmayan ortamlarda damar içi uygulama yaptırılmaması gerektiğini vurgulayan Karahan, sözlerine şöyle devam etti:
"Serum ve IV vitamin takviyeleri bir güzellik veya wellness ritüeli değil, tıbbi endikasyonu olması gereken invaziv tedavi yöntemleridir. Hekim muayenesi ve kan tahlili olmadan, acil müdahale imkanı bulunmayan mekanlarda kesinlikle damar içi uygulama yaptırmayınız. Sağlığın kestirme yolu yoktur; en etkili takviye doğru yaşam tarzıdır."




